Omega nedir? ve Faydaları
`Omega` adı akla
bilim kurguyu getiriyor. Oysa ismini kimyasal yapısından almış. Halk
arasında "balıkyağı" olarak bilinen Omega-3 ile bitkisel yağlarda
bulunan Omega-6 yağ asitleri döllenme anından başlayarak anne karnından
itibaren yaşam boyunca vücudumuzdaki doku hücrelerinin önemli yapı
taşlarını oluşturuyorlar. Bağışıklık sistemini güçlendirerek kalp,
kanser, romatoit artrid ve sedef hastalıklarından koruma sağlıyor.
Bilim adamlarının benzersiz ve güçlü
ilaç olarak adlandırdıkları Omega-3 yağ asitleri olmadan "beden çöker"
demek hiç de abartılı olmaz. Çünkü bu yağ asitleri hücrelerin
davranışını kontrol ediyor ve her hücre nasıl işliyorsa, bedenin tümü
de öyle işliyor. Hücrelerin her birindeki en ufak bir yağ asidi
dengesizliği, onların çıldırmalarına ve tüm bedende kaos ortamı
oluşturmalarına yol açıyor.
Omega-3, retina, beyin ve sperm
hücrelerinin işlevlerini hatasız olarak yerine getirmeleri açısından
gerekli. Eksikliği, retinada görme fonksiyonunun azalmasına yol
açabiliyor. Ayrıca, ruh hali, konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış
bozukluklarına neden olabiliyor.
Omega-3 doğanın en harika çok
yönlü ilaçlarından biri. Kolesterol düşürücü ilaçlar kadar etkili.
Yüksek trigliseridler için bilinen en iyi ilaç. Ayrıca damar sertliği
ve tıkanıklılığı, enfeksiyon hastalıkları ve davranış bozuklukları
üzerinde olumlu etkilere sahip.
Gerek Omega-3 gerekse Omega-6 yağ
asitlerinin dengeli alımı, sağlığımız için temel olan ideal kan
dolaşımını sağlıyor. Ayrıca beynin gelişimine, sağlıklı büyümeye ve
bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyor. Cildin nemini
koruyarak, genç görünmesine ve tüm cilt hücrelerinin işlevlerini
düzenlenmesine yardımcı oluyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
tarafından önerilen ideal denge, her 5-10 gram Omega-6 yağ asidine
karşılık 1 gram Omega-3 yağ asidi şeklinde. Aşırı Omega-6 yağ asiti
alımı Omega-3 yağ asitlerinin yararını baltayabiliyor.
Omega-3 ve
Omega-6 yağ asitleri vücutta görevleri gereği kendi aralarında sürekli
rekabet halindedirler. Omega-3, kanın akışkanlığını sağlarken, Omega-6
pıhtılaşmayı artırıyor. Omega-6, büyüme ve cilt için gerekli, Omega-3
ise sağlıklı ve uzun bir ömrün anahtarı. Aşırı Omega-6 alımı kanı
pıhtılaştırmanın yanı sıra kolesterol plaklarının oluşumunu
kolaylaştırıp, alerji ve iltihaba bağlı hastalıkların gelişimine yol
açıyor.
Omega-3 ise tam tersini yani kanın pıhtılaşmasını, kolesterolün yükselmesini ve iltihabi hastalıkların oluşumunu engelliyor.
Omega-6
en çok bitkisel sıvıyağlarda, Omega-3 ise en çok yağlı balıklarda
bulunuyor. Balıklar bu maddeyi yosun ve planktonlardan elde ediyorlar.
Omega Yağ Asitleri
Yağların, sağlığımız üzerindeki
etkilerini inceleyen pek çok araştırma yapıldı. Sonuç olarak sağlıklı
ve uzun bir yaşam için yağlara ve genç kalmak için de yağ asitlerine
ihtiyacımız olduğu ortaya çıktı.
Yağlar, uzun yıllar kilo aldırmaktan
tutun da cilt sorunlarına, kalp hastalıklarına ve kanser gibi ölümcül
hastalıklara kadar pek çok sağlık sorununun sorumlusu olarak suçlu
sandalyesine oturtuldu. Bu nedenle bize söylenen hep sağlıklı ve uzun
yaşamak için yağ tüketimini en aza indirgememiz hatta formda kalabilmek
için tamamen uzak durmamız oldu.
