Efendimiz(s.a.v.) ´in o güzel sözlerinden

RSS Feeds

Efendimiz(s.a.v.) ´in o güzel sözlerinden


Mü´minlerin emîri Ebû Hafs Ömer ibni Hattâb radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem´i şöyle buyururken dinledim, dedi:
"Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah´a ve Resûlü´ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah´a ve Resûlü´ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir. "
Buhârî, Bed´ü´l-vahy 1, Îmân 41, Nikâh 5, Menâkıbu´l-ensâr 45, İtk 6, Eymân 23, Hiyel 1; Müslim, İmâret 155. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Talâk 11; Tirmizî, Fezâilü´l-cihâd 16; Nesâî, Tahâret 60; Talâk 24, Eymân 19; İbni Mâce, Zühd 26

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem´e:
- Bana öğüt ver, dedi. O da:
- "Kızma!" buyurdu.
O zât isteğini birkaç defa tekrarladı.
Resûl-i Ekrem de her defasında "Kızma!" buyurdu.


İbni Mes´ûd radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Cehenneme kimin girmeyeceğini veya cehennemin kimi yakmayacağını size haber vereyim mi? Cana yakın olan, herkesle iyi geçinen, yumuşak başlı olup insanlara kolaylık gösteren kimseleri cehennem yakmaz. " Tirmizî, Kıyâmet 45


Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim sabah akşam yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî: Ben Allah´ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O´na hamdederim" derse, onun söylediklerinin bir mislini veya daha fazlasını söyleyen kimse dışında hiçbir şahıs, kıyâmet gününde onun söylediğinden daha faziletli bir zikirle gelemez. "

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir adam Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem´e gelerek:
- Dün gece beni sokan akrep yüzünden ne büyük acılar çektim, dedi. Resûl-i Ekrem de:
- "Eğer akşamleyin eûzü bi-kelimâtillâhi´t-tâmmâti min şerri mâ halak: Yarattıklarının şerrinden Allah´ın mükemmel kelimelerine sığınırım, deseydin o sana zarar vermezdi" buyurdu.

Osman İbni Affân radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim her sabah ve her akşam üç defa bismillâhillezî lâ yedurru mea´smihî şey´ün fi´l-ardı velâ fi´s-semâ´ ve hüve´s-semîu´l-alîm: İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah´ın adıyla. O herşeyi duyar ve bilir" derse, ona hiçbir şey zarar vermez. "
Ebû Dâvûd Edeb 101; Tirmizî, Daavât 13

Her kim Sabah Namazından Sonra Sübhanallah,ALLAHU EKBER,ELHAMDULİLLAH deyip
arkasından La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh,Lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yumit ve hve hayyun la yemut,bi yedihil hayr ve hüve ala külli şeyin kadir ve ileyhil masir derse ALLAHU teala onun günahlarını denizlerin köpüğü kadarda olsa bağışlar.


asıl nefsinden kork! O nefis ki senin aleyhine çalışır. Üstelik ölünceye kadar da sahibinden hiç ayrılmaz. Oysa şeytan bile hiç olmazsa Ramazan ayında insandan ayrılır. Çünkü Ramazan´da şeytanlara kelepçe vurulur. Fakat buna rağmen Ramazan ayında da devam eden cinayet, hırsızlık ve ahlâksızlık vak´aları, şeytanın kandırmasından değil, nefsin azdırmasından ileri gelmektedir."
Cenâb-ı Hakk´ın:
"Muhakkak ki nefs, kötülüğü şiddetle emreder." (Yûsuf, 53) âyet-i kerîmesindeki beyânı, bu mertebedeki nefse dâirdir.

Hakîkaten bir erkeğin, hayatı boyunca karşılaşabileceği imtihanların en ağırlarından biri; gençlik, güzellik, servet gibi her türlü cazibe unsuruna sahip bir kadından, üstelik tenhalıkta gelen davet ve iltifata "hayır" diyebilmektir.

Nitekim Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bir hadîs-i şerîflerinde; hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyametin o çetin gününde, Allah Teâlâ´nın yedi sınıf insanı, arşın gölgesi altında barındıracağını bildirdikten sonra, bu sınıflardan birinin:
"Güzel ve mevkî sahibi bir kadının beraber olma isteğini, «- Ben Allah´tan korkarım.» diyerek reddeden genç..."(Buhârî, Ezan, 36) olduğunu ifâde buyurmuşlardır.

