Osmanli Devleti Yükselme Dönemi

RSS Feeds

Osmanli Devleti Yükselme Dönemi


II. Beyazıt Devri (1481-1512)
Fatih çıktığı bir sefer sırasında hastalanarak ölünce tahta çıkması için Amasya valisi olan Beyazıt ve Karaman valisi olan Cem Sultana haber gönderildi.
Devşirme kökenli devlet adamları Beyazıt’ı, Türk kökenliler ise Cem Sultanı tutuyordu. Cem Sultana giden haberci yolda öldürülünce Beyazıt gelerek tahta çıktı.Bu olay Osmanlı tarihinde 15 yıl sürecek bir sorunun doğmasına sebep oldu.
Cem Sultan II. Beyazıt’ın hükümdarlığını tanımayarak Bursa’ya geldi. Hakimiyet alameti olarak adına hutbe okutarak para bastırdı. Devletin paylaşılmasını Anadolu’nun kendisine verilmesini istedi. Başlayan savaşta yenilerek çekilmek zorunda kaldı.
Konya’ya gelerek Karamanoğullarının desteğini aldı. Daha sonra sırasıyla Şam’a ve Mısır’a gitti. Memluklar Cem Sultanı desteklediler. Aldığı yadımlarlarla Anadolu’ya giren Cem Sultan Akşehir’de yapılan savaşı kaybetti. Rodos şövalyelerine sığınmak zorunda kaldı. (1492) Böylece Cem Sultan sorunu iç sorunken Avrupa sorunu haline geldi. Önce Fransa’ya daha sonra Vatikan’a gönderildi. 25 şubat 1495’te hastalanarak öldü.
Sonuçları:
1. Devşirme kökenli devlet adamları ile Türk soylu devlet adamları arasında rekabet hızlandı.
2. Memluklularla ilişkiler bozulmuş savaşlar başlamıştır.
3. Endülüs Emevilerine yardım yapılamadı.
4. Karamanoğulları yeniden sorun olmuş bu beyliğe kesin olarak son verilmiştir. (1463)
5. Fetihler duraklamıştır. Büyük ekonomik kayıplar olmuş, büyük miktarlarda haraçlar verilmiştir.
6. II. Beyazıt’ın hükümdarlık süresinin hemen hemen yarısı bu mücadeleyle geçmiştir.
Siyasal Olaylar
II. Beyazıt dönemi önceki dönemlere nazaran sönük geçmiştir. Bunun en önemli sebepleri Cem Sultan sorunu ve II. Beyazıt’ın Sakin barış taraftarı kişiliğidir.
Osmanlı-Memluk İlişkileri
Fatih döneminde bozulmaya başlayan ilişkiler bu dönemde savaşlar yapılmasına sebep oldu.Bunun sebepleri:
1. Memlukluların Dulkadiroğullarının iç işlerine karışması
2. Memlukluların Ramazanoğullarını egemenlikleri altına almak istemesi
3. Cem Sultanı himaye etmeleri ve destek vermeleri
4. Karamanoğullarını himaye etmeleri
5. Hindistan’daki Gücerat hükümdarı II.Mahmut Şah tarafından Osmanlı devletine gelen elçilik heyetini durdurmaları ve hediyelere el koymaları
gibi nedenlerle iki taraf arasında 1485’te savaşlar başladı.Çukurova ve Toroslar bölgesinde yapılan savaşlarda iki tarafta başarılı olamadı. Tunus hükümdarının araya girmesi ile barış yapıldı (1491). Çukurova bölgesi Mekke ve Medine evkafı olduğu için Memluklara bırakıldı.
Osmanlı-Venedik Savaşları
İstanbul’un fethi ile Osmanlı-Venedik ilişkileri bozulmuştu. Fatih döneminde uzun savaşlardan sonra bir takım imtiyazlar verilerek haçlı birliğinden ayrılmışlardı. Ancak Osmanlı aleyhine çalışmalara devam ediyorlar, Mora halkını kışkırtıyorlardı.Böylece Osmanlı Venedik savaşları yeniden başladı.
Karadan ve denizden kuşatılan İnebahtı (1499) ardından Modon, Koron ve Navarin kaleleri ele geçirildi.Yunan adaları da alınınca Venedik barış istedi.Yapılan barışla aldıkları yerler Osmanlıda kalması koşulu kabul edildi. (1502)
Osmanlı-Safevi İlişkileri
15. yy da Akkoyunlu egemenliğine son veren Şah İsmail’in kurduğu Safeviler güçlü bir devlet haline gelmişlerdi. Türk asıllı olan bu devlet Şii inanışına sahipti.
Safevi devleti Şii propagandacılar göndererek Anadolu’da Şiiliği yaymaya çalışıyor, halkı isyana teşvik ediyordu. II. Beyazıt olaylara müdahale etmekte gecikiyordu. Özellikle Tekeli yöresinde isyanlar çıkmıştır. Şahkulu isyanı zorlukla bastırılabildi.
Bu Şii hareketi II. Beyazıt’ın gevşekliğini göstermiş ve Şehzade Selim babasına karşı mücadeleye başlamıştır.
Boğdan’ın Fethinin Tamamlanması ve Lehistan ile ilk Savaşlar
Boğdan voyvodasının Macarlarla anlaşması üzerine 1484’te Kili ve Akkerman kaleleri alınarak Boğdan’ın Fethi kesinleşti. Böylece Osmanlı ve Kırım toprakları karadan birleşti.
Bunun üzerine bölgeye asker gönderen Leh kuvvetleri püskürtüldü. Bu ilk Osmanlı-Leh savaşıdır.
I. SELİM (YAVUZ) DEVRİ (1512-1520)
Fatih döneminde oldukça büyüyen devlet II. Beyazıt döneminde durgunluk dönemine girmişti. Yavuz döneminde hızlı genişleme tekrar başladı. Bu kısa saltanat döneminde devletin toprakları iki buçuk kat arttı.
II. Beyazıt’ın Tahtan İndirilmesi
II. Beyazıt’ın 3 oğlu vardı. Geleneklere göre oğullarını çeşitli eyaletlere vali olarak göndermişti. Şehzade Korkut Manisa’da, Şehzade Ahmet Amasya’da,Yavuz Selim Trabzon’da idi.
Şehzade Selim Trabzon’da Şah İsmail’in politikasını daha iyi görüyor ve babasının olaylara yaklaşımını beğenmiyordu. Bu amaçla tahta çıkmak istiyordu.
Devlet adamları ise büyük oğul şehzade Ahmet taraftarı idi. Bunun üzerine Yavuz harekete geçerek Rumeli’de kendisine sancak verilmesini istedi. Törelere aykırı olduğu için bu isteği ret edildi.
Açıktan mücadeleye giren Yavuz Kefe’de sancak beyi olan oğlu Süleyman’dan yardım alarak Trakya’ya geçti. Oyalamak için Köstendil sancağı kendisine verildi. Şehzade Ahmet tahta çıkarılmaya çalışıldı. Baba oğul Karıştıran ovasında karşı karşıya geldi. Yavuz yenilmesine rağmen yeniçerilerin isteğiyle babasının tahta terk etmesi sonucu hükümdar oldu. (1512)
Kardeşler Arası Mücadele
Yavuz’un bu şekilde tahta çıkmasına kardeşleri karşı çıktılar. Bunun sebepleri: Bu durum geleneklere uygun değildi ve kendileri yaşça büyük olduğu için tahta daha yakın olduklarını düşünüyorlardı.
Kardeşlerini ikna edemeyen Yavuz, devlet adamlarının ağzından sahte mektuplar yazdırarak kardeşlerini harekete geçirdi. Şehzade Korkut 1513’te yakalanarak boğduruldu. Yenişehir’de savaşa girişen Ahmet yakalanarak idam edildi. Böylece taht kavgaları önlenerek istikrar sağlanmış oldu.
Osmanlı-İran İlişkileri ve Çaldıran Savaşı (1514)
Şah İsmail safevi devletini kurunca Şiiliği resmi mezhep haline getirmişti. Ajanlar vasıtasıyla Şiiliği Anadolu’da yaymaya çalışıyordu. Trabzon valiliği sırasında Yavuz bu durumu görmüş ve babasının yumuşak politikasını tasvip etmediğinden mücadeleye girişmişti. Tahta çıktıktan sonra İran sorunu ile ilgilenmeye başladı.
İlk olarak Anadolu’da Şii nüfusunu saydırarak ileri gelenlerini ortadan kaldırttı. Devrin şeyhülislamından fetva alarak İstanbul’dan yola çıktı. Dulkadiroğullarından yardım istediyse de bu teklifi geri çevrildi. Beylik Yavuz’a karşı düşmanca tutum içine girdi. Yavuz’un amacı ilişki kurduğu Orta Asya hanlıkları ile aradaki Safevi engelini kaldırmak ticaret yollarına tamamen hakim olmaktı.
Şah İsmail Venedik ile ittifak yapmak istediyse de başarılı olamadı. Kısa süre içinde Safevi ordusu dağıtıldı. Şah İsmail güçlükle kaçabildi. Karısı, tahtı ve hazinesi ele geçirildi. Osmanlı ordusu Tebriz’e girdi. Yavuz ilerlemek istediyse de ordunun huzursuzluğu yüzünden geri çekilmek zorunda kaldı.
Seferin Sonuçları:
1. Doğu Anadolu Osmanlı hakimiyetine girdi.
2. Kemah, Diyarbakır, Mardin alındı.
3. Şii sorunu bu dönem için çözüldü.
4. Anadolu’da ki Şii propagandası sona erdi.
5. Dulkadiroğulları beyliğine son verildi.
6. İran’ın hazinesi ve zenginlikleri İstanbul’a getirildi.
7. İranlı önemli bilginler İstanbul’a getirildi.
Dulkadiroğlu Beyliğine Son Verilmesi
Dulkadiroğulları beyliği İran seferinde Yavuz’a yardım etmediği gibi, Osmanlı devletinin yiyecek kervanlarına saldırmış ve Memluklularla işbirliği yapmıştı. Yavuz İran seferi dönüşü Turnadağ savaşı (1515) ile beyliği ortadan kaldırdı. Savaşın sebebi İran seferine yardım etmemeleri ve Memluklarla işbirliği yapmalarıdır.
