Bilim adamları: Kene biyolojik silah değil
Kırım
Kongo kanamalı ateşi (KKKA) Türkiye`de ilk kez 2002`de görüldü ve 28`i
bu yıl olmak üzere toplam 120 kişinin ölümüne yol açtı.
Bu
yılın ilk 3 ayında 206 kişinin kene ısırması şikâyetiyle hastanelere
başvurması, hastalığı `salgın` boyutuna taşıdı. Türkiye ile birlikte
Afrika, Asya, Balkanlar ve Ortadoğu`da 30`dan fazla ülkeyi tehdit eden
hastalığın tedavisi henüz bilinmiyor. Küresel ısınmanın virüsün
yayılmasında etkili olduğu söylense de `Biyolojik silah mı?` sorusu
tartışmaların odağına yerleşti.
Hacettepe Üniversitesi Halk
Sağlığı Bölümü`nden Prof. Dr. Levent Akın, bu soruya, "CIA ve FBI`ın
biyolojik silahlar listesinde Kırım Kongo da var." cevabını veriyor.
Ancak mikrop üreten ve kullanmaya karar veren bir ülkenin elinde bunu
durduracak maddenin olması gerektiğini vurgulayan Akın, dünyada henüz
bu mikrobu öldürecek maddenin bulunmadığını hatırlatıyor.
Cerrahpaşa
Tıp Fakültesi`nden Prof. Dr. Ayşen Gargılı da, virüsün biyolojik silah
listesinde yer aldığını doğruluyor. Fakat, bunun Türkiye`de denendiği
tezine karşı çıkıyor. Sebebini ise "Kırım Kongo solunum yoluyla
bulaşmaz ve kitlesel ölümler getirmez." sözleriyle açıklıyor.
"Çocukken
ineklerden keneleri söker, öldürürdük. Hiçbir şey olmazdı. Bu kenelere
ne oldu da şimdi hastalık saçıyor?" sorusu 35 yaşındaki Sivaslı Fatih
Polat`a ait. Türkiye`deki hemen herkesin dilinde olan bu sorunun
cevabını kimse bilmiyor. Bilinen bir gerçek var ki; hyalomma marginatum
marginatum türü keneler 2002 yılından bu yana Türkiye`de hastalık
saçıyor.
İlk olarak 1944`te Kırım`da, 1956`da da Kongo`da
görülen virüsün Türkiye`de 1970`li yıllarda da tek tük vakalara sebep
olduğu biliniyor. Ancak ölümcül virüs taşıyan keneler Anadolu`daki
60`ın üzerindeki tür içinde hızla artıyor. 15 yıl öncesinde sayıları
çok az olan keneler, şu anda en kalabalık nüfusa sahip tür olarak
insanları tehdit ediyor.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı üyesi Prof. Dr.
Ayşen Gargılı, hastalık taşıyan kenelerin gelişimini anlatırken,
bugünkü durumu `kene salgını` olarak niteliyor. Gargılı, "Vakalardaki
patlama salgının gidişatı açısından şaşırtan bir mesele değil. Olgu
sayıları artarak devam eder, doygunluk noktasına çıkar ve insanlardaki
bağışıklık oranı geliştikçe durur, daha sonra aşağıya iner." diyor.
Şu
ana kadar dünyadaki en büyük KKKA salgınının Türkiye`de yaşandığını
dile getiren Gargılı, `biyolojik silah Türkiye`de deneniyor` tezini
doğru bulmuyor. Virüsün biyolojik silah ve terörizm listesinde
bulunduğunu doğrulayan Gargılı, Kırım Kongo`nun solunum yoluyla
bulaşmadığı ve kitlesel ölümler getirmeyeceği için çok etkin biyolojik
silah olarak kullanılamayacağını söylüyor.
Vakalar temmuz ayında patlama yapıyor
Bir
kene yılda 5-7 bin arasında yumurta bırakıyor. İlkbahardan itibaren
toprağın üstüne çıkan keneler, önce hayvanlara yapışıyor. Daha sonra
insanlardan kan emiyor. Nisanda başlayan vakalar eylül ayına kadar
devam ediyor. En fazla vaka temmuz ayında görülüyor. Eylülün
ortalarında keneler toprağa geri dönüyor.
KKKA, hayvanlara ve
insanlara kenelerin ısırmasıyla geçiyor. Hayvanlarda belirtisiz
seyreden hastalık, insanlarda öldürücü olabiliyor. Türkiye`de vakaların
yüzde 10`u ölümle sonuçlanıyor. Hastalık ani başlayan ateş, baş ve kas
ağrıları, kırgınlık, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle ortaya
çıkıyor. Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal gibi şikâyetlerle devam
ediyor. Hastalığın ilerlemesi durumunda diş eti, burun, kulak kanaması
ve vücudun çeşitli yerlerinde dış kanama oluşuyor. Ankara Numune
Hastanesi Mikrobiyoloji Klinik Şefi Hürrem Bodur, kene ısırdıktan 6
saat sonra virüsün salgılanmaya başlandığını belirtirken, iki hafta
içinde kaybedilmeyen hastaların, KKKA`ya karşı bağışıklık kazandığını
belirtiyor.
--------------------------------------------------------------------------------
Kelkit Vadisi`ndeki şehirlerde kene işgali var
Orta
Karadeniz, Orta Anadolu`nun kuzey kısımları, Toroslar`a kadar uzanan
bodur alanlar. Virüslü kenelerin yaşamadığı yegane yer Akdeniz ve
Karadeniz kıyıları. Nemli ve ıslak yerlerde yaşam sürdüremeyen bu tür
keneler, Kelkit Vadisi olarak bilinen Tokat, Çorum, Yozgat, Sivas
civarında yoğun olarak görülüyor. Bu illerin yanı sıra vakaların
rastlandığı iller; Amasya, Ankara, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bolu,
Çankırı, Çorum, Düzce, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, İstanbul,
Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Muş, Ordu, Samsun,
Şanlıurfa, Yozgat, Zonguldak.
Keneler, Amerika`da `lyme` hastalığına, Almanya ve Avusturya ile Kuzey Avrupa ülkelerinde ise beyin iltihaplanmasına yol açıyor.
Kaynak : Zaman
