Günesim fethi yakin

RSS Feeds

Günesim fethi yakin


İnsanoğlu, dünyada depremler, savaşlar, kitleleri kıran hastalıklar gibi boyunu aşan sorunlar altında ezilse de, yılbaşından hemen sonra uzayda devasa bir adım daha attı ve Satürn’ün uydusu Titan’a indi.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Cassini uzay aracına bağlı olarak 14 Ocak’ta Satürn’ün Titan uydusuna paraşütle başarılı bir şekilde inen Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Huygens gözlem aracı, 5 bin 150 km çapa sahip, Ay’dan çok büyük Titan’dan bilim dünyasını sevindiren fotoğraflar göndermeye başladı. Teknik bulgular bir yana, NASA bilim dairesi yöneticilerinden Alphonso Diaz’ın yaptığı açıklama, aslında insanoğlunun kat ettiği aşamayı çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyordu. ‘Güneş Sistemi’nin örtülerinin açılmaya başlamasıyla hayretler içine düşüyoruz.’ diyen Diaz, insanlığın ortak merakına da tercüman oluyordu.

3 milyar 400 milyon dolarlık projenin ürünü olan Huygens, insanlığın bayrağını Güneş Sistemi’ndeki bir gezegene daha dikerek, Rus kozmonot Gagarin ile başlayan ortak uzay maceramızın son halkası oldu. Huygens ilk olmadığı gibi, son da olmayacak. Şu an onlarca uzay aracı, saatlerde binlerce kilometre hızla Güneş Sistemi’ndeki belirlenmiş hedeflerine koşar adım yol alıyor. Bulgularıyla insanoğlunun bilgi birikimini ve yaşam standardını yükseltecek bu araçların nihai hedefi, Güneş Sistemi’ndeki tüm gezegenleri insanoğlunun iradesi altına sokmak. Şu an Merkür’e doğru yol almakta olan Messenger (Elçi) isimli uzay aracının 2011’de gezegen yüzeyine inmesiyle birlikte, tüm Güneş Sistemi’ndeki gezegenler insanoğlunun iradesine tabi olacak. Bu arada 70’li yıllarda gönderilmiş Voyager 1 ve 2 uzay araçlarının Güneş Sistemi’mizi çoktan terk ettiğini ve belki de trilyonlarca kilometre uzaktan halen ötelere ait sırları gönderdiğini hatırlatalım!

Bundan yıllar önce, 12 Eylül 1962’de Amerika’nın unutulmaz başkanlarından John F. Kennedy, insanoğlunun uzaya yönelik merakını sorgulayanlara şöyle cevap veriyordu: “Yıllarca önce, daha sonradan Everest Dağı’nda ölecek olan büyük İngiliz kaşif George Mallory’ye, neden oraya tırmanmak istediğini sorduklarında, ‘çünkü orada’ şeklinde karşılık vermişti. Evet, uzay orada, ve biz oraya çıkacağız. Ay ve gezegenler orada, bilgi ve barışa dair yeni umutlar orada. Ve bundan dolayı, insanoğlunun şu ana kadar çıktığı en tehlikeli ve görkemli maceraya yelken açarken, Tanrı’nın yardımını istiyoruz.’’

Uzaydaki maceramız sürüyor…


Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz? Güneşe göç var da kalan biz miyiz? diyordu büyük şair Necip Fazıl, Zindandan Mehmed’e mektup isimli o çarpıcı şiirinde. Güneş’e atıfta bulunan sadece o değildi. Tam karşı penceresinden, bir zamanların devrimci gençleri de ‘Güneşe akın var, Güneşe akın. Güneşi zaptedeceğiz, Güneşin zaptı yakın!’ diye sloganlar atıyordu. Hem üstat, sanatının inceliğiyle bu soruyu sorarken, hem de devrimci gençler dönemin heyecanıyla bu sloganı atarken, haklıydılar bir açıdan. Güneş’e bir göç vardı ve zaptedilmesi için uğraşılıyordu…