Sonuçları:
1. Maraş çevresi Osmanlılara katıldı.
2. Anadolu birliği sağlandı.
3. Osmanlılar Memlukla komşu oldu.
4. Osmanlı-Memluk ilişkilerinde gerginlik yeniden başladı.
Osmanlı-Memluk İlişkileri Ve Mısır’ın Fethi
Fatih döneminden itibaren memluk Devleti ile ilişkiler kötüydü. II. Beyazıt döneminde savaşlar yapılmıştı. Yavuz döneminde ise Safavilerle ittifak arayışları Yavuz’un Mısır seferine sebep oldu.
Mısır Seferinin Sebepleri:
1. Mısır’ın iç durumunun iyi olmaması
2. Halkın ve devlet adamlarının Yavuz’u Çağırması
3. Portekizli korsanların Müslüman tüccarları engellemesi
4. Kutsal toprakların işgal edilmesi
5. Türk-İslam birliğini gerçekleştirmek
6. Mısır’ın ekonomik açıdan önemli olması
7. Önemli kara ve deniz yollarının kontrol altına alınmak istenmesi
İki ordu Halep önlerinde Mercidabık’ta karşı karşıya geldi. Osmanlı topçusunun üstünlüğü sayesinde savaş kazanıldı. (1516) Suriye ve Filistin Osmanlı hakimiyetine girdi. Memluk sultanı Kansu Gavri öldü.
Ridaniye Savaşı (1517)
Kansu Gavri’nin ölümüyle devletin başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı hakimiyetini kabul etmedi, Osmanlı elçilerini öldürttü, Venedik’ten top ve ateşli silahlar alarak Ridaniye’de güçlü bir savunma hattı oluşturdu.
Yavuz imkansız görünen bir işi başararak ordusuna 13 günde Sina çölünü geçirtti. Ridaniye’de Memluk ordusuna güneyden saldırarak sabit topları işe yaramaz bir hale getirdi.
Memluklar başarılı bir savunma verdiler. Hatta Tumanbay süvari hücumuyla Osmanlı karargahına kadar girdi. Padişah zannedilerek sadrazam Sinan Paşa öldürüldü. Ancak Osmanlı ordusunun ileri hareketiyle memluk ordusu dağıldı. Kaçan Tumanbay yakalanarak idam edildi.
Mısır Seferinin Sonuçları:
1. Suriye, Filistin, Mısır, Hicaz Osmanlı hakimiyetine girdi.
2. Son halife İstanbul’a gönderildi, halifelik Osmanlılara geçti.
3. Osmanlı devletinde teokratik özellik kesinleşti.
4. Suriye, Filistin ve Mısır’daki zengin hazineler Osmanlılara geçti.
5. Venedikliler Kıbrıs adasını ellerinde tuttuklarından dolayı Memluklulara verdikleri vergiyi Osmanlılara vermeye başladı.
6. Baharat yolu Osmanlılara geçti.(Ancak ticaret yolları değiştiği için beklenen kazanç elde edilememiştir.)
7. Mukaddes emanetler İstanbul’a getirildi.
8. Memluk devleti sona erdi.
9. Doğu Akdeniz de Osmanlı hakimiyeti güçlendi.
10. İslam birliği büyük ölçüde sağlandı.
Yavuz’un Ölümü ve Genel karakteri
Tarihimizin en büyük hükümdarlarından olan Yavuz Sultan Selim doğuya seferler yapmıştı. Bunun sebebi tehlikenin bu dönemde doğudan gelmesiydi. En büyük emeli Türk ve İslam dünyasını birleştirmekti.
Rodos veya Belgrat’a yapacağı tahmin edilen son seferinden önce şirpençe (aslan pençesi) adı verilen vücudun da çıkan bir çıbanın yanlış tedavisi sonucu hastalanarak vefat etti.
İlim adamlarını korur ve özel ilgi gösterirdi. Döneminde Osmanlı hazinesini hazine dairesi almamış, Yedikule zindanları da hazineyi saklamak amacıyla kullanılmıştır. Lüks ve ihtişamdan hoşlanmazdı. Sert bir mizaca sahipti. Devletin menfaatleri söz konusu olduğunda en acımasız kararları almaktan çekinmezdi.
Osmanlı toprakları döneminde 2.373.000 km2 den 6.557.000 km2 ulaştırdı.
Kanuni Sultan Süleyman Devri (1520-1566)
Yavuz’un ölümünden sonra taht mücadeleleri ile uğraşmadan tahta çıktı. Başka erkek kardeşi yoktu. Osmanlı devletinin zirve dönemidir.Gerileme döneminde kurumların işleyişi, düzen sebebiyle sürekli örnek gösterilmiş ve bu döneme dönme amaçlanmıştır.
Kanuni babasından; dolu bir hazine, güçlü bir ordu, tecrübeli devlet adamları, güçlü temeller üzerine oturmuş bir devlet, güvenliği sağlanmış bir doğu bölgesi devir almıştı. Bu faktörlerinde etkisiyle devleti doğuda ve batıda genişletti.
Batılılar I. Süleyman’ı Muhteşem Süleyman veya büyük sultan adıyla andılar. Kendi döneminde batıda; Macar, Avusturya ile, doğuda; İran’la denizlerde; Venedik, Papalık, Şarlken, Rodos ve Malta şövalyeleri, İspanya ve Portekizlilerle savaşmıştır. Fransa’ya yardım etmiş, bir takım imtiyazlar vermiştir.Osmanlı devletinde en uzun süre hüküm süren padişahtır. 46 yıl hüküm sürmüştür.
Saltanat kavgası görülmeyen bu dönemin başlangıcında iç isyanlar olmuştur.
İç İsyanlar
Bu dönemdeki iç isyanlar Mısır’daki isyanlar (*Canberdi Gazali İsyanı, Ahmet Paşa İsyanı) Anadolu’daki isyanlar (*Kalender Çelebi İsyanı, *Baba Zunnun İsyanı ) olarak iki kısımda inceleyebiliriz.
A. Canberdi Gazali İsyanı:
Memluk komutanlarından olan Gazali Mısır seferiyle Osmanlı hizmetine girmiş ve Şam valiliğine atanmıştı. Padişah değişikliğini haber alınca Memluk devletini yeniden kurmak için ayaklandı. Siyasi nitelikli isyandır.Mısır valisi Hayri beyin Osmanlıya sadık kalması ve kanuninin üzerine yürümesiyle kısa sürede bastırıldı.
B. Ahmet Paşa İsyanı
Ahmet Paşa ikinci vezirliğe kadar yükselmişti. Geleneklere göre sadrazam olma sırası kendisindeydi. Ancak Kanuni değişiklik yaparak sadrazamlığa Enderun’da İbrahim Ağayı atadı. Ahmet Paşa ise Mısır valiliğine gönderildi.
Mısır’da ayaklanan Ahmet Paşanın isyanı bölgedeki yeniçeriler tarafından bastırıldı.
C. Kalender Çelebi İsyanı
Tımarlarının elinden alınmasını bahane eden Kalender, sipahileri ile birlikte Mohaç savaşı devam ederken ayaklandı. Şiilerin, Dulkadiroğlu beyi Ali Bey taraftarlarının ve Safevi devletinin desteğini almıştı. Tımarı geri verilerek isyan bastırıldı.
D. Baba Zunnun İsyanı
Vergi yüzünden çıkan isyan ekonomik karakterlidir. Şii desteği de vardır.İsyan Yozgat’ta Bozoklu boy beyi Baba Zunnun tarafından çıkarılmıştır.Yozgat işgal edildi. Üzerlerine gönderilen bazı kuvvetleri yendiyse de isyan kontrol altına alındı.
Osmanlı Macar İlişkileri
Kuruluş döneminde balkanlarda en fazla mücadele edilen devletlerden birisi Macaristan’dı. Avrupa’ya geçişte stratejik bir rol oynuyordu. Fatih bölgeye iki başarısız seferde bulunmuştu. Kanuni, bölgeye sefer yapılmasını istedi. Önemli konumu olan Belgrat Macar krallının tutumu üzerine kuşatıldı. 15212’de şehir alındı.Çevrede bulunan Karlofça, Salakamen ve Ösek kaleleri ele geçirildi.
Bu sırada Avrupa’da Avusturya ile Fransa arasında hakimiyet mücadelesi sürüyordu. Avusturya kralı Şarlken 1525’ de Fransa kralı I. Fransuva’yı yenerek esir etmişti. Fransuva’nın annesi Kanuni’den yardım istedi.
Macar kralının erkek çocuğu olmadığı için taht hakkı akrabalık ilişkilerinden dolayı Avusturya kralı Şarlken hak iddia ediyordu. Osmanlı buna razı olmadı. Bunları bahane ederek Macaristan seferine çıkıldı.
Mohaç Savaşı ve Macaristan’ın Fethi (1526)
Kanuni Fransa kralına yardım amacıyla Macaristan’a yöneldi. Macar kralı II. Lui Kutsal Roma Germen imparatorluğuna ve güdümündeki Avusturya Arşüdükalığına güveniyordu. Kutsal Roma Germen imparatoru Şarlken ise Fransa ile savaş halindeydi.
Macar ve Osmanlı ordusu Mohaç ovasında karşılaştı.Turan savaş taktiği uygulanarak Macar ordusu imha edildi. Budapeşte alındı. Macar kralı savaş meydanında ölmüştü. Kanuni direk Macaristan’ı Osmanlı topraklarına katmamıştır. Fetih üç aşamada gerçekleşmiştir.
1) Mohaç zaferinden (1526) sonra Osmanlı himayesinde Macar soylularından Jan Zapola tahta çıkarılarak Macar krallığı kuruldu. Böylece Avusturya ile tampon bölge oluşturuldu.
2) 1533 İstanbul antlaşması ile Macaristan ikiye ayrıldı. Bir kısmı Avusturya’ya bırakıldı, bir kısmı Osmanlı himayesine alındı.
3) 1541 yılında Macaristan üçe ayrıldı. Bir kısmı Osmanlı egemenliğime girdi (Budin eyaleti), bir kısmı Erdel beyliği adıyla himaye altına alındı, kuzey Macaristan ise Avusturya’ya bırakıldı.
Osmanlı-Avusturya ilişkileri

