Allah-u Teâlâ´nın Dini ile Alay Etme Küstahlığında Bulunanlar
Âyet-i kerime�lerde Kelâmullah�ı işitmekle beraber onlardan faydalanmaktan yüz çeviren, sağır kesilmiş gibi tavır takınan, din-i ilâhî ile alay etmek küstahlığında bulunan ve bu yüzden pek büyük bir felâkete kendisini atan münâfıkların vasıfları ve âkıbetleri beyan buyurulmaktadır:
İnsanlar arasında öyleleri var ki, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için boş lâfı satın alır. İşte onlara alçaltıcı bir azap vardır.� (Lokman)
Kendilerini müslüman gibi gösteren münâfıklar saptırdığını hissettirmeden, yaptığı işin sonunu sezdirmeden dini bozmak, insanları Allah yolundan alıkoymak için böyle bir değişmeye girişirler.
Ellerinde hiçbir delil olmadığı halde kupkuru bir laf yığını ile insanları hidayet yolundan saptırmak, Allah-u Teâlâ´nın dosdoğru dininden uzaklaştırmak ve bu yüce Kitabın âyetleriyle alay etmek için böyle yaparlar. Hem kendilerini, hem de başkalarını bu boş sözlerle saptırarak ve sapıtarak hayatlarını tüketir giderler. Allah-u Teâlâ�nın dinini alaya almak, O´nun âyetlerini hafife almak ve inkâr etmek kadar büyük dalâlet olamaz.
Nasıl ki onlar Allah´ın âyetlerini ve yolunu hafife almış küçük görmüşlerse, aynı şekilde onlar da ahirette devamlı azaplarla alçaltılacaklardır.
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık varmış da işitmiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir.� (Lokman: 7)
Onlara iltifat etmez, sağır olmadığı halde duymamış gibi davranır, bu âyetleri işitmekten rahatsız olur. Kendi vehim ve zannı ile karşı çıkar, hükmünü kaldırmaya çalışır.
Artık sen ona acıklı bir azap ile müjde ver.� (Lokman: 7)
Âyet-i kerime�de en şiddetli azabı müjdelemek suretiyle onunla alay edilmektedir.
O bizim âyetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, onlarla alay eder, işte öyleleri için alçaltıcı bir azap vardır.� (Câsiye: 9)
Allah-u Teâlâ´nın âyetlerini küçümseyip kendi zannını hüküm yerine koyan kimselerin azabı hiç şüphesiz ki çok ağırdır. Kelâmullah´tan yüz çevirerek onlarla alay eden kimselerin iman etmeyen kimseler olduklarına delildir.
Küfre Kucak Açanlar,
Müslümanları Küfre Teşvik Edenler:
Allah-u Teâlâ Kelâm-ı kadîm´inde şöyle buyuruyor:
�Hidayet kendisine apaçık belli olduktan sonra, peygambere muhalefet edip inananların yolundan başkasına uyan kimseyi döndüğü yolda bırakırız. Ahirette de kendisini cehenneme sokarız. Ne kötü bir dönüş yeridir orası!� (Nisâ: 115)
Görülmemiş kötü işler yapıyorlar.
Âyet-i kerime´de:
Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin!� buyuruluyor. (Münâfikûn: 4)
Müslümanız.� derler. Kendilerini müslüman zannederler. Yaptıkları tahribat kâfirinkinden daha beter, daha büyüktür. Zira kâfirin gayesi belli, ve fakat bunlar hiçbir kâfirin yapamayacağı tahribatı yapıyorlar.
İşte onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın almışlardır. Bu alış-veriş kendilerine kâr sağlamamıştır, doğru yolu da bulamamışlardır.� (Bakara: 16)
Biz onları Hazret-i Allah´a, Kitabullah´a, Resulullah´a çağırıyoruz. İslâm´ın emir ve hükümlerini önlerine sürüyoruz. Küfür ile iman arasına berzah koyuyoruz. Çünkü onlar karıştırmak, küfrü hoş göstermek istiyorlar. Küfre kucak açıyor, müslümanları küfre teşvik ediyorlar. Allah´a ve Resulullah´a bundan daha büyük ihanet olur mu?
Ve fakat Allah-u Teâlâ´nın fermanını görmüyorlar:
Ey iman edenler! Allah´a ve peygambere hâinlik etmeyin! Kendiniz bilip dururken emanetlerinize de hâinlik etmeyin!� (Enfâl: 27)
Allah-u Teâlâ; Allah´a ve Peygamber´ine ihanet etmeyin!� buyurduğu gibi, diğer bir Âyet-i kerime´sinde ise:
Şüphesiz ki Allah hâinlik yapanları sevmez.� buyuruyor. (Enfâl: 58)
Dış düşmanın yapamadığı tahribatı bunlar müslümanmış gibi görünüp içeriden yapıyorlar. Bu verdikleri zarar çok büyük olduğu için de bu hâle düşüyorlar.
Onlara: �Allah´ın indirdiği Kuran´a ve Peygambere gelin!� denildiği zaman, münâfıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.� (Nisâ: 61)