Nefs-i emmâreyle malul bir insan, kendi kurtuluşuna yarayacak hakîkatler önünde dahî, inat ve kibirle diklenmekten, etrafındakilere ucub nazarıyla bakmaktan, yalan, dedikodu ve mâlâyâni ile meşguliyetten adetâ zevk duyar. Dînen nehyedilmiş çirkinliklerden kurtulamaz. Böyleleri, kısacık dünyâ hayâtının fânî ve nefsânî lezzetleri uğruna cennet ve Cemâlullâh´ı, ebedî saadet ve selâmeti terk edecek kadar akıl, idrâk ve iz´ânı dumûra uğramış, kalb gözleri perdeli, câhil ve gafil insanlardır

Bu gibi kimseler hakkında âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
"Andolsun biz, cinlerin ve insanların birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalbleri vardır, onlarla anlamazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da aşağı seviyededirler. İşte asıl gafiller onlardır." (el-A´râf, 179)

Hâlbuki Cenâb-ı Hakk´ın îkâzı ne büyüktür:
"Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası nâmına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah´ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah´ın affına güvendirerek sizi kandırmasın." (Lokman, 33)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra Allah´ın farzlarından bir farzı yerine getirmek için Allah´ın evlerinden birine giderse, attığı adımlardan her biri bir günahı silip yok eder; diğer adımı da onu bir derece yükseltir. "
Müslim, Mesâcid 282

Ha unutmayın ki bunları okuma zahmetine katlanmaktan bile sevap kazanıosunuz.Arkdaşlar

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"İnsanlar ezan okumanın ve namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kur´a çekmek zorunda kalsalardı kur´a çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi. "
Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât 30; Müslim, Salât 129. Ayrıca bk. Tirmizî, Mevâkît 52; Nesâî, Mevâkît 22, Ezân 31

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem´i şöyle buyururken işittiğini söyledi:
- "Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?" Sahâbîler:
- O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz, dediler. Resûl-i Ekrem:
- "Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder" buyurdular.
Buhârî, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 283. Ayrıca bk. Tirmizî, Emsâl 5; Nesâî, Salât 7; İbni Mâce, İkâmet 193

Ebû Mûsâ radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"İki serinlik namazını, sabah ve ikindiyi kılan kimse cennete girer. "
Buhârî, Mevâkît 26; Müslim, Mesâcid 215

Ebû Züheyr Umâre İbni Ruveybe radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem´i şöyle buyururken işittiğini söyledi:
"Güneş doğmadan ve batmadan önce namaz kılan bir kimse cehenneme girmeyecektir. " Resûl-i Ekrem bu sözüyle sabah ve ikindi namazlarını kastetmişti.
Müslim, Mesâcid 213-214. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 9

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sizden biriniz, abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde oturduğu müddetçe, melekler kendisine:
- Allahım! Bunu bağışla, buna rahmetinle muamele et, diye dua ederler. "
Buhârî, Ezân 36. Ayrıca bk. Müslim, Mesâcid 276; Ebû Dâvûd, Salât 20; Tirmizî, Salât 245; Nesâî, Salât 40; İbni Mâce, Mesâcid 19

İbni Ömer radıyallahu anhümâ´dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir. "
Buhârî, Ezân 30; Müslim, Mesâcid 249. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 42; İbni Mâce, Mesâcid 16

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler ona:
Allahım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazda imiş gibidir. "
Buhârî, Ezân 30; Müslim, Mesâcid 272. Ayrıca bk. Buhârî, Salât 87, Büyû´ 49; Ebû Dâvûd, Salât 48; İbni Mâce, Tahâret 6, Mesâcid 14

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Bir kimse güzelce abdest alarak cuma namazına gelir, hutbeyi ses çıkarmadan dinlerse, iki cuma arasındaki ve fazla olarak üç günlük daha günahları bağışlanır. Kim hutbe okunurken çakıl taşlarıyla oynarsa, boş ve mânasız bir iş yapmış olur. "
Müslim, Cum`a 27. Ayrıca bk. Müslim, Cum`a 26; Ebû Dâvûd, Salât 203; Tirmizî, Cum`a 5; İbni Mâce, İkâmet 62, 81