Bu dönemde doğunun en güçlü devleti Osmanlı, batıda ise Kutsal Roma germen imparatorluğu idi. Macar sorunu yüzünden iki devlet karşı karşıya geldi. Macar tahtının Jan Zapola’ya verilmesini kabul etmeyen Avusturya Arşidükü Ferdinand Budin’i kuşattı. Osmanlı devleti Macaristan’a yardım göndererek Budin’i geri alıp Jan Zapola’ya geri verdi. Avusturya’ya göz dağı vermek amacıyla 1529’da Viyana kuşatıldı. Akıncılar şehrin içlerine kadar girdiler. Kuşatma kaldırıldı.Kuşatmanın kaldırılma sebepleri:
1) Hazırlıksız olunması ve büyük topların getirilmemesi
2) Kış mevsiminin başlaması
3) Yiyecek ve cephane sıkıntısı
4) Viyana surlarının çok sağlam olması
Kuşatma Avrupa’da büyük bir heyecan uyandırmıştır.

Almanya Seferi (1533)
Avusturya Arşidükü Ferdinand’ın Budin’i tekrar kuşatması üzerine Kanuni Almanya seferine çıktı. (1532) Budin alınarak Estergon’a kadar ilerlendi. Avusturya içlerine girilmesine rağmen ne Ferdinand ne de Şarlken Osmanlı ordusunun karşısına çıkmadı. Avusturya barış istedi. İran´la ilişkiler bozulmuştu. Osmanlı barışı kabul etti.1533 İstanbul Antlaşması yapıldı.
İstanbul Antlaşması 1533
1. Avusturya Arşidükası protokol bakımından sadrazama eşit olacak
2. Ferdinand Macar topraklarının elinde kalan kısmı için yılda 30.000 düka altın vergi verecek
3. jan Zapola’nın Macar krallığını tanıyacak
4. Macar kralı ile Avusturya arasında yapılan anlaşmalar Osmanlı padişahın onayıyla yürürlüğe girecek.
5. Ferdinand, Macar topraklarına saldırmayacak.
6. Anlaşma Ferdinand uyduğu sürece geçerli olacak.
Önemi:
 Macaristan ikiye ayrıldı.Bir kısmı Osmanlı himayesine, bir kısmı Avusturya’ya bırakıldı
 Osmanlı Avusturya üzerinde yaptırım gücüne sahip oldu.
 Avusturya Osmanlı devletinin üstünlüğünü tanıdı.
 Osmanlı devleti ile Avusturya arasında ilk resmi anlaşmadır.
Macaristan’ın Osmanlı Devletine Bağlanması
Macar kralı Yanoş 1540 yılında ölünce tahta küçük yaşta Sigismund çıktı. Avusturya bundan faydalanmayı düşünerek Macar topraklarına girdi. Böylece İstanbul Antlaşması bozuldu.
Kanuni Avusturya seferine çıktı. (1541) Budin’e giren Kanuni Sigismund’u Erdel beyliğine atadı. Osmanlı ordusunun aldığı bölgeyi Budin eyaleti adıyla Osmanlı devletine bağladı.Macaristan üç bölgeye ayrıldı:
1. Osmanlı devletine bağlanan Macaristan –Budin Eyaleti-
2. Sigismund’a verilen Osmanlı himayesindeki bölge –Erdel Beyliği-
3. Avusturya’nın elinde kalan topraklar –Kuzey Macaristan-
Ancak Avusturya Macaristan üzerindeki haklarından vazgeçmiyordu. Pek çok savaş yapıldı. 1543 yılında İstanbul antlaşması şartlarında barış yapıldıysa da 1551’de savaş yeniden başladı. Ferdinand barış istemek zorunda kaldı. 1533 yılında ki İstanbul Antlaşmasına benzer bir antlaşma daha yapıldı. Fakat çok uzun sürmedi. Kanuni son seferini Avusturya üzerine yapmıştır.
Zigetvar Seferi (1566)
Ferdinand’ın ölümü üzerine yerine Maksimilyen geçmişti. Yeni kral 1562 barışını bozarak Macaristan ve Erdel’e saldırdı.
Sadrazam Sokullu olmuştu. Kanuni 13. ve son seferine çıkarak, güçlü surlara sahip Zigetvar’ı kuşattı. Uzun bir direnişten sonra şehir düştü. Kanuni kuşatma devam ederken vefat etmiş, ancak bu durum ordunun moralinin bozulmaması için saklanmıştır.
Osmanlı-Fransa İlişkileri ve Kapitülasyonlar
İki ülke arasındaki ilişkiler Fransa kralı Fransuva’nın Alman İmparatoru Şarlken’e Pavia savaşında esir düşmesi ile başladı. 16. yy ilk çeyreğinde iki ülke batı Avrupa hakimiyeti mücadelesine girişmişlerdi. Osmanlı devleti Fransa’nın kendisinden yardım istemesi sonucu olaya karışıp Şarlken’e savaş ilan etti. Osmanlının bu tutumu Fransa’nın kendisine yaklaşmasına sebep oldu. Mohaç savaşından sonra Fransuva serbest bırakılmıştır. Fransa’nın isteği ile ticaret anlaşmaları yapılmıştır.
Fransa tarihinde kapitülasyonlar, bizim tarihimizde ise uhud-u atik veya imtiyazat-ı mahsusa olarak adlandırılan bu anlaşmalarla Fransızlar büyük haklar elde ettiler.
Fransa’ya Kapitülasyonların Verilmesinin Sebepleri
1. Avrupa Hıristiyan birliğini bozmak.
2. Osmanlıların Avrupa siyasetinde etkili olmasını sağlamak.
3. Akdeniz ticaretini canlandırmak.
4. Osmanlı gümrük gelirlerini artırmak.
5. Osmanlı üretimi olmayan malları ucuz ve kaliteli yoldan temin etmek.
6. Fransa’yı Kutsal Roma-Cermen İmp. Karşısında güçlü tutmak.
Önemli Maddeleri:
1. Fransız ticaret gemileri Osmanlı sularında serbestçe dolaşabilecek, istedikleri limana girebilecekti.
2. Fransız tacirlerden Türklerden alınan kadar gümrük vergisi alınacaktı. %5
3. Osmanlı ülkesine yerleşen Fransızlar serbestçe dinlerini yaşayabilecekti.
4. Fransız vatandaşları arasındaki davalara Fransız yargıç bakacaktı.
5. Fransız vatandaşları ile Türkler arasındaki davalara Türk hakim bakacak, ancak davada Fransız tercüman bulunacaktı.
6. Osmanlı topraklarında ölen veya gemisi batan Fransız tacirlerin malları Fransa’daki varislerine verilecekti.
7. Osmanlı tüccarları aynı haklardan Fransız topraklarında yararlanacaktı.
8. Bu imtiyazlar ancak imzalayan hükümdarlar sağ kaldığı müddetçe geçerli olacaktı.
Not:Osmanlı devleti yukarıda da sayılan sebeplerden ötürü bu hakları vermiştir.Anlaşmanın son maddesi önemlidir.Bu madde geçici olduğunu gösterir. Ancak zamanla bu hakların kapsamı genişletilmiş,1740 yılında I. Mahmut döneminde sürekli hale getirilmiş, başka devletlere de verilmiştir. Bu da Osmanlı ekonomisinin çökmesine sebep olmuştur.Kapitülasyonlar 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan anlaşması ile kaldırılabilmiştir.
Fatih döneminde Venedik’e verilen imtiyazlarla arasındaki en önemli fark; sadece ticari ve siyasi değil, dini, ekonomik,hukuki amaçları da vardır.
Osmanlı-İran İlişkileri (1533-15559
Safeviler 1502 yılında Akkoyunlu devletinin yıkılması ile kuruldu. Kuruluşundan itibaren Osmanlı devleti ile mücadele içine girdiler. Yavuz Çaldıran seferiyle büyük bir darbe vurduysa da devleti ortadan kaldıramadı. İlişkilerin bozulmasının en önemli sebepleri:
 Safevilerin Anadolu’daki Şiileri kışkırtması
 Şah Tahmasb’ın Şarlken’e ittifak teklif etmesi
 Safevi şahının Kanuni’yi tebrik etmemesi
 Osmanlıların Bitlis valisi Şeref Han’ın Safevilere, Safevilerin Azerbaycan valisi Ulama Han’ın Osmanlı devletine sığınması
Bu dönemde İran üzerine üç sefer yapılmıştır:
1. İran seferi (1534):
Kanuni Avusturya ile imzalanan İstanbul antlaşmasından sonra (1533) İran üzerine yürüyerek Tebriz’e girdi.Bütün Azerbaycan’ı işgal ederek Hamedan’a kadar ilerledi. Daha sonra Bağdat’a ilerledi, savaş yapılmadan Bağdat alındı. Bu sefere Irakeyn seferide denir.
2. İran Seferi (1548):
1.İran seferinden sonra uzun süre barış dönemi yaşandı. Safevi hükümdarının kardeşinin Osmanlıya sığınması sonucu Safeviler Tebriz, Van, Nahcıvan ve Erivan’ı işgal ettiler.Kanuni ikinci İran seferine çıkarak doğu Anadolu ve Azerbaycan’da Osmanlı egemenliğini yeniden kurdu.
3. İran Seferi (1553):
İran devam eden Avusturya savaşlarından yararlanmak amacıyla Osmanlı topraklarına saldırdı. Kanuni üçüncü İran seferine çıkarak Erivan, Nahcıvan ve Karabağ’ı aldı.Şah Tahmasb yine savaşmayarak İran içlerine kaçtı. Bu bitmeyen savaşlar her iki taraf içinde masraflara sebep oluyordu. Safevi hükümdarının isteği ile barış imzalandı.
1553 Amasya Antlaşması ile Safeviler Erivan, Tebriz, Irak ve Doğu Anadolu’daki haklarından vazgeçerek bölgeyi Osmanlılara bıraktı.
Sonuçları:
1) Yavuz döneminden beri süren İran sorunu çözümlendi.
2) Bu anlaşma Osmanlı devleti ile İran arasında yapılan ilk antlaşmadır.
3) Bağdat gibi önemli ve tarihi bir şehir Osmanlılara bağlandı.
4) Osmanlı devleti Basra körfezine ulaşarak Hint okyanusuna bağlantı sağladı.
5) İslam dünyasındaki ilk mezhepler arası barış anlaşmasıdır.
Hint Deniz Seferleri (1538-1553)
16. yy başlarında Portekizliler Hint okyanusuna ulaşan Ümit Burnunu bulmuşlardı. Bu yolun bulunması Osmanlı devletinin baharat yolu gelirlerine büyük darbe vurdu. Bunun yanında Portekizliler:
 Hindistan’da sömürgeler kurarak, Müslümanların ticaretine engel olmuşlar.
 Kızıldeniz yoluyla hacca giden Müslümanlar saldırmışlar.
 Hindistan’da bir çok Müslüman devleti ele geçirmişler.
 Kanuni’den Gücarat sultanının yardım istemesi ile Hint deniz seferleri başladı
Dört deniz seferi yapılmış ancak başarılı olunamamıştır.
I. Hint Deniz Seferi (1538)
Süveyş tersanesinde hazırlanan donanma ile Mısır valisi Hadım Süleyman Paşa sefere çıktı.Yemen ve Aden Fethedildi. Osmanlı kuvvetleri Aden’i aldıktan sonra Hindistan’ın batısına ulaştı. Portekizlilerle savaşlar yapılırken yeni Gücerat Sultanının yeterli destek sağlamaması üzerine erzak ve cephanenin azalması sonucu geri dönüldü.
II. Hint Deniz Seferi (1551)
Bu seferi ünlü denizci Piri Reis komuta etti. Kızıldeniz’i geçerek Hint okyanusuna açıldı.Maskat fethedildi. O sırada Portekiz donanmasının Hürmüz boğazını kapatmak istediğini duyunca yanındaki Ace sultanlığınındın aldığı hazineyi kurtarmak amacıyla donanmayı Basra’da bırakarak Süveyş’e döndü. Piri Reis’in bu korkak hareketi idam edilmesine sebep oldu.
III. Hint Deniz Seferi (1552)
Piri Reis yerine Murat Reis tayin edildi. Hürmüz boğazında Portekizlilerle yapılan savaşta çok kayıp verildiğinden Basra’ya geri döndü.
IV. Hint Deniz Seferi (1553)
Seydi Ali Reis komuta etmiştir. Portekizlilerle başarılı savaşlar yapılmıştır. Çıkan bir fırtınada gemileri bir kısmı batınca kalan gemileri ve cephaneyi Gücerat sultanlığına bırakarak üç bucuk yıl süren bir kara yolculuğu ile Hindistan’dan İstanbul’a döndü.
Hint deniz seferlerinde başarılı olunamamıştır. Bunun sebepleri:
1. Hint seferlerine gereken önemin verilmemesi. Seferlerin fetihten ziyade yardım amaçlı görülmesi.
2. Osmanlı donanmasının okyanus şartlarına uygun olmaması
3. Konuyla ilgilenen devlet adamları ve komutanların çok güçlü olmaması
4. Portekiz donanmasının çok güçlü olması
5. Gücerat hanlarının Osmanlıya yardımcı olmaması
Sonuçları:
1. Yemen, Eritre, Sudan sahilleri ve Habeşistan’ın bazı kısımları Osmanlı devletine katıldı.
2. Arap yarımadası tamamen Osmanlı denetimine alındı.
3. Kızıl deniz yabancı güçlere kapatılarak Osmanlı denetimine alındı.
Kültürel Sonuçları:
1. Piri Reis “Kitab-ı Bahriye” (Deniz kitabı)
2. Seyd-i Ali Reis “Mir’at-ül Memalik” (Memleketlerin aynası) isimli eserleri yazdılar.
Deniz Seferleri ve Akdeniz Üstünlük Mücadelesi
Kanuni döneminde Türk denizciliği altın çağını yaşadı. Bu dönemde Akdeniz bir Türk gölü haline getirilmeye çalışıldı.

