Tarih Genel
TARİH:İnsanların, zaman ve mekan içerisinde geçirdikleri gelişmeleri ve bu insanların psiko-fizik hareketlerini, bu hareketlerin sebep-sonuç ilişkilerine dayanan ortak değerlerini araştırır ve tasvir eder.
Yapmış olduğumuz tanımdan da anlaşılacağı üzere bir tarihi olayın gerçekleşebilmesi; insan unsuru, coğrafya ve zamanla doğrudan bağlantılıdır. Çünkü tarihi yapan insandır. Bir tarihi olayın gerçekleşmesinde yaşamla kültür coğrafyasının çok büyük bir önemi vardır.Farklı kültür coğrafyalarında yaşamlarını sürdürmüş olan insanların tarihi ve kültürel gelişimleri de birbirinden farklılık gösterir.bu itibarla tarihi bir olayın anlaşılabilmesi için belirli bir toplumun yaşamış olduğu coğrafyanın özelliklerinin çok iyi bilinmesi gerekir.Çünkü ormanlık coğrafyalarda yaşayanlarla deniz kenarında yaşayanların,bozkırlarda yaşayanlarla çöllerde yaşayanların hayatlarının aynı olmadığı bir gerçektir. Bu nedenle tarihi gelişimlerinin de birbirinden farklı olduğu dikkati çekmektedir.
KRONOLOJİ:Olayların öncelik ve sonralıklarının belirlenerek belirli bir sıraya konulmasıdır.Eğer zaman kavramı ortadan kalkmış olsaydı;tarihi olayların önceliği veya sonralığı belirlenemeyecekti. Bir tarihi olayın neyin sonucunda ortaya çıktığı tespit edilemeyecekti.
Günümüzden geriye doğru gidildikçe kronoloji problemleri ile karşılaşılmaktadır. Yeterli derecede yazılı belgenin bulunulamaması tarihi olayların kronolojilerinin sağlıklı bir biçimde kurulabilmesine imkan vermemektedir. Bu itibarla Eski Çağ sınırları içerisinde bazı dönemler aydınlatılamamaktadır.daha başka bir ifade ile kronolojik olarak bir zaman tayini yapabilme imkanı ortadan kalkmaktadır.
Ön Asya dünyasında, kronolojilerinin belirlenebilmesinde MÖ 1400’lere kadar mutlak kronolojinin kurulabilmesi mümkün olabilmektedir. Tarihi olayların belirlenebilmesinde çok fazla sapma dikkati çekmemektedir. Ancak MÖ 1400’lerden öncesi için nispi (yorum) kronolojisi devreye girmektedir.
Mezopotamya’da yazı ve yazı sistemlerinin kullanılmaya başlanması hemen hemen MÖ 3100 yılında başlamasına rağmen Anadolu’da yazını kullanılmaya başlaması (tarihi devirlerin başlaması) ancak MÖ II.bin yıllarında olmuştur. Ancak bu kültür coğrafyalarında tarihi devirlerin başlamış olması kronoloji problemlerini çözebilecek boyuta ulaşamamıştır.
İşte bilim adamları kronolojileri kurulamayan bu zaman aralıklarının belirlenebilmesi,tarihi olayların tarihlerini tespiti hususunda gayretler sarf etmişlerdir. Ellerindeki belge ve bilgiler birtakım farklı tarihlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu itibarla bilim adamları arasında uzun, orta ve kısa kronoloji benimseyicilerinin ortaya çıkmış olduğu dikkati çekmiştir.
Kesin olarak kronolojinin kurulabildiği dönemler içerisinde de birtakım kronoloji problemlerinin var olduğu zaman aralıkları da dikkati çekmektedir. Örneğin; Anadolu’da MÖ 12-8.yy arasında ki tarihi olayların kronolojisini kurabilmek mümkün olmamaktadır. Bu dört asırlık zaman sürecini aydınlatabilecek arkeolojik ve filolojik belgeye rastlanılamamıştır. Belgelerin yetersizliğinden bu dönem karanlıkta kalmıştır ve bilim adamları tarafından da Karanlık Devir olarak belirtilmiştir.
Kronolojilerin kurulabilmesinde; kral listelerinden, yıllıklardan, senkronik (çağdaş) kayıt ve kaynaklardan da yararlanılabilmektedir. Özellikle Mısır’da tarihi olaylar daha iyi kaydedildiğinden Mezopotamya ve Anadolu’nun tarihinin aydınlatılmasında yararlanılır. Bunlar senkronik kaynaklar olarak belirtilmektedir. Bazı, kesin tarih belirlemeye imkan veren olaylar da dikkati çekmektedir. Örneğin; Mısır belgelerinde Sothis (Sirrus) Yıldızı’nın Güneş ile ufukta aynı hizada görüldüğü tarih belirtilmektedir. Romalı yazar Censorinus bu yıldızın MS 139 yılında Güneş ile aynı hizada görüldüğünü yazmaktadır. Buradan hareketle Sothis Yıldızı’nın ne zaman Güneş ile ufukta aynı hizaya geldiğinin tarihi hesaplanabilmektedir.
Ön Asya dünyasında yalnız tarihi devirlerin değil tarih öncesi (prohistorik) devirlerin aydınlatılmasında ve bu dönemlerin kronolojilerinin kurulabilmesinde birtakım tarihleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır.