Selmân radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Bir kimse cuma günü boy abdesti alarak elinden geldiğince temizlenir, saçını sakalını yağlayıp tarar veya evindeki güzel kokudan süründükten sonra câmiye gider, fakat orada yan yana oturan iki kimsenin arasını açmaz, sonra Allah Teâlâ´nın kendisine takdir ettiği kadar namaz kılar, daha sonra sesini çıkarmadan imamı dinlerse, o cumadan öteki cumaya kadar olan günahları bağışlanır. "
Buhârî, Cum`a 6, 19.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur" dedi:
"Her kim bir dostuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harb ilân ederim. Kulum, kendisine emrettiğim farzlardan, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık sağlayamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır; nihâyet ben onu severim. Kulumu sevince de (âdeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden ne isterse, onu mutlaka veririm, bana sığınırsa, onu korurum. "
Buhârî, Rikak 38

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil´e:
"Allah filanı seviyor, onu sen de sev!" diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına:
- Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz! diye hitâbeder.
Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.
Buhârî, Bedü´l-halk 6, Edeb 41, Tevhîd 33; Müslim, Birr 157. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (19), 7

Ubâde İbni´s-Sâmit radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim, Allah´dan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır, şeriki yoktur; Muhammed, Allah´ın kulu ve resûlüdür. İsâ da Allah´ın kulu ve elçisi, Meryem´e bıraktığı kelimesi ve Allah tarafından (hayat verilen) bir ruhtur. Cennet, haktır ve gerçektir, cehennem de haktır ve gerçektir" diye şehâdet ederse, Allah o kimseyi, ameli ne olursa olsun, cennete koyar".
Buhârî, Enbiyâ 47; Müslim, Îmân 46, Müslim´in bir başka rivâyetinde (Îmân 47);

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem´i şöyle buyururken dinle-dim" demiştir:
"Allah, rahmetini yüz parçaya ayırmıştır. Doksan dokuz parçasını kendi katında alıkoymuş, birini yeryüzüne indirmiştir. İşte varlıklar bu bir parça rahmet sebebiyle biribirlerine acırlar. Hatta hayvanlar, yavrusunun üzerine basacağı endişesiyle ayağını çekip kaldırır. "
Bir başka rivâyette (Müslim, Tevbe 19) şöyle buyurulmuştur:
"Allah Teâlâ´nın yüz rahmeti vardır. Bunlardan birini insanlar, cinler, hayvanlar ve böcekler arasına indirmiştir. Onlar bu sebeple birbirlerini sever ve birbirlerine acırlar. Yabani hayvan yavrusuna bu sebeple şefkat gösterir. Allah, o doksan dokuz rahmeti kıyamet günü kullarına merhamet etmek için yanında alıkoymuştur. "
Buhârî, Edeb 19; Müslim, Tevbe 17, 19. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 99; İbni Mâce, Zühd 35

Müslim´in yine Ebû Mûsâ radıyallahu anh´den bir başka rivayetinde (Tevbe 51), Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Kıyamet günü bazı müslümanlar dağlar kadar günahlarla gelir, Allah da onları affeder. "

İbni Ömer radıyallahu anhümâ "Ben, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem´i şöyle buyururken işittim" demiştir:
Mü´min kıyamet günü Rabbinin lutuf ve keremine o kadar yakın olur ki, Allah onu halktan gizler ve günahlarını itiraf ettirir:
- Şu günahını biliyor musun, şu günahını biliyor musun? der. Mü´min:
- Biliyorum yâ Rab, der. Cenâb-ı Hak da:
- "Ben bu günah(ların)ı dünyada örtmüş gizlemiştim, bugün de bağışlıyorum" buyurur.
Bunun üzerine o kimseye iyiliklerinin kaydedildiği defter verilir.
Buhârî, Mezâlim 3, Tefsîru sûre (11), 4, Edeb 60, Tevhîd 36; Müslim Tevbe 52. Ayrıca bk. İbni Mâce, Mukaddime 13

Enes radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem´e geldi ve:
- Ey Allah´ın Resûlü! Ben cezayı gerektiren bir iş işledim, cezâmı ver! dedi.
Tam o sırada namaz vaktiydi. Adam, Resûlullah ile birlikte namazı kıldı. Namazdan sonra:
- Ey Allah´ın Resûlü! Ben cezayı gerektiren bir iş yaptım, cezamı ver! dedi.
Hz. Peygamber:
- "Sen bizimle birlikte namaz kıldın mı?" buyurdu. Adam:
- Evet, dedi. Hz. Peygamber de:
- "Öyleyse sen affolundun" buyurdu.
Buhârî, Hudûd 27; Müslim, Tevbe 44, 45. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Hudûd 10

