Ekrem Dumanlı'dan hodri meydan
YILMAZ`A CEVAP
Ekrem Dumanlı`dan hodri meydanM.Yakup
Yılmaz`ın haftanın beş günü Zaman`ı ve ona gönül verenleri hedef
seçmesi tuhaf değil mi?... Ekrem Dumanlı`nın cevabı anladığı dilden
oldu.
Anlamayanlar için bir daha tiraj gerçeği
Geçen hafta yurtdışındaydım. Döndüğümde masamda bir yığın gazete kupürü
buldum. "Bir haftada bu kadar hakareti hak edecek ne yapmışız ki!"
demekten alamadım kendimi. Her birine cevap versen bir dert;
konuşulanları dikkate almasan bir başka dert.
Yine de birkaç satırla değinmekte fayda var; ancak asıl fotoğrafı doğru
okumak lazım her şeyden önce: Son dönemde karşımızda yalnızlaşan ve güç
kaybeden bir medya var. Geçmişte bir dediği iki edilmeyen, önünde
herkesin el pençe divan durduğu medya dünyası, şimdilerde oluşan çok
seslilik üzerine tehevvüre kapılmış durumda. Asabı bozuk yayıncılık
yapmayı, ağzı bozuk yazı yazmayı bir maharet sanıyorlar. Oraya buraya
saldırıp insanların canını yakıyorlar, sonra da kalkıp "bana hakaret
edildi" diyerek kaynağı meçhul ve aşağılık mesajları kendileri için
haklılık gerekçesi yapmaya çalışıyorlar. Marjinal bir gazete olursanız;
bu hırçınlık anlaşılabilir. Nitekim öyle gazete ve televizyonlar var bu
ülkede. Mesela Akşam Grubu`nun, çıtası çok düşük bir Tercüman`ı var;
vallahi dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde üç gün yayın yapamaz;
faşizm, ırkçılık suçundan kodesi boylar. Ne yaparsın ki bu ülkede
itibarlı bir şirket bile böyle pespaye yayınlarla vaziyeti idare
edebiliyor. Neyse. Konum marjinaller değil. Kendini merkezde sanan
medya, tarihinde görülmemiş bir huşunetle gazetecilik yapmayı deniyor.
Bu yanlış! Kitle gazeteleri Cumhuriyet`e benzemez; benzeyemez.
Örnek olsun diye söylüyorum: M.Yakup Yılmaz`ın haftanın beş günü
Zaman`ı ve ona gönül verenleri hedef seçmesi tuhaf değil mi? İyi kötü
tanıdığım bir insan. Bilebildiğim kadarıyla medeni, efendi,
konuşulabilir bir meslektaş. Ama son dönemdeki asabiyetine bir mana
veremiyorum. Yılların gazetecisi söze şöyle mi başlar: "AKP destekçisi
dinci medya". Ayıp! Sen böyle söylersen başkalarının sana söylediğini
de hak etmiş olmaz mısın? Meslektaşına saygı duymayan, kendine saygı
duymuyor demektir. Benim tanıdığım M.Yakup, bu değil. Vakit de bu
arkadaşıma "Pornocu" diye hitap ediyor. Ne kadar ayıp ve ne kadar
çirkin. `Kartel medyası` lafı da hoş değil. Aydın Doğan da bundan haz
almıyordur herhalde; ancak bu ülkede `kavgada yumruk sayılmaz` denir.
Yazık! Ne "dinci medya" demeye gerek var; ne "kartel medyası" demeye.
Herkesin kendine göre bir okur kitlesi ve yayın politikası olabilir;
buna saygı duymak gerekir. Ayrıca herkes kendi işini doğru yapmalı,
takdir ve tekdiri kamuoyuna bırakmalı.
Gelelim bu tiraj meselesine. Bunu merak eden insan, kendine yakışan
centilmenlik içinde sorusunu sormalı ve aynı beyefendilik içinde
cevabını almalı. ABC tiraj denetim hadisesindeki gelişmeleri bazı
meslektaşlarımız kaçırmış. Konuya vâkıf olmayanlar için buraya kısaca
notlar düşüyorum:
1) ABC Türkiye kurulduğunda dar bir medya topluluğunun dışında hiçbir
medya kuruluşu yönetime alınmıyordu. Bu duruma başta Zaman olarak biz
itiraz ettik. Kurucuların direnci Rekabet Kurulu`nun uyarısı üzerine
kırıldı ve pek çok gazeteden üyeler alındı. Yani, ABC`ye (tiraj
denetimine) biz kendi isteğimizle girdik; hatta şartları zorlaya
zorlaya girdik. Tiraj denetiminden korkan, niçin tiraj denetimi yapacak
kuruluşa üye olur? Nitekim pek çok gazete, bu oluşuma katılmadı; çünkü
katılmak zorunda değiller.
2) ABC, tiraj denetim kriterleri koyarken abone sistemini yok edecek
ilkeler uydurmaya kalktı. Dünyanın hiçbir yerinde istenmeyen şeyler
talep etti. Bunlara itiraz ettik. Ne var ki pek çok itirazımıza kulak
verilmedi. Buna rağmen biz gerekli tedbirleri aldık ve denetime hazır
hale geldik. Ancak gördük ki her seferinde yeni bir engel üretilmeye,
adeta abone sistemini yok edecek tedbirler alınmaya çalışıldı. Biz,
bunun dünyada böyle yapılmadığını, tiraj denetiminin çığırından
çıkarılıp okur denetimi haline dönüştürüldüğünü izah ettik. ABC, üst
düzeyiyle bir araya gelip tüketici hakkına ve rekabet kurallarına
aykırı durumları bildirdik. Ancak kötü bir yönetim şekliyle kriz çözme
yerine krizle devam etme gibi tuhaf bir yol tercih etti o günkü üst
düzey yönetici. Mesela her bir müşteri için kesilen faturayı kabul
etmediğini, mutlaka makbuz istediğini söyledi. İnanılmaz bir şey bu!