TARİHLENDİRME YÖNTEMLERİ
Hem tarih öncesi devirlerin hem de tarihi devirlerin zamanlarının belirlenmesinde birtakım tarihlendirme yöntemlerinden yararlanmak suretiyle belirli kültür coğrafyalarının kronolojilerinin kurulabilmesi mümkün olabilmektedir. Bu yöntemlerde arkeolojik materyaller değerlendirilmektedir. Yöntemler arasında ;dentrokronoloji,radyo karbon, termolünesans, elektron spin rezonans vb. sayılabilir.
Dentrokronoloji: Ağaç halkalarının sayımı esasına dayanmaktadır.arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkartılmış olan ağaç kütüklerinin halkalarının sayılması ve başka örneklerle çakıştırılmak suretiyle yeniden eskiye doğru kronoloji kurulması esasına dayanır. Böyle bir işlemin yapılabilmesi için ortaya çıkartılmış olan örneklerin halkalarının sayılabilir özellikte olması yani sağlam olması gerekir. Ayrıca örneklerin belirli bir iklimin sonucunda yetişmiş ağaç örnekleri olmaları da esastır. Anadolu’da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda MÖ 2000’lerden itibaren bu tür örneklere rastlanılmıştır. En güzel örnekler; Gordion’da Ardıç ve Çam kütükleri bulunmuştur. Şüphesiz Anadolu dışında başka kültür coğrafyalarında da bu tür ahşap kalıntılar ortaya çıkartılmıştır.
Dentrokronoloji, maddi kültür unsurlarının tarihlerinin tespitine imkan vermektedir. Aynı zamanda radyo karbon yöntemiyle tespit edilmiş tarihlerin doğruluklarının belirlenmesine de katkı sağlamaktadır.
Radyo Karbon: Bu yöntem tarihleme yöntemleri içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Son yapılan çalışmalarda günümüzden 50.000 yıl öncesine kadar olan dönemin kronolojisinin kurulabilmesinde bu yöntemden yararlanılabilmektedir. Çok geniş zaman dilimine ait kalıntıların tarihlendirilmelerine imkan verdiği gibi çok çeşitli buluntuların yaşı bu tarihlendirme yöntemiyle belirlenmektedir.Dolayısıyla buluntunun çıkartılmış olduğu kültür katmanının yaşı da bu yöntem sayesinde belirlenebilmektedir. Son yıllarda yöntemin tarihlendirmede daha da sağlıklı sonuçlar vermesine çalışılmış, özellikle tarihleri iyi bilinen kültür tabakalarından buluntular bu tarihleme yöntemiyle tarihlendirilmek suretiyle test edilmiştir. Bu yöntemle; bitki artıkları, hayvan kemikleri,çeşitli bitki tohumları vb. örnek alınmak suretiyle tarihleri tespit edilmiştir.
Özellikle kemikleri de örnek alan tarihlemenin yapılabilmesi güç olmakla birlikte onların tarihlendirmelerinde daha sağlıklı sonuçlar alınabilmiştir. Dolayısıyla değişik kültür coğrafyalarında bol miktarda kemik malzemenin bulunmuş olması bundan böyle radyo karbon yöntemiyle onların tarihlerinin belirlenebilmesi bu yöntem açısından değer taşımaktadır.
Termolünesans: Bazı maddeler ısıtıldıkları zaman ışıma yapmaktadırlar. Termolünesans, ısıtma ile ışıma anlamına gelir. Maddelerin ısıtılmaları sonucunda saçmış oldukları ışık onlarda birikmiş olan enerjiyi vermektedir. Işıma miktarı kadar enerjinin olduğu anlaşılabilmektedir. Bu yöntemler maddede ki enerjinin ne kadar zamanda biriktiği belirlenmek suretiyle maddenin yaşı belirlenebilmektedir.
Elektron Spin Rezonans:Bu yöntemde termolünesans yöntemi ile aynı prensibi paylaşmaktadır. Bu yönteme göre daha gelişmiş bir yöntemdir. Bir örnek üzerinde birden fazla deneme yapılabilmektedir. Yaşı belirlenecek maddenin büyük ya da küçük olması fazla önem taşımaz. Daha fazla çeşit üzerinde deneme yapmaya imkan vermesi açısından termolünesans yönteminden farklılık göstermektedir.
Tarihte bazı olayların belirli bir tarihten önce olabileceği bazılarının da belirli bir tarihten sonra olabileceği çıkartılabilmektedir. Dolayısıyla kronoloji kurulurken öncelik ve sonralıkların tespiti mümkün olabilmektedir.. bunun için bilim aleminde terminus ante quem, terminus post quem tabirleri kullanılmaktadır.
Terminus ante quem;belirli bir tarihten sonra olamaz önce olabilir, Terminus post quem; belirli bir tarihten önce olamaz sonra olabilir.
Örneğin; Gordion kazılarında yangın izine rastlanılmıştır. Bu yangın Kimmerler Gordion’u tahrip etmeden önce olamaz; sonra olabilir. Dolayısıyla yangın izi burada bizim için bir terminus ante quem’dir.
ANADOLU’NUN TARİH ÖNCESİ DEVİRLERİ
