Halka malolmuş bir molekül: DNA

RSS Feeds

Halka malolmuş bir molekül: DNA



Bullvalene`nin aydın ve halkı küçük gören kişiliğinin aksine DNA
çok daha mütevazi ve onla içiçe durumdadır. DNA artık laboratuvarların
karanlık ortamından kurtulup sokaklara açılmıştır, sanki, sanki bizden,
içimizden biri gibidir o; öyle ki artık hanımlar kısır günlerinde,
erkekler de kahvelerde onun adını telafuz etmekten çekinmezler..



Oysa bundan elli yıl önce durum hiç de böyle değildi; açılmayı bekleyen
bir sandıktı sanki DNA.. Şimdiyse genetiği değiştirilmiş besinlerden, İnsan Genom Projesine hayatımızın her yerinde -keza haber bültenlerinde- bizle beraberdir.. Discovery`de eskiden yayımlanan New Dedectives
programını izlemiş olanlar bilir DNA`nın nasıl suçluların
yakalanmasında kullanılabileceğini..Ama onu halkla bütünleştiren kilit
olay, DNA`nın babalık testlerinde kullanılmaya başlanmasıdır. O
kadar ki, çocuğunun göz renginden şüphe duyan her baba, artık
ülkemizde, DNA testi yaptırarak babalığını ispatlayabileceğini bilir..



1940`larda nükleik asitlerin varlığı bilinmesine rağmen, genetik
malzemenin proteinlerle mi yoksa nükleik asitlerle mi taşındığı epey
bir tartışma konusuydu. 1944`te Oswald Avery gerçekleştirdiği zekice deneyler sayesinde bunun cevabının nükleik asitler olduğunu gösterdi. Yine yakın zamanlarda Erwin Chargaff
DNA`da adenin ve timin baz sayısıyla, guanin ve sitozin sayılarının
yaklaşık olarak birbirine eşit olduğunu gösterdi. Düğüm noktası ise James D. Watson ile Francis Crick`in
1953`te DNA`nın yapısını çözmeleridir. Bundan sonra hem kalıtımın, hem
de protein sentezinin bu molekülce nasıl gerçekleştirildiği açıklık
kazandı.



Fakat 1970`lerin ortalarına kadar hala bir DNA zincirindeki nükleotitlerin hangi sırayla dizildiği bulunamıyordu; Frederick Sanger insülinden sonra
dikkatini DNA`ya verdi ve yine çok ustaca bir metod keşfederek görece
kısa bir DNA zincirinin diziliminin nasıl bulunacağını gösterdi. Sonuç,
bilim dünyasının en geniş kapsamlı projesi olan İnsan Genom Projesi ve insanın baz diziliminin açığa kavuşturulmasıdır.



Şimdi kısaca bu çok büyük biyomolekülün yapısına bakalım: DNA da çoğu biyomolekül gibi bir polimerdir ve monomeri nükleotit denen yapılardır:












Şekilde görüldüğü gibi her nükleotit bir fosfat, beş karbonlu bir şeker
(DNA`da deoksiriboz, RNA`daysa riboz) ve bir azotlu bazdan oluşur. BU
azotlu bazlar adenin, guanin (çift halkalı pürinler) ve sitozin, timin ve urasil(tek halkalı pirimidinler)dir. RNA`da DNA`daki timinin yerini urasil almıştır.



Bunlar zaten çok klasik lise bilgileri.. DNA`nın çok önemli bir özelliği ikili sarmal
yapıda olması; sarmalın iç kısmında birbirleriyle hidrojen bağı yapan
azotlu bazlar bulunur; iskeleti ise fosfat ve şeker grupları oluşturur.
Fosfatlar dışta kaldığından DNA`yı negatif yüklü yapar ve dış kısmında
Mg2+ iyonları bulunur. DNA`nın Magnezyum tuzu olarak kristallenmesi işte bu yüzdendir.











DNA`nın üstten görünüşü ise bir başka ilginçtir:








 


Kaynak : kimyasanal.net





İçerik Araçları
Hikayenin Kategorisi :  Kimya
Hikayenin Etiketi :  Halka  malolmuş  bir  molekül:  DNA
Okunma Sayısı :  250
Hikayenin Açıklaması :  Halka malolmuş bir molekül: DNA

Benzer İçeriklerSığırlarda Yaş BeLirleme
Düzenli kayıt tutulan işletmelerde sığırların yaşını.....devamı için tıklayın

Hala gülüyormusunuz?
Hala gülüyormusunuz...? Ömer bin Hattab(r.a.)dan şöyle rivayet olundu.Cibril(a.s.)her zaman geldiği vaktin dışında Resulullah(s.a.v.)in yanına .....devamı için tıklayın

Dini Hikaye
ADALET İstanbul´un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkümleri serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zi.....devamı için tıklayın

EBU HANIFE (Hanefi mezhebinin imami.)
EBU HANIFE (80/150 - 700/767) Imam Âzam (büyük Imam) lâkabiyla bilinen, Ebû Hanife künyesiyle meshur Numân b. Sâ.....devamı için tıklayın

Allah c.c tarafindan affedilmeyecek tek sey.
ŞİRK Hamd, Alemlerin Rabbi Allah´a mahsustur. Salâtü Selâm, Rasûlullah´ın, Ehlinin, Sahabesinin ve de kıyamete kadar, onları dost e.....devamı için tıklayın

http://www.sihirlikuyu.com