“İçim rahat”
“İçim rahat”
Burası petersburg... ve söz Kral Fatih Tekke’de: ‘Dünyalar kadar sevdiğim kulübüme saha içi emeğin dışında para da kazandırdım. Ünlü ekipler de istedi ama Zenit kadar para vermedi. Ben de takımımı düşündüğüm için burayı seçtim.’ 30.08.2006







Navsky Prospect’te buldum uzun uğraşlardan sonra Fatih Tekke’yi... Tarihe damga vurmuş bu caddede yürümek değişik bir duygu. İşte Rusların deyimiyle ‘Sultan’ı tek başına yürürken görüyorum aniden, elleri cebinde bakınıyor...
Dünyayı sarsan devrimci hareketin başladığı yer Navsky ama şimdi ‘Sahibinden ve kullanılmış Komünizm’ satıyorlar bu caddelerde. Ekmek parası olmuş yaşanmış hayatlar ‘Kapitalizm’in kucağında...
Fatih biliyor muydu acaba o yürüdüğü sokaklarda kaç milyon kişinin kellesi gitmiş ideolojiler, rejimler uğruna. Benim de çok bildiğimden değil bakmayın, üniversite dağarcığıma ek olarak azıcık da okuyup geldim buraya. Ama farz oldu ilk fırsatta tekrar gelmek.
Tekke’nin karşısına çıktığımda ‘Niye geldin, ben röportaj yapmak istemiyorum?’ demez mi ‘komünizmin göbeğinde’. Daha yeni ‘merhaba’ demiştik halbuki... Aldı mı beni stres, zaten oteller fahiş fiyatlarda, taksi yok, sokaktan araba çevirip gidiyorsunuz, 3,5 saatlik uçak yolculuğuyla gelmişim, sinir basmış! Bir de Fatih’in sürprizi...
Muhabbetimizin ilerlediği hatta ‘artık benim de ağabeyim boyutuna’ geldiğimiz tatlı dilli Salih Ağabey’i kendisiyle konuşmuş ve Fatih de ‘ok’ vermişti ama şaka yapıyordu herhalde. Yapmıyormuş da neyse ki ikna etmeyi başardık ve sevmediği basına ilk röportajı verdirdik...
İşte kesintisiz muhabbetimiz;
Avrupa´ya gideceğini düşünürken hedeflerine uygun olmadığını söylediğin bir takıma geldin.
Ne demeye getireceksin, para için mi geldim yani? (Sinirden patlayacak gibi. Basına bu ne öfke!)
O anlamda söylemedim. Seni Arsenal’de görseydim daha memnun olurdum örneğin...
Kulüp verseydi giderdim. Everton, Blackburn, Hertha Berlin’e de gidebilirdik ama kulüp bonservis parası olarak çok yüksek meblağ istediği için buraya geldik. İnsiyatif elimde değildi. Ancak sözleşmem bittiği zaman bu insiyatifi kullanabilirdim. İstendiği için Zenit’e geldim ve burada gayet mutluyum. Rusya Ligi’ndeki takımlar Türkiye’deki takımlardan daha kaliteli gibi geliyor bana. Önce farklı düşünmüştüm ama oynayıp seyrettikçe Türkiye’den daha kaliteli görmeye başladım.
Rusya Ligi’ne senin gözünden bakabilir miyiz?
Burada CSKA, Lokomotif Moskova gibi güçlü takım ve oyuncular var. Rusya Milli Takımı’ndan ve Norveçli, Güney Koreli milliler var. Kesinlikle iyiler. Türkiye’nin sıkıntıları çok var. Burada oynayabilecek kalitede çok oyuncu var ama mantalitede eksiklikler var. Türkiye’de çoğu şey değişmez. Türk futbolcusu rahat olmadığı, dış baskılar bitmediği sürece hiçbir şey olmaz. Bu stresle başarılı olma şansları yok.
‘Çok rahatım ve kafamı tamamen oyuna verebiliyorum’ diyorsun net olarak.
Evet.
Avrupa’ya giden futbolcular, eğer gurbetçi değilse isyanları oynayıp dönmek istiyorlar. Sende böyle bir şey görmedim.
İsyanım olmaz. Gayet rahatım sadece bileğim biraz ağrıyor ona canım sıkılıyor. Mutluyum. Türk futbolunun içindeki negatif ortamdan uzaktayım. Rahatım, insanların ilgi alakası gayet seviyeli.
Türkiye’de çok stres içinde miydin?
Türkiye’de en başarılı futbolcu da olsanız mutlu olamıyorsunuz. Avrupa’dan oyuncular gelir Türkiye’ye ve bizim oyuncular onları anlamazlardı. Örneğin; ‘adaptasyon dönemi’ deyip dururlar.
Şimdi onları anlıyor musun?
Vallahi çok zormuş. Güzel bir soru bu.
Sağol beğendin yani sorumuzu.
