İmam-ı Rabbani Hazretlerinin 163.Mektubatı

RSS Feeds

İmam-ı Rabbani Hazretlerinin 163.Mektubatı


İmam-ı Rabbani -kuddise sırruh- Hazretleri Mektubat adlı eserinin 163. Mektub’unda kâfirlere itaat eden, hoşgörü ile bakan, hatta “Hazret” diyenlere çok ağır cevap veriyor ve buyuruyor ki:

“...

İslâm ve küfür birbirinin zıddıdır, bir arada olamazlar. Ta kıyamete kadar, hatta kıyamette dahi. Bunlardan birini isbat etmek, diğerini kaldırmaktır. Birini ağırlamak, diğerini küçük düşürmektir.

Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, Peygamber’ine hitaben şöyle buyurdu:

“Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münâfıklarla cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür!” (Tevbe: 73)

Sübhan Allah, en güzel huyla sıfatlanan Resul’üne “Küffarla cihad et ve onlara sert davran.” emrini verdiğine göre, bundan bilinir ki; onlara sert çıkmak en güzel huylar arasındadır.

İslâm dininin izzet bulması küfrün ve küfür ehlinin zelil düşmesindedir. Buna göre bir kimse, küfür ehlini ağırlarsa İslâm ehlini zelil düşürmüş olur.

Kâfirleri ağırlamak yalnız onlara tazim edip baş köşeye oturtmak değildir. Onları meclislere almak, onlarla sohbet etmek, onların dili ile konuşmak gibi hareketler dahi onları ağırlamaktır. Asıl uygun olanı; köpekleri uzaklaştırır gibi onları uzaklaştırmaktır.

Eğer onlarla alâka peyda etmek, dünya işlerine ait zaruretler icabı ise... başka türlü de olmuyorsa... o zaman uygun olan, ancak zaruret mikdarı onlarla olmaktır. Bu arada onları bir şey yerine koymamaya ve kendilerine lüzumsuz yere iltifatta bulunmamaya riayet etmelidir.

Ama İslâm’ın kemali, böyle bir garazı dahi tamamen terk edip onlara iltifat etmemek ve onlarla karışıp durmamaktır. Zira noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, onları (yani küfür ehlini), Kelâm-ı Mecid’inde zâtının ve Resul’ünün düşmanı olarak tanıttı:

“Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Oysa onlar size gelen hakkı inkâr etmişlerdir.” (Mümtehine: 1)

“Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâil’e ve Mikâil’e düşman olursa bilsin ki Allah da inkârcı kâfirlerin düşmanıdır.” (Bakara: 98)

Allah’ın ve Allah’ın Resul’ünün düşmanı olan kimselerle karışık durmak, cinayetlerin en büyüklerindendir.

Bu düşmanlarla karışık durmanın, onlarla arkadaşlık etmenin en azından zararı; Şer’i hükümlerin icrasındaki kuvvette zaaf ve gevşeklik hâsıl olmasıdır. Bundan başka, onlarla olan arkadaşlığı dolayısıyle küfre sebep olacak şeylerden kaçınmaya utanır. Böyle bir zarar, cidden büyüktür. Kaldı ki, Allah’ın düşmanlığını, Resul’ünün düşmanlığını çeker.

Böyle bir uygunsuz insan sanır ki, kendisi müslümanlardandır; Allah’a ve Resul’üne imanı vardır. Ama bilmez ki, bu gibi kötü ameller kendisinden İslâm devletini giderir.

Nefislerimizin ve kötü amellerimizin şerrinden Allah’a sığınırız.

Bir şiir:

‘Kendini hem âlim, hem din adamı sanır,

Dinle bütün ilgisi böyle sanmasıdır.’

Bu din düşmanı mel’unların işi İslâm’ı istihzaya ve müslümanları maskaralığa almaktır. Aynı zamanda onlar, eğer bir fırsatını bulsalar bizi İslâm dininden çıkaracaklar ve hepimizi öldüreceklerdir.

Müslümanlara yakışan utanıp hamiyet sahibi olmaktır. Zira Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdu:

‘Hayâ imandandır.’

Hamiyet-i İslâmiye zaruridir. Baştaki emir sahiplerine düşer ki; daima bu hizlana düşen kimselerin baş kaldırmalarına fırsat vermeyeler.

.....

İslâm devletinin husülünün alâmeti: Küfür ehline buğzedip onları kerih görmektir.

Allah-u Teâlâ Kelâm-ı Mecid’inde onları “Necis” diye isimlendirdi:

“Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir necis (pislik)tir.” (Tevbe: 28)

Bir başka Âyet-i kerime’de ise onlara “Murdar” ismini verdi.

“Artık onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardır.” (Tevbe: 95)

Eğer o kâfirleri böyle görmüş olsalardı, hiç şüphe yok ki, onlarla arkadaşlık etmekten kaçınır ve onlarla oturmayı kerih görürlerdi.

Herhangi bir şeyde bu düşmanlara müracaat etmek, onların reyi ve hükmü ile iş tutmak, kendilerini tam mânâsıyla ağırlamaktır. Bunlardan himmet talep edip onları bir vesile bilenin hali n’olur ki?”

Gördüğünüz gibi İmam-ı Rabbani -kuddise sırruh- Hazretleri bunların içyüzünü ne güzel tarif buyuruyorlar.


İçerik Araçları
Hikayenin Kategorisi :  
Hikayenin Etiketi :  İmam-ı  Rabbani  Hazretlerinin  163.Mektubatı
Okunma Sayısı :  115
Hikayenin Açıklaması :  İmam-ı Rabbani Hazretlerinin 163.Mektubatı şiirleri,sözleri,mektubu,şiirler,sözler

Benzer İçeriklerPeygamberimiz saçını ve sakalını boyadı mı
“Hocam, Peygamberimiz kendi saçını siyaha boyamış mıdır? Sahabilerden saçını, sakalını boyayanl.....devamı için tıklayın

Resulullahı rüyada görmek ve Resulullahın kabrinin resmi
Sual: Bazıları, (Peygamberi rüyada gördüm, bana şöyle bildirdi) diyerek, dine aykırı şeyler s&o.....devamı için tıklayın

Kabir Hayatı (Mutlaka Okuyun!)
Kabir Hayatı Kabirlerde bulunan kimselerin tamamı "Berzah" hayatı ile diri olup; * B.....devamı için tıklayın

Kurban Bayramı
Kurban, belirli bir hayvanı, belirli bir vakitte ibâdet niyetiyle kesmektir. Belirli bir hayvandan: "Koyun, keçi, sığır ve deve gibi kurban edilm.....devamı için tıklayın

Hastalıkta namaz
Sual: Hasta, namazlarını nasıl kılar? CEVAP Hastalık değişiktir. Ayakta duramayan hasta oturarak kılar. Oturamayan da ya.....devamı için tıklayın

http://www.sihirlikuyu.com