Rodos’un Fethi (1522)
Kanuni 1522 yılında Rodos’a sefer düzenledi.Bu ada Saint-Jeant (sen-jan) şövalyelerinin elindeydi. Ada alındı. Şövalyeler Şarlken tarafından Malta adasına yerleştirildi.
Böylece Ege denizi Türk denizi haline gelmiştir.

Barbaros Hayrettin Paşa ve Cezayir’in Osmanlı Ülkesine Katılması
Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında Osmanlı devletini zor duruma düşürmek isteyen Şarlken denizden seferlere girişti. Papalık, Venedik, İspanya ve Malta şövalyeleri kendisine yardım etti. Akdeniz hakimiyetini ele geçirmek isteyen Kanuni Yavuz’un Mısır seferi sonrasında Osmanlı himayesine giren ve Cezayir’i elinde bulunduran bir Türk korsanı olan Barbaros’u (asıl adı Hızır reisdir. Kanuni tarafından Hayrettin ismi verilmiştir. Avrupalılar kızıl sakallarından ötürü Barbaros adını vermişlerdir.) İstanbul’a davet etti. Barbaros’un İstanbul’a gelmesi ile (1533) Cezayir Osmanlı topraklarına katıldı. Barbaros Kaptan-ı Deryalığa getirildi. Cezayir Beylerbeyi yapıldı. İlk olarak Venedik’in elindeki Korfu adası kuşatıldı. Verilen kayıplar üzerine kuşatma kaldırıldı. Ege denizinde Venedik’in elindeki adaları aldı.