Ebû Rukayye Temîm İbni Evs ed-Dârî radıyallahu anh´ den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem :
"Din nasihattır" buyurdu. Biz kendisine:
- Kimin için nasihattır? dedik. Peygamber Efendimiz:
- "Allah, Kitabı, Resûlü, mü´minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattır" buyurdu.
Müslim, Îmân 95. Ayrıca bk. Buhârî, Îmân 42; Ebû Dâvûd, Edeb 59; Tirmizî, Birr 17; Nesâî, Bey´at 31, 41

Cerîr İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem´ e namazı tam olarak kılmak, zekâtı hakkıyla vermek, her müslümana nasihat etmek üzere biat ettim.
Buhârî, Îmân 42, Mevâkît 3, Zekât 2; Müslim, Îmân 97-98. Ayrıca bk. Nesâi, Bey´at 6, 17

Enes radıyallahu anh´ den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz. "
Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 59; Nesâî, Îmân 19, 33; İbn Mâce, Mukaddime 9

Ebû Saîd Sa`d İbni Mâlik İbni Sinân el-Hudrî radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler.
Bu adam râhibe giderek:
- Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu? diye sordu.
Râhip:
- Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü. Böylece öldürdüğü adamların sayısını yüz´e tamamladı. Sonra yine yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir âlimi tavsiye ettiler. Onun yanına giderek:
- Yüz kişiyi öldürdüğünü söyledi; tövbesinin kabul olup olmayacağını sordu.
Âlim:
- Elbette kabul olur. İnsanla tövbe arasına kim girebilir ki! Sen falan yere git. Orada Allah Teâlâ´ya ibadet eden insanlar var. Sen de onlarla birlikte Allah´a ibadet et. Sakın memleketine dönme. Zira orası fena bir yerdir, dedi.
Adam, denilen yere gitmek üzere yola çıktı. Yarı yola varınca eceli yetti.
Rahmet melekleriyle azap melekleri o adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar.
Rahmet melekleri:
- O adam tövbe ederek ve kalbiyle Allah´a yönelerek yola düştü, dediler.
Azap melekleri ise:
- O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki, dediler.
Bu sırada insan kılığına girmiş bir melek çıkageldi. Melekler onu aralarında hakem tayin ettiler.
Hakem olan melek:
- Geldiği yerle gittiği yeri ölçün. Hangisine daha yakınsa, adam o tarafa aittir, dedi.
Melekler iki mesâfeyi de ölçtüler. Gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onu rahmet melekleri alıp götürdü.
Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Tevbe 46, 47, 48

İbni Abbas ve Enes İbni Mâlik radıyallahu anhüm´den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"İnsanoğlunun bir dere dolusu altını olsa, bir dere daha ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Ama Allah, tövbe edenin tövbesini kabul eder. "
Buhârî, Rikak 10; Müslim, Zekât 116-119. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 27, Menâkıb 32, 64; İbni Mâce, Zühd 27

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Biri diğerini öldüren ve her ikisi de cennete giren iki kişiden Allah Teâlâ hoşnut olur. Bunlardan biri Allah yolunda savaş ederken diğeri tarafından öldürülür. Katil olan da daha sonra tövbe eder, müslüman olur, o da Allah yolunda savaşırken şehid düşer. "
Buhârî, Cihâd 28; Müslim, İmâre 128, 129. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd 38; İbni Mâce, Mukaddime 13

Enes İbni Mâlik radıyallahu anh´den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, (çocuğunun) mezarı başında (bağıra-çağıra) ağlayan bir kadının yanından geçti.
Ona:
- "Allah´dan kork ve sabret!" buyurdu.
Kadın:
- Çek git başımdan; zira benim başıma gelen felâket, senin başına gelmemiştir, dedi.
Kadın Hz. Peygamber´i tanıyamamıştı. Kendisine, onun Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem olduğunu söylediler. Bunu duyar duymaz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem´in kapısına koştu, orada kapıcılar yoktu. (Özür beyân etmek üzere Hz. Peygamber´e):
- Sizi tanıyamadım, dedi.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de:
- "Sabır dediğin, felâketle karşılaştığın ilk anda dayanmaktır" buyurdu.
Buhârî, Cenâiz 32, 43; Ahkâm 11; Müslim, Cenâiz l4-l5. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 23; Tirmizî, Cenâiz 13; Nesâî, Cenâiz 22