Oysa yaşam için ihtiyacımız olan
en önemli besin kaynaklarından biri, yağlar. Yağlar olmadığı takdirde
vücudumuz sağlık için çok gerekli olan A, D, E ve K vitaminlerini
özümseyemiyor. Yağlar, önemli enerji kaynağı. 1 gram yağ, protein ve
karbonhidratların iki katı kadar enerji sağlıyor ve vücudun enerji
kıtlığında depolanabiliyor. Ayrıca sinir sistemi, beyin ve cinsiyet
gibi hayati vücut işlevleri ve vücut ısısını dengeliyor. Yağların bir
diğer artısı da kalp, böbrek ve sinirler gibi yaşamsal organların
etrafını sararak zedelenmelerini önlemeleri. Yağlar ayrıca vücudumuzda
yapılamayan ve ancak besinler yoluyla alınan "omega" denilen yağ
asitlerinin vücuda alımını sağlıyor.
Omeganın Yararları
Omega yağlarının dengeli alımı vücudu pek çok hastalıklardan koruyor.
Kalp hastalıklarına karşı koruyor
Kötü
kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü artırıyor. Düşük kolesterol
seviyesini normal değere çıkartıyor. Kalp krizinde etken bir rol
oynayan trigliserid seviyesini azaltıyor. Kanın akışkanlığını
sağlayarak, kalp tarafından kolayca pompalanmasına yardımcı oluyor.
Böylece damar tıkanıklığı (tromboz) ya da damarlara yağ birikimini
(arterioskelerosis) önlüyor. Kalp krizi riskini en aza indirgiyor. Kalp
hastalıklarının bir sebebi de ırsidir. Bu nedenle ailesinde kalp
hastalığı olanların küçük yaşlardan itibaren dengeli omega yağı
almaları ilerki yaşlarda kalp riskini azaltabiliyor.
Kansere karşı etkili
Vücudumuzda
bulunan kötü huylu hücreleri baskı altında tutabilmek ve yok edebilmek
için bağışıklık sistemi omega yağlarından güç alıyor. Yapılan
araştırmalarda göğüs, prostat ve kolon kanseri başta olmak üzere pek
çok kanser türünde omega yağ asitlerinin yararlı olduğu gözlendi.
Kangreni önlüyor
Kanı
inceltip damarları koruyor ve pıhtılaşmayı önlüyor. Kanın tüm vücutta
dolaşmasını sağlayarak parmak ucu hissizleşmesini, el ve ayak
parmaklarının dolaşıma bağlı üşümesini önlüyor veya azaltıyor.
Diyabeti geciktiriyor
Yapılan
son araştırmalar balıkta bulunan Omega-3 yağ asitlerinin insülinin
işlevini artırarak ve diyabette özellikle de tip II diyabetlilerde
hastalığı geciktirdiği ortaya çıktı.
Yaşlanmayı durduruyor
Omega
yağ asitleri serbest radikallere karşı savaşarak cilt hücrelerinin
yaşlanmasını engelliyor. Hücreleri yenileyip cildi güzelleştiriyor.
Migrene iyi geliyor
Kanın beyin damarlarında rahatça dolaşmasını sağlayarak migren tipi ağrıları önlüyor.
İltihabi hastalıkları önlüyor
Güçlü
bir bağışıklık sistemi için omega yağları çok önemli. Başta gribal
enfeksiyonlar olmak üzere, sedef, romatoit artartrit, astım ve alerji
gibi hastalıkların tedavisinde önemli rol oynuyor.
Depresyonu tetikliyor
Yeni
Zelanda, Kanada ve Almanya gibi Omega-3 yağının Omega-6 yağına oranla
daha az tüketildiği toplumlarda depresyon vakaları, dengeli Omega-3
yağı tüketen Japonya`dan 5 kat daha fazla.
Omega Yağları En Çok Kimlere Gerekli?
Hamile kadınlar ve bebekler
Omega,
anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimi için elzem bir yağ asidi.
Beyin, kalp, damarlar ve gözlerin sağlıklı gelişmesinde önemli rol
oynuyor. İnsan beyni doğumdan önceki son üç ayda hızla büyür,doğumdan
sonraki ilk 12 haftada bu büyüme hızı 3 kat artıyor.Bu nedenle hamile
ve emzikli annelerin Omega-3 ve Omega 6 içeren gıdaları yeterince ve
dengeli biçimde almaları çok önemli.Omega-3 ve 6 dengesiyle beslenen
annelerin bebeklerinde beyin,sinir sistemi ve görme yetenekleri
sağlıklı gelişiyor.Omega yağları ayrıca,çocuğun matematik zekasını
geliştirip,okuma,telaffuz ve yazma beceresini arttırıyor.Eksikliği
halinde çocuklarda davranış bozukluklarına(hiperaktivite,dikkat
eksikliği gibi)yol açıyor.