Preveze Deniz Savaşı
Sebepleri:
1. Osmanlı devletinin Avusturya ve Roma-Germen imparatorluğu ile mücadelesi
2. Korfu adasının kuşatılması
3. Osmanlı devletinin Ege’yi tamamen kontrol altına alması
4. Akdeniz’deki Osmanlı gücünün giderek artması.
Bu nedenlerle Osmanlı devletine karşı Venedik, Ceneviz, malta, İspanya ve Portekiz hükümetleri büyük bir haçlı donanması oluşturdu. Andrea Dorya komutasındaki Osmanlı donanması 602 gemiden oluşuyordu. Barbaros komutasındaki Osmanlı donanması ise 122 gemiden oluşuyordu. Bu savaş Osmanlı donanmasının galibiyeti ile sonuçlandı.
Sonuçları:
1. Akdeniz tamamen Osmanlı egemenliği altına girdi.
2. Venedik, Osmanlı devletine 300 bin altın savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
3. Venedik Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki bazı kaleleri Osmanlı devletine bıraktı.
4. XVII. yy. sonlarına kadar Osmanlı devleti Akdeniz de en önemli güç haline geldi.
Şarlken ile Fransuva arasındaki savaşta donanma yardım amacıyla Fransa’ya gittiyse de Fransızların tutumu yüzünden sonuç alınamadı.(1543)
Trablusgarb’ın Osmanlı Ülkesine Katılması (1551)
Preveze deniz zaferi ve Venedik’in diğer Avrupa devletlerinden ayrılarak Osmanlı devleti ile barış yapması Papalık ve Şarlken’i kızdırmıştı. Bunun üzerine şarlken bir donanma hazırlıyarak Cezayir’e saldırdı. Fakat Hasan Paşa komutasındaki kuvvetler haçlıları yenilgiye uğrattılar. (1541)
Şarlken 1530 yılında Trablusgarb’ı Beni Hafs devletinden almış ve Sen Jan şövalyelerine vermişti. Turgut Reis Trablusgarb ve Bingazi’yi fehtetdi. (1551)
Cerbe Savaşı (1559)
Turgut Reisin İspanyolların elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine Andea Dorya komutasındaki haçlı donanması Cerbe önlerine geldi. Yapılan savaş Osmanlı donanmasının galibiyeti ile sonuçlandı. Cerbe adası alındı. Bu zaferle Akdeniz ve Kuzey Afrika’daki Türk üstünlüğü sağlamlaştı.
Malta Seferi (1565)
Malta adası Rodos Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Sen-Jan şövalyelerine verilmişti. Sen Jan şövalyeleri Bu adayı üs olarak kullanıp Osmanlı gemilerine ve kuzey Afrika’ya saldırıyordu. Adanın alınması zorunluluk haline gelmişti. 1565 yılında ada kuşatıldı. Fakat başarılı olunamadı. Turgut Reis savaş sırasında şehit oldu.
Not:Yavuz ölümünde 6.557.000 kilometre kare genişliğinde bir ülke bırakmıştı. Kanuni ölümünde ise ülke toprakları 14.893.000 kilometre kareye ulaşmıştı.Kanuni 13. ve son seferi olan Zigetvar seferi sırasında vefat etti.Son derece adil bir padişahtı.İmar faaliyetlerine çok önem vermiştir.
II.Selim Devri (1566-1574)- III. Murad Devri (1574-1595)
Zigetvar kuşatması sırasında hastalanan Kanuni kalenin fethini göremeden 66 yaşında öldü (1566). Kanuni’nin 1566 yılında ölümüyle tahtın tek varisi olan Kütahya valisi Şehzade Selim başa geçti. Siyasî, askerî ve iktisadî bakımlardan Osmanlıyı zirveye çıkaran bu büyük hükümdarın yerine geçen ne II. Selim (1566-1574) ne de III. Murat (1574-1595) aynı yetenekte kişiler değillerdi. Ancak Kanuni devrinde başlayan fetih rüzgârları o derece şiddetliydi ki, bu hükümdarlar devrinde de hızını devam ettirebildi. Şüphesiz bu başarılarda sadrazam Sokullu Mehmet Paşa´nın dirayetli siyasetinin de rolü büyüktür.Bu sebeplerden ötürü bu dönemi Sokullu dönemi olarak adlandırmak daha doğrudur.
Sokullu Devri (1564-1579)
Sokullu Enduranda yetişmiş bir devşirmedir. Kanuni döneminde Kaptan-ı Deryalık, Rumeli Beylerbeyliği, üçüncü vezirlik, son iki yılında ise sadrazamlık yapmıştır.II. Selim ve ölümüne kadar III. Murat devrinde de sadrazamlık yapmıştır.
Avusturya ile Antlaşma (1558)
Zigetvar seferinden sonra Avusturya Arşidükası Maksimilyen’in barış istenesi üzerine 1533 İstanbul antlaşmasına benzer bir antlaşma imzalandı. 1593 yılına kadar savaş yapılmadı.
Sakız Adasının Fethi (1568)
Sakız adası Cenevizlilerin elinde bulunuyordu.Fatih döneminden beri adadan vergi alınıyordu. Adanın korsan yatağı haline gelmesi üzerine Kaptan-ı Derya Piyale Paşa tarafından Sakız alındı.
Yemen’in Fethi (1568)
Yemen I. Hint seferi sonrasında Hadım Süleyman paşa tarafından alınmış fakat denetim bir türlü sağlanamamıştı. İki eyalet olarak düzenlenen Yemen tek eyalet haline getirilerek Özdemiroğlu Osman Paşa vali olarak gönderildi. Mısır valisi Sinan Paşa’nın da desteğini alan Özdemiroğlu kesin Osmanlı hakimiyetini sağladı.
Endonezya Seferi (1568-1569)
Kurtoğlu Hızır reis görevlendirildi. Endonezya’daki Müslüman Ace sultanlığına Portekizlilere karşı savaş araç gereçleri ve uzman asker yardımında bulunuldu.
Kıbrıs’ın Fethi (1570)
Nedenleri:
1. Kıbrıs’ın jeopolitik konumunun çok önemli olması
2. Anadolu, Suriye ve Mısır arasındaki deniz yolu güvenliğinin adayı almayı zorunlu hale getirmesi
3. Venediklilerin Osmanlı tüccar ve gemilerine saldırması
4. Kıbrıs’ın zengin bir ülke olması
5. Doğu Akdeniz hakimiyetinin adanın alınmasını zorunlu kılması
II. Selim adanın fethini istemesine rağmen Sokullu buna karşı çıkıyordu. Sokullu adanın fethinin Avrupalıların haçlı seferine sebep olacağını ileri sürüyordu.
Vezir Lala Mustafa paşa komutasındaki donanma ve ordu bir yıllık savaştan sonra adayı fethettiler.
Sonuçları:
1. Doğu Akdeniz tamamen Osmanlı egemenliğine girdi.
2. Mısır yolunun güvenliği sağlandı.
3. Anadolu’yu savunmak üzere bir iç savunma hattı oluşturuldu.
4. İnebahtı deniz savaşına sebep oldu.
İnebahtı Deniz Savaşı (1571)
Kıbrıs adasının alınması Avrupa devletlerini harekete geçirdi. Papanın teşviki ile kurulan haçlı donanmasına Venedik, İspanya, Malta, Papalık ve diğer İtalya devletleri katıldı.İnebahtı yakınlarında yapılan savaşta Osmanlı donanması yok etildi. Sadece Uluç Ali Reis büyük bir başarı göstererek donanmanın bir kısmını kurtarabildi. Ancak haçlı donanmasıda büyük yara almıştı. Osmanlı donanması kısa süre içinde tekrar oluşturuldu.(1572) Venedikliler barış istemek zorunda kaldılar. Vergi ödemeyi ve Kıbrıs’ın Osmanlı toprağı olduğunu kabul ettiler. Donanmaya yapılan bu büyük harcama Osmanlı ekonomini oldukça zora soktu.
Tunus’un Fethi (1574)
İnebahtı yenilgisinden sonra tekrar oluşturulan Osmanlı donanması 40 yıldır İspanyolların elinde olan Tunus’u ele geçirdi.Sefer Yemen valisi Kılıç Sinan Paşa ve Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından düzenlenmiştir.
II. Selim’in Ölümü (1574)
Osmanlı tarihinde ilk defa ordunun başında sefere çıkmayan padişah olan II. Selim aynı zamanda İstanbul’da ölen ilk padişahtır. Zevk ve sefaya düşkün bir kişiliği vardı. Yönetimi sadrazamı Sokullu’nun idaresine bırakmıştı.Yerine III. Murat hükümdar oldu.(1574-1595)
Lehistan’ın Himaye Altına Alınması (1575) –Polonya ve Litvanya-
Lehistan kralının veliaht bırakmadan ölümü üzerine Fransa’nında desteğini alarak Osmanlı devleti müdahale etti. Erdel prensi Baturi’yi kral seçti. Böylece Lehistan Osmanlı himayesine girmiş oldu.Osmanlı devleti Baltık denizine ulaşmış oldu. Rusya ve Almanyanın bu devleti paylaşması önlendi. Bu durum 1587 yılına kadar devam etti.
Fas’ın Himaye Altına Alınması (1577)
Fas Sultanlığında taht mücadelesinin başlaması üzerine bir grup Portekiz’den bir grup ise Osmanlı’dan yardım istemişti. Portekiz’in müdahalesi üzerine Osmanlı devleti de Fas’a girdi.
Osmanlı kuvvetleri Vadi’s Sebil (Vadi’s Seyl) savaşında Portekiz kuvvetlerini yok etti.Portekiz kralı savaşta öldü.Fas’da Osmanlı taraftarı bir kişi kral seçilerek himaye altına alındı.Bu savaştan sonra Portekiz kendisini uzun müddet toparlayamamış ve İspanyol işgaline uğramıştır. Hint ticaret yolunun kontrolü ise İngiltere ile Hollanda’ya geçmiştir.