Uğraşların karşılığı yakında alınacak; Amerika ve Avrupa başta olmak üzere, gelişmiş ülkelerin uzay çalışmalarında vücut bulan insanoğlu, 1960’lardan bu yana yürüttüğü bilimsel çalışmaların neticesinde, 2011 yılına kadar Güneş Sistemi’ndeki tüm gezegenleri zaptetmiş olacak! En son olarak yılbaşından hemen önce Satürn’ün uydusu Titan üzerine inen Huygens uzay aracının gönderdiği fotoğraflar, insanoğlunun ötelere dayalı merakını bir kez daha cilaladı. Huygens’in gönderdiği fotoğrafların analizine halen devam ediliyor. Bilim adamları, resimler üzerinde hayat araya dursun, Huygens’i taşıyan uzay aracı Cassini’nin 7 yıl boyunca, saatte 35 bin km kat ederek, hedefine şaşmadan ulaşması ve oradan dünyaya fotoğraflar göndermesi bile, insanoğlunun geldiği gelişim çizgisini göstermesi bakımından çarpıcı.

Peki neden bu kadar masraf yapılıyor? Dünyada bu kadar sorun varken, fakirlik, savaşlar ve sosyal sıkıntılar kitleleri kırarken, neden insanoğlu bu kadar parayı, dünyadaki yaşamı daha da cazip hale getirmek yerine, uzaydaki mevcudiyeti tartışmalı yaşamı aramak için harcıyor? Bu argüman kulağa oldukça etkileyici gelse de, madalyonun bir de öteki yüzü var. Öncelikle, uzay çalışmaları, sanıldığı kadar masraflı değil. Bu soruya, işin içinden biri, İngiltere’deki Open University Uzay Bilimleri profesörlerinden ve Mars’a gönderilen uzay aracı Beagle 2’nin beyin takımından John Zarnecki, ilginç bir örneklemeyle cevap veriyor: ‘İngiltere’de uzay çalışmalarının ortalama vatandaşa faturası, yılda 2 paundu geçmez. Ama karşılığında alacağımız cevaplara ise paha biçilmez. Düşünün 2 paunda bir kahve içersiniz ancak…’ Tabii bu işin hepten masraflı olmadığını söylemek, Amerikalıların meşhur Apollo projesini hatırladığımızda biraz havada kalıyor. Hatırlarsınız Amerika, Soğuk Savaş’ın en sıcak günlerine rastlayan uzay yarışında, rakipleri Ruslardan daha önce Ay’a gidebilmek için sadece Apollo projesine 100 milyar dolar harcamıştı. Hem de sadece 5-6 yıl kadar kısa bir süre içersinde! “Aileler bile, bütçelerinde çok da acil olmayan şeyler için para ayırırlar. Neden ülkeler yapmasın?” diyor Kuzey Dakota Üniversitesi Uzay Çalışmaları Bölümünden Prof. Stephen Johnson, uzaya harcanan paralara bir açıklama getirmek için. “Söz gelimi, sinema ya da tiyatro da yaşamamız için şart değil. Ama bunlara da para harcıyoruz. Çünkü bizi zenginleştirdiğine inanıyoruz. Uzay çalışmaları da öyle.” diyen Johnson, ötelere yönelik bu çalışmaların, insanlığın ortak hayallerini beslediğini ve canlı tuttuğunu hatırlatarak soruyor: ‘Bu arada hepimize faydalı buluşlar da yapılıyor fena mı?’