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Allah Teâlâ şöyle buyurdu demiştir.
" Dünyada sevdiği bir dostunu aldığım zaman, (sabredip) ecrini Allah´tan bekleyen mü´min kulumun katımdaki karşılığı cennettir. "
Buhârî, Rikak 6

Enes İbni Mâlik radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem´i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:
"Allah Teâlâ buyuruyor ki: "Kulumu, iki gözünü kör etmekle imtihan ettiğim zaman sabrederse, gözlerine karşılık olarak cenneti veririm. "
Buhârî, Merdâ 7; Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 58

Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Mes´ud radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem´in, gönderildiği kavim tarafından dövülüp yüzü kanatılan, bir taraftan yüzündeki kanı silen bir taraftan da "Ey Allahım, halkımı bağışla, çünkü onlar bilmiyorlar" diyen bir peygamberi anlatması hâlâ gözlerimin önündedir.
Buhârî Enbiyâ, 54. Ayrıca bk. Buhârî, Mürteddîn 5; Müslim, Cihâd 104; İbni Mâce, Fiten 23

Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre radıyallahu anhümâ´dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar müslümanın başına gelen her şeyi, Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar. "
Buhârî, Merdâ1, 3; Müslim, Birr 49

Ebû Hüreyre radıyallahu anh´den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah, hayrını dilediği kişiyi sıkıntıya sokar. "

Enes İbni Mâlik radıyallahu anh´den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah, iyiliğini dilediği kulunun cezasını dünyada verir. Fenalığını dilediği kulunun cezasını da, kıyamet günü günahını yüklenip gelsin diye, dünyada vermez. "
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem (yine) şöyle buyurmuştur:
"Mükâfâtın büyüklüğü, belânın şiddetine göredir. Allah, sevdiği topluluğu belâya uğratır. Kim başına gelene rızâ gösterirse Allah ondan hoşnut olur. Kim de rızâ göstermezse, Allahın gazabına uğrar. "
Tirmizî, Zühd 57. Ayrıca bk. İbnî Mâce, Fiten 23

Muâz İbni Enes radıyallahu anh´den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Gereğini yapmaya gücü yettiği halde öfkesini yenen kimseyi Allah, Kıyamet günü herkesin gözü önünde çağırır, hûriler arasından dilediğini seçmekte serbest bırakır. "
Ebû Dâvûd, Edeb 3 ; Tirmizî, Birr 74; Kıyâmet 48. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 18

http://www.kiyametalametleri.com/had...ametler01.html

kesinlikle ve dehşetle okumanızı söylüyorum arkadaşlaar.Kıyamet alametlerine 3 felaket kaldı.İlki Hz.İSA nın yeryüzüne gelmesi ve Hz. Mehdi ile birlikte KABE´de namaz kılması tüm DÜnyada yankı uyandırması ve Bedüüz zaman hazretleri Diğer ikinci büyük alametin bir meteor taşının dünyaya çarpması ve Dünyayı durdurması ve dünyanın bir tarafında sadece gündüzün yaşanması ve ekolojik döngünün bozulması selller ve yerden mağmanın dışarı çıkması heryerde ve ikinci meteor taşı ile dünyanın tekrar harekete geçmesi ama ters yönde böylelikle güneş batıdan doğucak.Arkadaşlar bütün alametler gerçekleşti.Son üç alamet kaldı ispatı üsteki adreste dehşetle okuyun.Kıyamet saati gelmeden hayırlı işler gelmekte acale edin.Peygamber efendimizin haber verdiği tüm alametler gerçekleşiyor.

Ayetel Kürsü okumanın FaZiLeTi:
--Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:
"Her kim namazdan sonra ilk olarak Ayetel Kürsüyü okumaya çalışırsa her bir harfi için 40 sevap kazanır" buyurdu.

--Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:
İkindi namazını camii de kılarken boyu ve boynu uzun kaşları çatık biri geldi ve dört rekat sünnetini kıldıktan sonra ağlayarak duasını bitirdi bende amin dedim.Sonra elimi sıktı ve gitti.Sonra durumu eve gelince Hz. Ali (r.a.) ´a anlattım o sırada Cebrail(a.s.) geldi ve şöyle buyurdu:-Ya Rasulallah ALLAH (c.c.) ´ın selamı var.Gelenin kim olduğunu bilebildin mi? diye buyurdu."-Bilemedim" buyurdu. Fahri Cihan Efendimiz (S.A.V) "O gelen Hızır Aleyhism selamdır."Efendimiz (S.A.V) Hz. Ali´ye dönerek "Bunu sünnet olarak vasiyet ediyorum diye buyurdu.Bundan sonra namazdan önce camiye girip Arkadaşının elini sıkana Hızır Aleyhis selam sevabı vardır." buyurdu.

Rasullullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
Namazdan sonra Ayet-el Kürsü okuyanın için o ayetler ARŞ-A yükselerek RAbbimizin huzurunda Ya RAB bunu okuyanı Affet der.VE Meleklerin önünde ALLAH (C.C.)"O kulumu Affettim" buyurdu.

"Kur´an´ın en faziletli suresi Bakara suresidir. Onun da en büyük ayeti Âyetü´l-Kürsî´dir. Bir evde Bakara suresi okunursa şeytan onu dinlemeye tahammül edemeyerek oradan dışarı fırlar. " (Suyûtî, Camiu´s-Sağîr).

Her şeyin bir zirvesi vardır. Kur´an´ın zirvesi de Bakara suresidir. Onda öyle bir ayet vardır ki o ayet Kur´ an ayetlerinin efendisidir. O da Âyetü´l-Kürsî´dir. " (Tirmizî, V,157, hadis no: 2878).

"İbn Abbas´ın rivayetine göre, bir gün Cebrail (a.s.) Peygamber (s.a.s.)´in yanında otururken yukarıdan kapı sesi gibi bir ses duydu. Başını kaldırdı: "İşte bugün gökten bir kapı açıldı. Şimdiye kadar bu kapı açılmamıştı. Gökten bir melek indi. O da bugüne kadar inmemişti. Melek selâm verdi ve: "Müjde, sana iki nur verildi ki senden önce hiçbir peygambere verilmemiştir. Bunlar: Fatiha suresi ile Bakara suresinin son ayetleridir. Kim bunlardan bir harf okursa muhakkak sevabını görür. " (Müslim, I, 554, hadis no: 806) buyurdu.

Numan b. Beşir´den rivayet edilen bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulmaktadır: "Cenâb-ı Allah gökleri ve yeri yaratmadan iki bin sene evvel bir kitap yazdı. Ondan iki ayet indirerek Bakara suresini tamamladı. Bunlar bir evde üç gece okunursa o eve ,şeytan yaklaşmaz. " (Tirmizî, V, 160, hadis no: 2882)

Haşr sûresinin bu son üç âyetinin fazileti hakkında Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Her kim sabahleyin üç defa «Eûzü billâhi’s-semîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm» dedikten sonra Haşr sûresinin sonundaki üç âyeti okursa, Allah, ona akşama kadar bağışlanmasını dileyecek yetmiş bin melek görevlendirir. O kimse o gün ölürse şehit olarak ölür. Akşamleyin okursa yine böyledir.


--------------------------------------------------------------------------------
Bismillahirrahmanirrahim


İçerik Araçları
Hikayenin Kategorisi :  
Hikayenin Etiketi :  Efendimiz(s.a.v.)  ´in  o  güzel  sözlerinden
Okunma Sayısı :  123
Hikayenin Açıklaması :  Efendimiz(s.a.v.) ´in o güzel sözlerinden şiirleri,sözleri,mektubu,şiirler,sözler

Benzer İçerikleraltın yüzük ve ipek harammı
orjinal diyanetin cevabıdır Peygamber Efendimiz(s.a.v.) hadis-i şeriflerinde erkeklerin altın ve ipek kullanmasını yasaklamıştır. Hz. P.....devamı için tıklayın

işte PEYGAMBER Efendimiz(s.a.v.)´in gerçek kabri saadetleri
.....devamı için tıklayın

Salavatin GÜzellİĞİ
Hac farizasını yerine getirenler bilirler:Medıne´İ munavara´ya vardıklarında Namaz,Tesbih,dualardan sonra konuşmaz daima Selavat´u Şerifler getirirler.....devamı için tıklayın

Çok itersen..
´Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Eşhedü en la ilahe illallah...´ -Ne güzel şey Allahım! Ezan sesleri.....devamı için tıklayın

Ahir Zaman Hadisleri....
Ahir Zaman Hadisleri.... Peygamberimiz bazı hadislerinde ümmetinin ömrünün binbeşyüz seneyi geçmeyeceğini söylüyor.Ve ah.....devamı için tıklayın

http://www.sihirlikuyu.com