Kafkas Seferleri (1578)
İran’ın bölgeye yayılma gayretleri, Bölgedeki sunni halka baskı yapması, Rus ilerlemesi, Kırımla doğudan kara bağlantısı kurma gayeleri ile kafkasya seferi yapıldı. Kafkaslar Osmanlı denetimine girdi. (1581)
Kapitülasyonların Yaygınlaştırılması
Sokullu döneminde ; a)Avrupa devletleri arasında çekişmeyi artırmak b)Akdeniz ticaretini canlandırmak c)Fransa’yı rekabet içine sokmak amacıyla, 1568 yılında Avusturya’ya bazı ayrıcalıklar, 1578 yılında İngilizlere kapitülasyonlar verildi. Fransa’nın ayrıcalıkları genişletildi.
Sokullu’nun Kanal Projeleri
a) Don- Volga Kanalı: (Astarhan Seferi)
Don ve İdil nehirlerinin birbirlerine en fazla yaklaştığı yerde 10 km.lik bir kanal açarak Karadeniz ve Hazar denizinin birbirine bağlanması amaçlanmıştır.
Böylece:
 Hazar denizi kıyılarından Ruslar çıkarılacak.
 Altınordu’nun devamı olan Kazan ve Ejder hanlıkları Osmanlı egemenliğine alınacak.
 İran savaşlarında donanmadan yararlanılacak.
 Kırım güvence altına alınacak
 Orta Asya Türk hanlıkları ile ilişki kurulabilecekti.
 İpek yolunu canlandırmak
Bu proje aşağıdaki sebeplerle gerçekleştirilemedi:
 Kırım hanının taraftar olmaması (Osmanlı devletinin Kazan ve Astarhan’ı alarak bölgedeki gücünün artmasını istememiştir.)
 Gönderilen askerlerin yetersizliği
 Rusların saldırıları
 Şiddetli soğuklar
b) Süveyş Kanalı:
Süveyş’te Akdeniz ile Kızıldeniz’i birbirine bağlıyacak bir kanal açılması projesi Yavuz döneminde gündeme gelmişti.
Böylece:
 Avrupalıların Ümit burnunu bularak baharat yolunu değiştirmelerinin getirdiği kayıp önlenebilecekti
 Güney Asya Müslümanlarına Avrupalılara karşı yardım gönderilebilecekti.
 Avrupalıların Güney Asya hareketleri Akdeniz’deki Osmanlı donanması vasıtasıyla önlenebilecekti.
Proje 1568 yılında gündeme gelmesine rağmen uygulanamadı.
c) Karadeniz Marmara Projesi:
Sokullu Mehmet Paşa İznik Gölü, Sapanca Gölü ve Marmara denizi arasında bağlantı kurarak Marmara ve Karadeniz’i birleştirmek istemiştir.Mimar Sinan bu işle görevlendirildi isede proje sonuçsuz kalmıştır.
Sokullu’nun Ölümü (1579)
Sokullu Mehmet Paşa’nın 1579 yılında öldürülmesi ile Osmanlı devletinde yükselme dönemi bitti, duraklama dönemi başladı.
XVI. VE XVI. YÜZYIL AVRUPA’DA GELİŞMELER
Yeniçağda Avrupa’da bilim ve teknik Alanında Gelişmeler
a) Barutun ateşli silahlarda kullanılması:
Tarihte ilk kez Çinlilerin kullandığı barut Türk-İslam dünyası sayesinde, haçlı seferleri ile Avrupa tarafından tanınmıştır. Avrupa’da top ilk kez yüzyıl savaşları sırasında İngilizler tarafından kullanıldı.(1337-1453) Osmanlı devleti ise I. Kosova savaşı sırasında (1389) ilk kez topu kullandı. En etkin biçimde ise İstanbul’un fethinde kullanıldı. Avrupalılar bu büyük topları taklit ederek yıkılması imkansız görülen bir çok şatoyu ortadan kaldırdılar. Bunun sonuçları:
 Büyük derebeylikler yıkıldı.
 Mutlak krallıklar güçlendi.
 Avrupa’nın siyasi yapısında büyük değişme oldu.
 Barutun ateşli silahlarda kullanılması daha çok kralların işine yaramıştır.
Pusulanın Avrupa’da kullanılması:
Yine ilk kez Çinlilerin kullandığı pusula daha çok Arap tüccarlar tarafından Avrupa’ya tanıtılmıştır. Haçlı seferleri sırasında kullanımı yaygınlaşmaya başlayan pusula sayesinde daha önce açık denizlere açılmaya cesaret edemeyen denizciler cesaretlendiler. Kristof Kolomb’un sapma açısı üzerinde yaptığı değişiklik sayesinde denizciler daha güvenli yolculuk yapmaya başladılar. Özellikle okyanus kıyısındaki Portekiz ve İspanyolların denize dayanıklı gemiler yapması sayesinde coğrafi keşiflerin önü açıldı.
Kağıt ve matbaanın kullanılması:
İlk kez Çinlilerin kullandığı kağıt Türkler ve müslümanlar tarafından Avrupa’ya tanıtıldı. Buğünkü tekniğe çok benzeyen matbaa ilk kez Almanya’da Jan Gutenberg tarafından 1540’da yapıldı.
Sonuçları:
1. Bilim ve teknik alanında buluşlar daha hızlı yayılmaya başladı.
2. Çok sayıda kitap basıldı.
3. Okuma yazma bilmek ayrıcalık olmaktan çıktı.
4. Hümanizm, Rönesans ve Reform’un oluşmasına zemin hazırladı.
Coğrafi Keşifler
XV. yüzyılın son yarısından XVI: yüzyılın sonuna kadar süren Avrupalılar tarafından yeni kıtaların bulunmasına coğrafi keşifler denir.
Bazı gezginler gördüklerini yazarak insanlığa ışık tutmuşlardır. En tanınmışları; İtalyan Marco Polo (1254-1324), Arap gezgini İbni Batuta’dır.(1304-1377) 15. yy. sonra yapılan gezilerin ise nitelikleri farklıdır.
XV ve XVI. Yy. sonra yapılan yolculuklar ile dünyanın bilinmeyen yönleri daha çıkmış , yeni su yolları bulunmuştur. Bu gelişmeler Avrupa’nın cehresini değiştirmiştir.
a) Coğrafi Keşifleri Sebepleri:
1) Pusulanın Avrupalılar tarafından kullanılmaya başlaması.
2) Coğrafya bilgisinin artması
3) Hristiyanlığı yayma düşüncesi
4) Zengin doğunun Avrupayı çekmesi
5) İpek ve baharat yollarının Müslümanların eline geçmesi
6) Atlas okyanusu kıyısındaki devletlerin yeni ticaret yolları bulma isteği
7) Cesur gemicilerin yetişmesi
b) Keşifler:
 Endülüs Emevi devletinin İspanyollar tarafından yıkılması ile bilimsel çalışmalar ellerine geçti. Bu kaynaklardan yararlanan Kristof Kolomb dünyanın yuvarlaklığını ispatlamaya çalıştı. Hindistan’a gitmek için batıya hareket eden Kolomb amerika kıtasına ulaştı.(1492) Fakat burayı Hindistan sandı.1507 yılında aslen İtalyan olan Amerika Vespuçi bu toprakların yeni bir kıta olduğunu ispatladı. Bu yeni kıtaya Amerika adı verildi.
 Ticaret amacıyla Afrika’nın batı sahillerini dolaşan Bartelmi Diaz, pusulanında yardımı ile 1487’de “Ümit burnunu” keşfetti.
 Vasko dö Gama Hindistan’a ümit burnunu dolaşarak ulaştı. Böylece Hint ticaret yolu değişti. Hint denizinde İspanyollar ve Portekizlilerle uğraşabilecek güçte devlet olmadığı için bölgeye hakim oldular. Baharat yolu önemini yitirdi.
 1519 yılında Macellan’ın başlattığı seyahat 1522 yılında Del Kano tarafından tamamlandı. Böylece dünyanın yuvarlak olduğu ispatlandı.
 Bu keşiflerden başka isimlerini duyurmak, zengin olmak amacıyla Amerika ve Afrika’ya pek çok seyahat yapıldı.
c) Coğrafi keşiflerin sonuçları:
1. Ekonomik Sonuçları:
a. Avrupa’da ticaret canlandı ve zenginlik arttı.
b. Yeni ticaret yollarının bulunması ile ipek ve baharat yollarının önemi azaldı.
c. Deniz ticareti kara ticaretinden daha karlı hale geldi.
d. Akdeniz limanları önemini kaybetti, Atlas okyanusu kıyısındaki limanların önemi arttı.
e. Avrupa’da temel geçim kaynağı tarımken bunu yerini ticaret aldı.
f. Avrupa’da üretim ve alım gücü arttı.
g. Avrupa ticari açıdan kendine yeter hale geldi.
2. Siyasi ve Sosyal Sonuçları:
a. Afrika, Amerika, Avustralya ve okyanuslar keşfedildi.
b. Önce İspanyollar ve Portekizliler, daha sonra Hollandalılar ve İngilizler büyük bir sömürge imparatorluğu kurmaya başladılar.
c. Yeni keşfedilen yerlere Avrupa’dan büyük bir göç dalgası gitti.
d. Yeni kültürlerle etkileşildi.
e. Burjuva sınıfı ticaret sayesinde zenginleşti. Buda Avrupa’da sosyal ve ekonomik olarak değişimlere sebep oldu.
f. İnsanlarda tartışma ve yeni şeyleri keşfetme duygusu gelişti.
g. Yeni ırklar, bitkiler ve hayvanlar tanındı.
h. Rönesans’a zemin hazırldı.
3. Dini Sonuçları:
a. Avrupa’da hristiyanlık inancı sarsıldı.
b. Yeni keşfetilen yerlerde hrıstiyanlık yayıldı.
c. Kilise yeni keşfetilen yerlerde Avrupa kültürünü yaydı.