Yetişkinler
Zamanla
bu yağ asidinin azalması bellek kaybı,bunama ve depresyon gibi
sorunlara yol açıyor.Bunama hastalığı olarak bilinen alzheimer üzerinde
yapılan araştırmalarda hastalığın balık yemeyen toplumlarda daha sık
rastlandığı ortaya çıktı.Omega yağları ayrıca bağışıklık sistemini
güçlendirerek pek çok ölümcül hastalığın tedavisinde de önemli rol
oynuyor.
Omega-3 üzerine yapılan araştırmalar
Değerli
bir Omega-3 kaynağı olan balıkyağı, ilk kez 1752 yılında Dr. Samuel Kay
tarafından romatizmal ağrılar ve kemik hastalıkları tedavisinde
kullanıldı. Viktorya döneminde gut, verem, bronşit, kronik cilt
hastalıkları ve raşitizm gibi hastalıkların iyileşmesinde etkili olduğu
saptandı. Uzun yıllar balık yemenin sağlığımıza yararlı olduğu bilindi
bilinmesine de
hangi alanda iyileştirici etkisi olduğu henüz tam olarak saptanmamıştı. Ta ki 1912 yılında vitaminlerin sağlığımız üzerindeki
önemi
keşfedilene kadar. Balık yağının en zengin A ve D vitaminleri kaynağı
olduğu anlaşıldıktan sonra bu konuda araştırmalar hızlandı. 1976
yılında Eskimolar üzerinde yapılan bir araştırma bilim dünyasını
şaşkına çevirdi. Aşırı hayvansal yağla beslendikleri halde Grönland
Eskimolarının kanlarındaki kolesterol oranı çok düşüktü. Koroner kalp
hastalıkları, kanser ve romatoit artrid hastalıklarının oranı diğer
toplumlara göre çok azdı.
Bunun üzerine Eskimoların beslenme
alışkanlıkları araştırıldı ve günde ortalama 400 gr yağlı balıklar ve
deniz ürünleri yedikleri ortaya çıktı. Etkin faktörün bu hayvanlarda
bulunan Omega-3 adlı yağ asitleri olduğu anlaşıldı. 1980`lerin
ortalarında balıktaki kolesterol düşürücü maddelerden birinin Omega-3
yağ asitleri olduğu kesinleşti. Hollanda`da yapılan 20 yıllık bir
araştırmada günde en az 28 gr balık yiyenlerde, hiç tüketmeyenlere göre
kalp krizine bağlı ölüm oranının yarı yarıya azaldığı kaydedildi. 1983
yılında kalp krizi geçirmiş erkeklere Omega-3 içeren
bir diyet uygulatarak sonraki
atakların riski araştırıldı ve
yağlı
balık yiyenlerin yemeyenlere oranla ölüm oranının yüzde 29 azaldığı
anlaşıldı.Araştırmalar, bol balıkla beslenen toplumlarda kanser
oranının düşük olduğu görüldü. 32 ülke arasında
yapılan bir incelemede en çok balık yiyen toplumlarda
meme kanseri en düşük
oranda görülmekte.
Omega yağ asitleri hangi besinlerde bulunuyor?
Omega-3
(Alfa linolenik asit): Yağlı balıklar ve deniz ürünleri (özellikle
uskumru, sardalye, hamsi ve somon gibi) ceviz, badem, soya filizi, kuru
fasulye, soya fasulyesi, nohut, mısır, mısır unu, keten tohumu yağı,
tatlı patates, marul, lahana, brokoli ve yeşil yapraklı sebzelerde
bulunuyor.
Uzmanların önerisi
*
Haftada en az 2-3 kez balık yiyin. Balığı kızartmak yerine ızgara ya da
buğulama olarak yemeyi tercih edin. Eğer ailenizde kalp hastalığı varsa
Omega-3 içerikli bir beslenme alışkanlığı edinin ve bunu ömür boyu
sürdürün. Dengeli omega yağ asidi alımı, sizi kalp krizi riskinden
koruyacak.
* Hamileler ve süt veren anneler
haftada 4-5 kez balık yemeli. Balık yemediği günler Omega-3 yağ
asitlerini içeren besinleri almalı.
* Her sabah kahvaltıda 2-3 ceviz
yiyin. Balık kadar olmasa da değerli bir Omega-3 kaynağı olan ceviz,
kalbi koruyor ve beynin performansını artırıyor.
* Orta yaşlılar `alzhemeir`
hastalığından korunmak için bol bol balık yemeli. Bu mümkün değilse
doktora danışarak balıkyağı hapları almalı.