Evet (Gülüyor, neyse rahatladı)... Allahtan gelir gelmez gol attım ve lig devam ediyordu. Bunlar çok önemliydi. Lig dönemi oyuncuların anlaşması daha rahat oluyor. Gülüyorsunuz, üzülüyorsunuz, seviniyorsunuz, gol atıp yiyorsunuz ve böylece bir şeyler paylaşıyorsunuz. Eğer kamp olsa var ya, günler geçmezdi ve nasıl anlaşacaktık bilmiyorum. İdmandan odana git gel, başka ne yapacaktın. Şimdi deplasmana gidiyoruz filan hareket var.
Arkadaş edindin mi hemen?
Evet aradaki diyalogları geliştiren bir kaç çocuk var. Sevimli arkadaşlar. Dil bilmiyorsun zor tabi, yardımcı oluyorlar. Gerçekten zormuş. Bize gelen oyuncular hep ‘alışma süreci’ derlerdi, ben de içimden düşünürdüm ‘Futbolda ne süreci yahu, futbol işte’ derdim, ama geldim ve gördüm, gerçekten varmış. Sahanın içerisinde seni anlamaları lazım, sen de onları anlamalısın.
Saha içinde sıkıntın çok var mı?
Takımla ilgili ciddi problemlerim var, çünkü daha henüz birbirimizi anlayamadık hâlâ. Yanında oynadığın adam forvet, senin ne zaman ön direğe koşacağını bilmiyor. Ortayı yapacak adam seni tanımıyor. Ama Türkiye´deki arkadaşın çok iyi biliyor ki; Fatih ön direğe gelecek. Veya Fatih burada verkaça girecek, araya koşacak. Geçen hafta sıkıntı o kadar arttı ki baktım olacak gibi değil, başladım orta sahaya gidip top almaya. Normalde hiç gitmemem lazım. Mecburen başka görevler üstlendim.
Kendi ekmeğini kendin çıkartıyorsun.
Aynen öyle. Ama başarı geldikçe mutlu oluyorsun ve onlara katkı yaptığını düşündükleri için diyaloglar olumlu gelişiyor.
Türkiye’ye gelen yabancılara ‘Hangi Türkçe kelimeleri öğrendin?’ diye sorarlar.
Rusça kelimeler kaptın mı?
´Teşekkür ederim´u, ‘Seviyorum’u öğrendim.
O niye?
‘Çayı seviyorum’ diyor, çay istiyorum. Çay da çay zaten. Aynı. Güle güle, iyi akşamlar, sabah, öğle, akşam yemeği, merhaba, görüşürüz...
Peki saha içinden kelime yok mu?
Yok ne olacak ki? ‘Davay davay’ sadece. ‘Hadi hadi’ demek.
Kafaya yükseldin daha müsaitsen bana bırak nasıl diyorsun?
Onları İngilizce hallediyoruz.
Biliyorsun İngilizce...
Anlaşacak kadar.
Türkiye’ye gelen forvetlerin haftalarca gol atamadığı oluyor. Sen biraz şanslısın galiba! 7 hafta gol atamasan ne olurdu?
Tabi canım atamasan yandın. Düşünsenize adamlar tarihlerindeki en pahalı transferi yapmışlar gel 7 hafta gol atama. Taraftarın, hocanın, yönetimin güvenini kaybedersin ayrıca kendine de inancın kalmaz. Ama bu, futbolcunun kaliteli olup olmadığını göstermez.
Gol attığında farklı insanlara koştun. Neler hissettin?
Sevindim mi kime koşacağım. Artık onlar benim taraftarım.
Rus basınıyla aran nasıl?
Sadece Cuma günü basına açık idman, gelip seyrediyorlar. Onun dışında kesinlikle yok.
Günlerin nasıl geçiyor?
İdmandan geliyorum. ‘Antalya’ adında bir Türk restoranı var, oraya gidiyorum. Yeni gelen Türkler oluyor onlarla sohbet ediyorum. 2-3 saat takılıp otele gelip İngilizce çalışıyorum, bir de yatıyorum. Gördüğün gibi tur atıyorum.
Tanıyan çok oluyor mu?
Hayır daha tam tanımıyorlar. Ya da sokakta dolaşmama inanamıyor olabilirler (gülüyor).
Bugüne kadar ingilizce öğrenmemene yanıyorsundur herhalde?
Ya! Benim dil öğrenememe rahatsızlığım var. Çalışıyorum çalışıyorum olmuyor. (Kahkaha atıyor, yürü Fatih Tekke. Sinir harbi bitti omuz omuza koşacağız az sonra)
Herkes Okan ve Emre’nin İtalya’ya gidişinde kulübe kazandırmadığı parayla senin kazandırdığın parayı karşılaştırıyor. Genelde futbolcularda kulüpçülük yok profesyonellik vardır. Buraya gelmeyebilirdin ama yapmadın.