Osmanlı Devletinin Coğrafi Keşiflerde Başarılı Olamamasının Sebepleri
1. Fetihlerin Okyanus sahiline çok geç ulaşması
2. İpek ve baharat yollarını elinde tuttuğu için yeni bir yol arayışına gerek duymaması
3. Yeni bulunan kıtalarda koloni kurulmasının faydasına inanmaması
4. okyanusa dayanıklı gemilerin yapılmaması

Coğrafi Keşiflere Karşı Osmanlı Devleti´ nin Aldığı Önlemler
1. Fransa´ya Kapitülasyonlar vermesi
2. Mısır seferi
3. Hint seferi
4. Akdeniz hakimiyetinin sağlanması
5. Kıbrıs´ın fethi
6. Vadi’üs-sebil Savaşı ve Fas´ın himayeye alınması
7. Süveyş Kanalı´nı açma teşebbüsü
8. Don-Volga nehirlerini birleştirme projesi

RÖNESANS HAREKETLERİ
Haçlı Seferleri ve Coğrafi Keşiflerin de etkisiyle XV. ve XVI. yüzyıllarda Avrupa´da edebiyat ve güzel sanatlardaki gelişmelere Rönesans adı verilir.
Geniş ve yaygın anlamıyla Rönesans, insa¬nın ve dünyanın keşfi ile insanların ortaçağ bilgisiz¬liğinden kurtularak, hür, tenkitçi ve dinden uzak bir kişilik kazanmaları, tabiata yönelmeleri demektir. Önce İtalya´da başlamış daha sonra Fransa, Al¬manya, İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerinde görül¬müştür.
a) Rönesans´ın Nedenleri:
- - Ortaçağdaki güzel sanatların XV. ve XVI.yüzyıllarda daha da gelişmesi
- - Matbaanın ve kağıdın kullanılması ile yeni buluş ve düşüncelerin kolayca yayılması
- XV. ve XVI. yüzyılda Avrupa´da bir çok dü¬şünürün ortaya çıkması
- Avrupa´da sanat ve edebiyattan zevk alan bir kesimin ortaya çıkması
- Sanatçıları destekleyen Meşen denen bir sınıfın oluşması
- İstanbul´un fethi nedeniyle buradaki bazı bilginlerin İtalya´ya gelerek Yunanca´yı ve antikite eserlerini öğretmeleri
- Coğrafi Keşifler nedeniyle insanların dü¬şünce ve ufkunun gelişmesi İslam dünyasının etkisi
- Rönesans hareketi önce İtalya´da başla¬mış daha sonra Fransa, Almanya ve İngil¬tere´de yayılmıştır.
b) Rönesans´ın İtalya´da Başlamasının Nedenleri:
1) 1) Coğrafi konumu nedeniyle bir çok kültür ile etkileşmesi.
2) 2) En önemli ticaret yollarının kesişim noktasında bulunduğu için zenginleşmiş olması ve güzel sanatlara ilgi duyulması.
3) 3) Eski Roma, Yunan ve Helen uygarlıkları¬na ait bir çok eserin İtalya´da bulunması
4) 4) Roma´nın dini merkez olması nedeniyle bir çok büyük mimari yapı ve sanat eseri¬nin yapılması
5) 5) Birbirinden bağımsız bir çok küçük krallı¬ğın bulunması nedeniyle halkın diğer in¬sanlara göre daha özgür yaşaması
Rönesans Hareketlerinin Öteki Avrupa Ül¬kelerine Yayılması
İtalya´da başlayan Hümanizm ve Rönesans hareketleri zamanla diğer Avrupa ülkelerine de ya¬yıldı. Bunun başlıca nedenleri:
1. İtalya´nın Avrupa´nın din ve kültür merke¬zi olması: Avrupa´dan bir çok öğrenci ve Hıristiyan ziyaretçi İtalya´ya gelmekteydi. "Bunlar Roma´da gör¬dükleri şeyleri ülkelerine götürdüler, oralarda da bu gördükleri gelişmeleri yaşatmak istediler.
2. İtalya Savaşlarının Etkisi : 1494 ile 1559 yılları arasında çıkan İtalya savaşlarında krallar ve komutanlar gördükleri kıymetli eşya ve tabloları sa¬tın alarak ülkelerine götürdüler. Böylece italyan Rö¬nesans´ı yakın bazı ülkeleri etkilemiştir. Almanya ve Fransa gibi. Avrupa´da İtalya´dan sonra Röne¬sans ilk olarak Fransa´da başlamıştır.
Fransa´da Rönesans :
Bizzat krallar Rönesans´ın kurucusu oldular, sanatçıları ve hümanistleri korudular. Rable, Ronsar, Monteigne gibi hümanistler Fransız Dili ve Edebiyatının doğmasını sağladılar. Mimari alanın¬da da gelişmeler oldu. Luther sarayı yapıldı.
Almanya´da Rönesans :
Almanya´da Rönesans, Reform´la birlikte gelişti. Erasmus, Döklen ve Luther başta gelirler. Erasmus, Deliliğin Methi adlı eseri yazdı. Mimari çok gelişmiş Gotik tarzıyla Köln belediye binası ve Haydelberg şatosu yapıldı.
İngiltere´de Rönesans :
İngiliz Rönesansmın en önemli ismi Shakespeare´dir. Eserlerinin konusunu eski çağ tarihlerin¬den alan dram ve trajediler yazdı. En ünlü eseri Hamlet, Otello, Romeo ve Julyet´tir.
c) Rönesans´ın Sonuçları:
1) 1) Skolastik düşünce yıkıldı ve serbest dü¬şünce ortamı doğdu.
2) 2) Deney ve gözleme dayalı pozif düşünce ortaya çıktı.
3) 3) Kilise otoritesi zayıfladı, Reform´a zemin hazırlandı.
4) 4) Bilim, sanat, edebiyat alanında bir çok yeni eserler oluşturuldu.
5) 5) Avrupa´da sanat ve edebiyattan zevk alan¬lar ile bunlarla alay eden iki toplum sınıfı oluştu.
6) 6) Rönesans´ın en tanınmış simaları İtalya´da Vinci, Rafael, Donatello ve Mikelanj Fran¬sa´da Montaigne, Almanya´da Albert Dürer ve İngiltere´de Shakespeare´dir.

REFORM HAREKETLERİ
XVI. yüzyılda Rönesans hareketinin de etkisiy¬le Katolik Kilisesinde ortaya çıkan yeniden yapılan¬ma faaliyetlerine Reform denir. Reform, Hıristiyanlı¬ğı asli şekline dönüştürmek amacıyla yapılmıştır. Katolik kilisesi zamanla bozuldu ve amacından sap¬tırıldı. Roma´da Vatikan sarayında oturan papalar, kendilerini Hz. İsa´nın yeryüzündeki vekili olarak gördüler ve gerçek Hıristiyanlıktan uzaklaştılar. Bu¬nun sonucu olarak kiliseye karşı isyanlar başladı. Bazı bilginler ve aydın din adamları Katolik mezhe¬binden ayrılarak yeni kilise ve mezhepler kurmaya başladılar.
a. Reform´un Nedenleri:
1) 1) Coğrafi Keşifler nedeniyle halkın kiliseye olan güveninin sarsılması Endüljans sayesinde kilisenin göze bata¬cak kadar zenginleşmesi Rönesans´ında etkisiyle insanların her şe¬yin esasını arama ve bulma arzusu sonun¬da Hıristiyanlığın aslından uzaklaştığının anlaşılması
2) 2) Katolik Kilisesi´nin Hıristiyanlığın esasları¬nı saptırması ve belli bir zümrenin çıkarla¬rına uygun hareket etmeye başlaması
3) 3) Matbaa sayesinde Avrupa dillerine çevrilen incillerin herkes tarafından okunup anlaşıl¬ması
4) 4) Halkın çok fakir olmasına rağmen kilisenin halkı sömürmeye devam etmesi Özgürlük taraftarı olan bazı kralların kilise tarafından baskı altında tutulmaya çalışıl¬ması.
b) Reform´un Almanya´da ortaya çıkması¬nın nedenleri:
1) 1) Alman halkının İtalya´daki halka göre daha fakir olmasının kilise merkezine karşı kin duymasına neden olması.
2) 2) Kilise´nin desteklediği Katolik Avusturya´lı kralların Alman Kralı ve prenslerini baskı altında tutmak istemesi
c. Reformun Yayılışı
Aslında Reform hareketlerinin başlangıcı Or¬taçağa kadar uzanır. İncil´in tercümesi ve kiliseye karşı bir dizi hareket yapıldıysa da Reformcular diri diri yakılmışlardır.
16. yüzyılda kiliseye karşı mücadele normal hale geldi. Almanya´da Luther Papa´yı eleştirerek isyan etti. incili tercüme etti ve rahiplerin gereksizli¬ğini bildirdi. Bu tavırlar Luther´in afaroz edilmesine neden oldu. Luther ölüme mahkum edildi. Ancak Saksonya Elektörü Luther´i korudu. Şarlken´de Pro¬testanlığın daha fazla yayılmaması için bazı tedbir¬ler aldı halk Şarlken´in bu tavrını protesto etti. Böy¬lece yeni mezhebin adı da bulunmuş oldu; Protes¬tanlık.
Şarlken, Türk fetihlerinin Avrupa´da hızlanma¬sı karşısında aciz kalmış ve 1555 Ogsburg Din Antlaşmasıyla Protestanları tanımıştır.
Luther´den sonra Calven´de Fransa´da bu yeni mezhebi kabul etti. Fransa´dan çıkarılan Calven kendi adıyla kilisesini Cenevre´de kurdu. Fakat Cal-venizmin Fransa´da yayılması çok kolay olmadı. Binlerce Calvenist öldürüldü. Mezhep savaşları Fransa´da Nant Fermanıyla sona ermiş ve Protes¬tanlık resmen tanınmıştır (1598).
d. Reform Sonuçları
- Katolik kilisesi bozuldu ve Protestanlık, Kalvenizm, Presbiteryen ve Anglikanizm gibi yeni mezhepler ortaya çıktı.
- Kilisenin otoritesi sarsıldı.
Katolik kilisesi kendini yenilemeye çalıştı.
- Kurulan Engizisyon Mahkemeleri ile Kato¬lik Kilisesi´nin otoritesi devam ettirilmek is¬tendi.
Protestanlarda eğitim kilisenin elinden alındı, laik eğitime geçildi. Kilise malları prensler tarafından yağmalandı. Yeni mezhepler nedeniyle Avrupa´da siya¬si birlik zayıfladı, bu nedenle Osmanlı dev¬leti daha kolay ilerleyebildi.
Reform hareketinin en tanınmış kişileri Alman¬ya´da Luther, Fransa´da Kalven, ingiltere´de ise Kral VIII. Henry´dir.
OTUZYIL SAVAŞLARI (1618-1648)
Alman ve İspanya Krallarının yeni mezheple¬re karşı bayrak açması üzerine başlayan savaşlar Protestan yanlılarının galibiyetiyle sonuçlandı.
Otuz yıl savaşları Almanya ve müttefiki olan ispanya ile Fransa ve müttefikleri (İsveç, Danimar¬ka) arasında yapılmıştır.
Bu savaş tamamen mezhep çekişmesinden kaynaklanmıştır. Almanya´da hemen hemen ba¬ğımsız yaşayan, ama sözde Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu içinde bulunan pek çok hükümdar Protestanlığı kabul etmişti. Bunlarla Katolikler ara¬sında büyük bir savaş çıktı.