Uzayı araştırmak haliyle kolay bir iş değil. Uzay mühendisleri ve bilim adamları uzaya güvenli ve ucuz bir şekilde gidilmesi için gece gündüz çalışıyor ve uzaydaki hayatı yaşanır kılmak için icatlar yapıyor. Sözgelimi uzay mekiği ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yerçekimsiz ortamda çalışabilen duşlar ve klozetler bu icatların en son örnekleri. Mars’a yapılacak insanlı uçuş için düşünülen diğer yenilikler üzerinde ise çalışmalar sürüyor. İşte bu noktada, tekrar madalyonun arkasını çeviriyoruz. Zira, uzaya yönelik çalışmaların meyveleri daha çok dünyaya dönük! Bilim adamları, uzay için tasarlanmasına rağmen bir şekilde dünyada yaygın olarak kullanıma girmiş bu icatlara ‘spinoffs’ diyor. Sözgelimi astronot elbiselerinde kullanılan ısıya dayanıklı malzeme, sonraları itfaiyecilerin elbiselerinde kullanılmaya başlanmış. İlk olarak astronotların Ay’da numune toplamak için kullandığı vakumlu aletler, şimdi ev hanımlarının temizlikteki bir numaralı yardımcısı. Termal eldivenler, kayak botları, motosiklet kaskları gibi onlarca alet, hep uzay çalışmalarının insanlığa armağanı…

İster teknolojik sıçrama yapmak için olsun, isterse de farklı dünyalar keşfetme amaçlı, belki de uzay çalışmalarıyla ilgili en güzel yorumu Messenger Projesi’nin sorumlusu Prof. Sean Solomon yapıyor: ‘’Aslında uzayda kendimizi arıyoruz.’’

Kuzey Dakota Üniversitesi Uzay Bölümü

DR. STEPHEN JOHNSON

İNSANLIĞIN BİLGİ BİRİKİMİNİ UZAYDA ZENGİNLEŞTİRİYORUZ

Neden uzaya gidiyoruz diye soruyorlar? Tabii ki bilmediğimiz için. Bilmediklerimizi öğrenmek için. Sözgelimi Titan üzerindeki göl ve nehirlerin varlığı spekülasyon konusuydu. Gittik ve var olduklarını gördük. Bu haliyle Titan, dünyamızın ilk varoluş dönemini andırıyor. Adeta buzdolabında bizim bir gün incelememiz için dondurulmuş. Siz merak etmiyormusunuz nerden, nasıl geldiğimizi? Bunlar, dini, ırkı, dünya görüşü ne olursa olsun, tüm insanlığın ortak merakı. Dünyada birçok kötü şey oluyor, ama diğer yandan, tüm insanlık, ortak uzay çalışmalarında bir potada, bilinmeyeni öğrenmek için buluşuyor. Bu bile başlı başına bir zenginlik. Diğer yandan, uzay çalışmaları, kim ne derse desin, insanlığa yeni bir ufuk açtı. Dünyada yaygın olarak kullandığımız birçok aleti, uzay araştırmaları sayesinde, bilgi ve birikimlerimizi zorlayarak geliştirebildik. Güneş Sistemi’nden sonra, diğer ufuklara da yelken açacağız…


Huygens Uzay Aracı Proje Ekibinden

DR. RALPH D.LORENZ

Bir gezegen üzerinde yaşıyoruz, ama tam olarak nerde yaşadığımızı bilmiyoruz. Sözgelimi ozon tabakası, küresel ısınma gibi sorunları anlayabilmenin yolu, diğer gezegenleri incelemekten geçiyor. Yerçekimsiz ortamda yapılan deneylerin daha isabetli sonuçlar verdiğini biliyoruz. Özetle dünyamızı, uzaydan inceliyoruz. Aynı zamanda uzayın gençler açısından bir cazibe merkezi olması söz konusu. Bu çalışmalardan ilham alarak bilimsel alanlara kayıyor, mühendislik okuyorlar. Sonuçta ülkenin refahı için gereken insan kaynağını oluşturuyorlar. Hava tahminleri için kullandığımız uydular, iletişim sistemleri, hepsi uzay çalışmalarının eseri. En önemlisi, uzay çalışmaları sayesinde dünyamızın ne kadar harika bir gezegen olduğunu öğrendik. Yetmez mi?