Olayın duygusal tarafı bu evet. Yaşadıkça, Trabzonspor’un benim için ne kadar önemli olduğunu hissettim. Kulübümün kendi iç bünyesi dışında dostları olmadığını gördüm.
Örnek verir misin?
Trabzonspor’a yapılanlar ortadadır. Trabzonspor için her şeyi yaptım. Sahanın içinde başarılı olup olmamak apayrı bir şey, tartışılabilir ama ben ‘kulübüm için bir şey yaptım, kazandırdım’ diyebiliyorum. Daha büyük mutluluk olmaz. Bu da Türkiye’de kimseye nasip olmamış kadar büyük ve pesin bir para. 7 milyon 400 bin euro. Avrupa standartlarının çok çok üzerinde bir para.
Avrupa’da bir takıma gitseydin bu kadar kazandırmazdın herhalde!
Yarısını bile kazandıramazdım. Avrupa’da kimse bu paraları telaffuz etmiyor artık. Ama takımımız iyi gitmiyor üzülüyorum. bir şeyler kazandırdım ama karşılığını göremeyince olmuyor.
İhtiyaç var mı sana orada şu anda?
Türkiye’de herkes her şekilde ve kısa sürede unutulur. İşler yolunda gidince unutulur, kötü gidince ortaya çıkarılırsın. Yani belli bir yerde değer olarak durmazsın.
Bu bağlamda soruyorum ‘Yıllarca milli takıma layık görmediler beni’ dedin. Bunu Trabzonspor’da olduğun için mi böyle olduğunu düşünüyorsun?
Kesinlikle. Şu andaki performansımın 10 katında olduğum zamanlar oldu. Kimse değer olarak bakmıyor ki. Yeni yeni Fatih hoca gençlere bakıyor ve ´O´ gençler için büyük şans.
Aurelio’nun milli olması konusunda ne düşünüyorsun?
Bu soru neden başkasına değil de bana soruluyor.
Herkese sorulabilir.
Ben nasıl buna cevap vereyim ki, Aurelio çok iyi insan ama açıklama yapmam doğru olmaz.
Neleri garipsedin burada?
Bavulunu kendin taşıyorsun. Türkiye’de malzemeci ağabeylerimiz taşıdığı için geçen maç kramponumu kulüpte unutmuşum. Maç öncesi zar zor yetiştirdik. 2-2’lik maçtan sonra da dünya umurlarında değildi, gülüp eğlendiler. Ne yapacağımı şaşırdım. Bir de sabahın köründe bile herkesin elinde kocaman şişe var içip duruyorlar.
Votka mı?
Bilmiyorum ama bir adam 24 saat nasıl içer anlamadım.
Maçlar kar altında ve çamurda oynandığı zaman performansını etkileyecektir mutlaka.
Karda 3-5 hafta oynuyorlarmış ama kuru soğukta betondan sertmiş. Kesinlikle performansımı etkiler.
Herkes senden 20-30 gol bekliyor.
Yok 61 tane olsun. Nasip. Benim esas yerim forvet arkası. Koydular ileriye beni öyle kaldım. Forveti aslında çok sevmiyorum ama bundan sonra da herhalde değişmez.
Fenerbahçe’ye geldin gittin sanki bir ara.
Sorma bunu ya! Varsa da ben hiçbir şey bilmiyorum. Öyle bir şey olsa söylerdim
Ama sanki bir ara oldu bu iş!...
Zenit’teyim. Oluyor muydu, gidiyor muydu geçti... Boşver, yeni gündem yaratmaya gerek yok.
Boşverdim... St. Petersburg’u gelmeden önce araştırdın mı?
Hayır. Ben mimarisinden ‘o’sundan ‘bu’sundan anlamam. Binalar yüksek, aynı hizada ve tarihi. Dışarıdan görünüşleri, nehirler, yerleşimler mükemmel. Gelen herkes hayran oluyor. Vatandaşlarımız dünyanın en güzel yeri olduğunu söylüyorlar.
Şehrin yeni olduğunu biliyor musun?
Evet Petro kurmuş. Akıllıymış (kahkahalarımızın sayısı iyice arttı)
...
Buranın eski adı Leningrad. Almanlarla savaşta buranın kapılarına kadar dayanmışlar. Soğuk çok fazlaymış 1 milyonun üzerinde adam ölmüş biliyorum. Şehrin güzelliği falan benim için önemli değil. Hayatta kalkıp müzeye gitmem.
Devrimci hareketin buradan başladığını biliyor muydun?
Hayır, senden duydum.
Ev baktın mı?
Eşim gelene kadar ev işine bakıyorum, ama beğenemedim. Burada öyle bizdeki gibi evler yok. Beğenmezsem otelde kalırım, ama ne kadar dayanırım bilemiyorum.
Ülke olarak başarılarının devamını diliyoruz. Kolay gelsin...