Savaşta taraflar



Almanya Fransa
ispanya İsveç
Danimarka

Almanlar birbirleriyle savaşırken savaşa Fran¬sa, İsveç ve Danimarka da karıştı. Mezhep farklılığı nedeniyle otuz yıl içinde yüz binlerce kişi öldü. Savaş Westfalya (1648) Barışı ile sonuçlandı. Bu antlaş¬ma Avrupa tarihinde çok önemli bir adımdır. Alman¬ya Protestanlığı resmi din olarak tanıdı.
Artık Avrupa´da mezhep çekişmeleri siyaset¬ten çekilmiş, devletlerin arasında bir sorun olmak¬tan çıkmıştır. Böylece Avrupa bazı konularda birlik¬te hareket etme imkanı kazanmıştır.
Antlaşmanın bazı önemli maddeleri:
1. Almanya, içindeki prenslerin dini ve siyasi özgürlüklerini kabul etti.
2. Hollanda´nın bağımsızlığı tanındı.
3. Fransa, Almanya´dan Alsas´ı aldı.
4. İsveç Kralı, Baltık denizi kıyılarına sahip oldu.
5. Almanya´nın küçük prensliklerinden Brandenburg Prensliği Prusya dukalığı adını aldı. Bu suretle bugünkü Almanya´nın te¬melleri atılmış oldu.
Yorum : Westfalya barışını İspanya tanımadı. Bu yüzden Orta Avrupa´da savaş bittiği hal¬de Fransa ile İspanya arasında savaş on yıl daha devam etti. Yapılan Pirene Ant¬laşmasıyla (1659), İspanya Fransa´nın üstünlüğünü kabul etmiştir.
17 ve 18. Yüzyıllarda Avrupa Devletleri
1. Almanya: Kutsal Roma-Germen adını ta¬şıyan Almanya´da yüzlerce prenslik vardı. Araların¬da siyasi birlik yoktu. Otuz Yıl savaşlarında Alman¬ya yenilmiş ve ülkedeki prensliklere mezhep özgür¬lüğü tanımıştı. 18. yüzyıl başlarında Prusya en güçlü prenslik olarak krallık haline geldi ve lider du¬rumuna yükseldi.
2. İngiltere: 17. yüzyıl sonlarında ingilte¬re´de meşruti krallık kuruldu (1688). 18. yüzyıla güç¬lü bir şekilde giren İngiltere her alanda gelişme gös¬terdi. Yedi yıl savaşları´nda Fransa´dan büyük sömürgeler elde etti. Amerika´da 13 koloni kurdular. Amerika´nın bağımsızlığını Versay (1783) Antlaş¬masıyla tanıdılar.
3. Fransa: 17. yüzyılda Avrupa´nın en güçlü devleti durumuna geldi, ispanya Veraset Savaşla¬rında Almanya ve İngiltere ile mücadele etti. Bu sa¬vaşlar Fransa´yı olumsuz yönde etkiledi.
4. Lehistan: 17. yüzyılın sonlarına doğru Kutsal İttifaka katılarak Osmanlı Devleti´yle müca¬deleye girişti, iç ve dış nedenler siyasi alanda etkili olmasına engel oldu. 18. yüzyılda iyice güçsüzle-şen Lehistan; Rusya, Prusya ve Avusturya tartın¬dan üç kez bölüşülerek ortadan kaldırıldı (1772, 1793, 1795).
18. yüzyılın sonlarına doğru Lehistan´ın orta¬dan kalkması ile Rusya hem İsveç hem de Osman¬lı Devleti için çok büyük bir tehlike durumuna geldi.
5. Hollanda: İspanya’dan bağımsızlığını ka¬zanan Hollanda´da krallık kuruldu. Kısa zamanda sömürgecilikte ilerledi ve zengin bir duruma geldi.
6. Rusya: Rusya, 17. yüzyılın sonlarında (1682) Çar ı. Petro´nun yönetimine girdi. Petro´nun iki amacı vardı: Karadeniz´e ve Ballık kıyılarına ulaşmak. Petro, Rusya´yı bir Avrupa devleti haline getirmeye çalıştı. İstanbul Antlaşmasıyla Karade¬niz´e inen Rusya, Küçük Kaynarca´yla da Kırım´ı alarak kuvvetli bir devlet haline gelmiştir.
7. Avusturya: Otuzyıl savaşlarında Avusturya Alman siyasi birliğini kuramamıştı. Fakat güçlü dev¬letler arasındaydı. Zaten Karlofça Antlaşmasıyla Macaristan´ı ve Erdel´i alarak büyümüştü. Fransız ih¬tilâli Avusturya´nın büyümesinde büyük bir engel ol¬muştur.
8. İsveç: Otuz yıl savaşlarından başarı ile çıkmıştır. Paltova savaşıyla İsveç’in genişlemesi durdu.
9. İtalya: İtalya’da siyasi birlik yoktu. 18. yüz¬yılda da bu özelliğini devam ettiren İtalya´da en bü¬yük cumhuriyet Sardunya Krallığı idi. Venedik eski önemini yitirmeye başlamıştı. 19. yüzyılda Sardun¬ya İtalyan birliğini kurmuştur.
18. Yüzyılda Avrupa´da Veraset Savaşları
l. İspanya Veraset Savaşları (1702 -1714)
Avrupa devletleri arasında akrabalık bağları yüzünden birçok siyasal sorun çıkmış ve bu yüz¬den zaman zaman taht kavgaları olmuştur. Bu taht kavgalarının ilki İspanya’da çıkmıştır.
İspanya Kralı II. Şarl´ın erkek çocuğu yoktu. Kral, ölümünden sonra yerine imparatorluğun gele¬ceği için Fransa Kralı Lui´nin torunu Filip´in geçme¬sini vasiyet etti. 1700 yılında Filip ispanya tahtına oturdu. Bunu Avusturya imparatoru ve bağlı dükler kabul etmediler. Bunun üzerine Avusturya, İngiltere ve Hollanda ile ispanya, Fransa arasında savaşlar başladı. Bu savaşlarda Fransa kısmen başarısızlı¬ğı uğradıysa da yeniden üstünlük sağladı, böylece ispanya Krallığını garantiye aldı.
I. Lehistan Veraset Savaşları (1733-1738)
Lehistanın jeopolitik yapısı, Avrupa´lı devlet¬lerin sık sık iç işlerine karışmalarına neden olmuş¬tur. Her devlet Lehistan´a kral seçtirmek istemiştir.
1733´te II. Ogüst ölünce Fransa, Rusya ve Avusturya karşı karşıya gelmişlerdir. Lehliler de iki sınıfa ayrılmışlardır. Rusya ile Avusturya III. Ogüst´ü zorla kral seçtirince Fransa ile rekabet baş¬lamıştır.
Savaşta taraflar


Fransa Avusturya
Lehistan Rusya

Fransa başlayan savaşta Osmanlı devletin¬den yararlanmak isteyerek Osmanlı´yı savaşa kış¬kırtmıştır. Fakat Osmanlı Devleti Fransa´ya güvenemediğinden, yazılı bir bağlaşma yapılmasını tek¬lif etti. Fransa´nın yanında veraset savaşlarına ka¬tılmayan Osmanlı Devleti 1736´da Rusya ve Avus¬turya´yla savaşa girdi, Fransa bu durumdan yararla¬narak Avusturya´ya karşı üstünlük sağladı.
III. Avusturya Veraset Savaşları (1740-1748)
Savaşta Taraflar


Avusturya Fransa
Rusya İspanya
Hollanda Lehistan
İngiltere Prusya

Avusturya İmparatoru IV. Şarlken’in erkek çocuğu yoktu. Bundan dolayı tahtı ölmeden önce kızına bı¬raktı, ispanya Kralı bunu kabul etmedi. Bunun üzeri¬ne Avusturya´yla, Rusya, Hollanda ve İngiltere ile is¬panya, Fransa, Prusya, Lehistan arasında savaşlar başladı. Sekiz yıl süren savaş sonunda Fransa tek¬rar üstünlüğü sağladı.

Yedi Yıl Savaşları (1756-1763)
Avusturya Veraset Savaşları Fransa ile Prus¬ya´nın üstünlüğü ile sona ermişti. Bu savaş sonun¬da yapılan 1748 Ekslaşapel Antlaşması her iki tara¬fı da memnun etmediğinden yeniden taraflar ara¬sında savaş hazırlıkları başladı.
Fakat savaşa katılan taraflar arasında bazı değişiklikler olmuştu.

Savaşta Taraflar


Prusya Avusturya
İngiltere Fransa
Rusya Lehistan

İlk olarak Prusya İngiltere ile anlaşmış, bunu Fransa´nın Rusya ve Avusturya ile anlaşması takip etmişti.
Prusya´nın Avusturya, Rusya ve Fransa´ya açtığı savaşlar 1756 yılında başladı. Yedi Yıl sü¬ren savaşlar Prusya´nın aleyhine gelişti. İngiltere ise Fransa´nın bazı sömürgelerini elde etti. Bu ara¬da Fransızları Hindistan´dan çıkararak oraya yer¬leşti.
Savaş Prusya´nın aleyhine devam ederken ye¬ni Rus Çarı III. Petro Prusya tarafına geçti. Savaş¬tan sonra yorulan Fransa, İngiltere’den barış istedi. Bunun üzerine Paris Antlaşm


İçerik Araçları
Hikayenin Kategorisi :  Tarih
Hikayenin Etiketi :  Osmanli  Devleti  Yükselme  Dönemi
Okunma Sayısı :  1511
Hikayenin Açıklaması :  Osmanli Devleti Yükselme Dönemi şiirleri,sözleri,mektubu,şiirler,sözler

Benzer İçeriklerToplumsal Yasamda Osmanli Kadini /12.03.06
Toplumsal Yasamda Osmanli Kadini .....devamı için tıklayın

EBU HANIFE (Hanefi mezhebinin imami.)
EBU HANIFE (80/150 - 700/767) Imam Âzam (büyük Imam) lâkabiyla bilinen, Ebû Hanife künyesiyle meshur Numân b. Sâ.....devamı için tıklayın

...Osmanlı ve Cuma Selamlığı...
Cuma Selamligi Osmanli sultanlarinin Cuma namazina gidisleri ve donusleri sirasinda yapilan merasim. .....devamı için tıklayın

okuyalım anlatalım
Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanin. günlerce dola$ip yillik zekatini verebilecegi fakir birini arayip bulamadigini Bunun .....devamı için tıklayın

Dev Islam Arsivi....
Merhaba arkadaslar, Uzun ugraslar sonucu nihayet hazirladigim siteyi bitirebildim. Yapmis oldugum bu site de (ki henuz tam anlamiyla ekley.....devamı için tıklayın

http://www.sihirlikuyu.com