Devletin kabul ettiği, açık isim ve adres yazılı faturayı kabul
etmiyor; her ay, her müşterinin tek tek bulunup imzalayacağı makbuz
isteniyor. "Kuşku duyuyorsan faturadaki ismi araştır" dememize
aldırmıyor. "Peki, bayiden sattığın gazetede niçin her bir ferde
indirgenecek kadar denetim yapamıyorsun?" sorusunun da karşılığı yok.
3) Türkiye`de uygulanan ve anlamsız bir inada dayanan kurallar
manzumesini IF-ABC dünya başkanı Chris Boyd`a sorduk. Dünyanın hiçbir
yerinde böyle bir uygulama duymadığını; ancak ülkelere doğrudan
müdahale edemediklerini söyledi. Ve bir tavsiyede bulundu: Dilerseniz
ABC`nin kurucu üyesi BPA Worldwide`a özel bir tiraj denetimi
yaptırabilirsiniz. Nitekim öyle yapıldı. Dünyanın 25`ten fazla
ülkesinde 400`ün üzerinde gazete ve derginin tirajını denetleyen BPA
Worldwide, Zaman`ı belli periyotlarla denetliyor ve raporunu açıklıyor.
4) ABC ile Zaman arasında yaşanan tartışma kamuoyuna yansıdı ve Rekabet
Kurulu konuyu incelemeye aldı. Onlar da ABC`nin haksız rekabete yol
açacak uygulamalar yaptığını tespit etti ve dokuz maddeyle bu
haksızlığı giderecek yol haritasını gösterdi. Bu metni okumadan tiraj
üzerine köşesinden yazı yazan, yanlış yazmış olur. Zira Rekabet Kurulu,
konuya fevkalade bir ciddiyetle eğilmiş ve ileride gazete satışlarını
öldürecek bir uygulamanın önünü almıştır; daha ötesi bazı medya
gruplarının tekel olmasının önüne geçmiştir. M.Yakup Yılmaz (ve onun
gibi tiraj konusuna yanlı yaklaşan arkadaşlar) Rekabet Kurulu`nun
raporunu okumadan yorum yapıyor. O rapor, bir gazetenin değil, Türk
gazeteciliğinin karşılaşacağı bir problemin önüne geçiyor.
Açık konuşuyorum; eğer bir gazetenin tirajından şüphe duyuyorsanız, onu
uluslararası bir tiraj denetim firmasına denetletirsiniz olur biter.
Bunu Türkiye`de yapan tek gazete Zaman`dır. BPA Worldwide gibi dünya
markası bir denetim firması yıl boyunca bu denetimi yapıyor ve elde
ettiği sonucu dünya kamuoyuna açıklıyor. ABC kendi kendine zarar verdi;
objektif bir denetim yapacağına, abone sistemini kilitlemek isteyen
bazı medya gruplarının aklına uydu ve Rekabet Kurulu`ndan ağır bir ders
aldı. Keşke böyle olmasaydı.
SONUÇ: Eğer bir gazetenin tirajından kuşku duyacaksanız ölçüyü
söyleyeyim: Bir gazeteyi kendi matbaanızda basar, kendi dağıtım
şirketinizle dağıtır, satış rakamlarını da kendiniz açıklarsanız;
burada bir hata olup olmadığını hiç kimse bilemez. Ne malum doğru
söylediğiniz? Basan siz, dağıtan siz, açıklayan siz! Zaman, kendi
matbaasında basılıyor, YAY-SAT kanalıyla dağıtılıyor; Cihan Medya
Dağıtım yoluyla da abonelerine ulaştırılıyor. Üstelik bir de BPA
Worldwide gibi ABC`nin de kurucu üyesi ve bu konuda dünyanın en muteber
şirketine tiraj denetim imkânı sunuyor. Bundan şüphe duyacağına
kendinden şüphe duy desem ayıp olur mu acaba?
BİR DAVET: Tiraj denetiminin bir ülkede sadece bir kuruluşa verilmesi
zaten yanlış. O yüzden dünyanın her yerinde pek çok şirket tirajları
bilimsel metotlarla denetliyor. Hodri meydan; ABC buradaysa BPA orada.
Ya da herhangi bir uluslararası denetim firması. Yüreği olan, böyle bir
denetim firmasını Türkiye`ye davet etsin; gerçek manzara çıksın ortaya.
BİR SORU: Otellerde, benzinliklerde, kampüslerde nasıl bedava
gazete dağıtıldığını biliyoruz. Zaten 20 dk. adında bedava gazete de
çıkarıyor Doğan Grubu. Gaste diye bedava bir gazete de neşrediliyor
ayrıca. Ancak Doğan Grubu`nun abone yapmak için kapı kapı dolaştığı pek
bilinmiyor. Birisi M. Yakup Bey`e bu durumu söylemeli. Hatta bir ipucu
daha vereyim: Bazı işyerlerinde abone yapılırken Hürriyet`le beraber
dinî kitaplar dağıtılıyor. Bunda bir yanlışlık görmüyorum. Demek
istediğim sadece şu: Abone sistemiyle satış, önemli bir tiraj
hamlesidir; bunun yanlışlığı üzerine mangalda kül bırakmayacak iri
puntolu laflar üretmeye gerek yok. Eninde sonunda varacağınız yer
burası. Yarın mahcup olacağınız şeyi bugün niye söylüyorsunuz ki!
Kaynak : samanyoluhaber.com