UZAYDA PİŞTİ,

DÜNYAYA DÜŞTÜ

Hayatımızı kolaylaştıran onlarca buluşun altında, uzay çalışmalarının yattığını biliyor muydunuz? Bunları tek tek yazmaya kalksak, emin olun, bu sayfa yetersiz kalırdı. Fikir vermesi bakımından birkaç tanesini hatırlamakta fayda var.




TV uydu anteni

NASA, uzay aracından gelen sinyalleri düzeltmek için uydu antenlerini geliştirdi. Bunlar özellikle gelen mesajlardaki gürültüyü azaltıyor, görüntülerin ise netliğini artırıyordu. Zamanla yaygınlaşarak çatılarımızı süslemeye başladılar.

Medikal tarama cihazı

NASA’nın, uzay araçlarının gönderdiği dijital bilgileri resme dönüştürmek için geliştirdiği aletler, zamanla hastanelerin baş köşesine oturdu. Bu teknoloji de iç hastalıklarımızın ortaya çıkarılması için yaygın olarak kullanılıyor.




Duman dedektörü

Nerdeyse evlerimize kadar giren ve bizleri muhtemel yangınlara karşı erkenden uyararak can ve mal kayıplarının önüne geçen duman dedektörleri de, ilk olarak 1970’li yıllarda uzayda araştırmalar yapan uzay istasyonu Skylab’de kullanılmıştı.

Barkod

Marketlerde hangi maldan ne kadar satıldığını ve ne kadar kaldığını takip etmek için kullanılan barkod sistemi de, yine ilk olarak NASA tarafından milyonlarca uzay aracı parçasının takibini yapmak için geliştirilmişti.




Joystick

Bilgisayar oyunları için kullanılan joystickler, aynı zamanda tekerlekli sandalye kullanan engellilerin de hayatını oldukça kolaylaştırdı. Nerdeyse tüm yolcu uçakları da joystick ile kumanda ediliyor artık. Ama ilk olarak Ay üzerinde hareket etmek için kullanılan Apollo Ay modülünde kullanılmıştı.

Göz tarama sistemi

Uzaydan gönderilen resimleri geliştirmek için kullanılan bu sistem, zamanla yeni doğmuş ve konuşamayan bebeklerin görme sorunu olup olmadığını tespit etmek için kullanılmaya başlandı.




Yüzücü mayoları

Özellikle son on yıldır olimpiyatlarda yarışan yüzücüler, kendileri için tasarlanmış, sürtünmeyi en az seviyeye indiren mayolar giyiyor. Bu mayolarda kullanılan özel sentetik madde, aslında 1980’lerde NASA’ya bağlı Langley Araştırma Merkezi’nde, uçakların dış yüzeylerinin kaplanmasında kullanılmak için geliştirilmişti


İçerik Araçları
Hikayenin Kategorisi :  
Hikayenin Etiketi :  Günesim  fethi  yakin
Okunma Sayısı :  197
Hikayenin Açıklaması :  Günesim fethi yakin şiirleri,sözleri,mektubu,şiirler,sözler

Benzer İçeriklerGünesim fethi yakin
İnsanoğlu, dünyada depremler, savaşlar, kitleleri kıran hastalıklar gibi boyunu aşan sorunlar altında ezilse de, yılbaşından hemen sonra uzayda devasa.....devamı için tıklayın

Neslihan Tüm Şarkı SözLeri
NeSliHan SevenLer için..Neslihanım bnm .....devamı için tıklayın

süperrr yaaa!!!!
süper sözler son wersiyon!! Dün gece sen uyurken kizila boyadim denizleri, uçurumdan attim sessizligi, haber saldim rüzgarlara, fisilda.....devamı için tıklayın

Ceza - Medcezir
MEDCEZİR Sair olmak isteyen bir gezgin Yasama hevesi kalmamis bir bezgin .....devamı için tıklayın

Cezanın şarkı sözleri
ALATURKA ÇEŞMESİ İcraatlarımın hepsi suiistimal edilip ihtilal başlatılırsa istila talebi olmaz Ancak iticat talebel.....devamı için tıklayın

http://www.sihirlikuyu.com