Hz Mevlanadan Kıssalar

RSS Feeds

Hz Mevlanadan Kıssalar


Şemseddîn Attâr anlatır: Mevlânâ bir gün câmide vâz ederken, mevzû; Hızır ile Mûsâ aleyhimesselâmın kıssasına gelmişti. Bu kıssayı, öyle fesâhat ve belâgat ile anlatıyordu ki, herkes nefesini kesip, can kulağı ile dinliyordu. Benim yanımda bir şahıs başını önüne eğmiş bir şeyler mırıldanıyordu. Kulak verdim, dediklerini anladım. "Sanki yanımızda idin, sanki üçüncümüz sen idin." diyordu. Bunun Hızır olduğunu anladım. Yanına sokuldum. "Anladım. Sen Hızır´sın, ne olur, bana ihsân eyle!" dedim. Cevâben; "Burada hazret-i Mevlânâ varken, benim sana ihsânda bulunmam deniz yanında teyemmüm gibi olur. Senin bütün müşkillerini o halleder." dedi ve gözümden kayboldu. Ben bu hâli Mevlânâ hazretlerine anlatmak için yanına gittiğimde, ben daha söze başlamadan; "Ey Attâr! Hızır aleyhisselâmın sözleri doğrudur." diyerek benim sözümü kesti.


Bedreddîn Tirmizî isminde biri simyâ ile uğraşırdı. Mevlânâ´nın ismini duyarak Konya´ya ziyâretine geldi. Önce oğlu Sultan Veled´e uğrayarak, yapacağı altınlardan hergün bir dirhem Mevlânâ´nın talebelerine vereceğini vâd eyledi. Bu haberi Mevlânâ´ya ulaştırdılar, fakat o hiç cevap vermedi. Birkaç gün sonra Bedreddîn´in çalıştığı yere gitti. Bedreddîn simyâ ilmiyle uğraşarak altın yapmaya çalışıyordu. Mevlânâ´nın geldiğini görünce, ayağa kalkarak hürmette bulundu. Mevlânâ, oradaki demirden, bakırdan ve diğer mâdenlerden yapılmış eşyâları teker teker alıp Bedreddîn´e vermeğe başladı. Bedreddîn, her eline gelen eşyânın en yüksek ayarda som altından yapılmış olduğunu hayretle gördü. Mevlânâ, Bedreddîn´in şaşkın bir hâlde kendisine baktığını görünce; "Ey Bedreddîn! Sen simyâ ile uğraşmayı bırak. Çünkü sen âhirete gidince, simyâ dünyâda kalacaktır. Sen öyle bir simyâ ile uğraş ki, seninle berâber âhirete gitsin. İşte o da din ilmidir. Bu, kalbden mâsivâyı, Allahü teâlâdan başka her şeyin sevgisini çıkarıp, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri kalbe doldurmakla olur." buyurdu


Konya eşrâfından Muînüddîn Pervâne, şehrin ileri gelenlerini yemeğe dâvet etti. Dâvetliler arasında Mevlânâ de vardı. Herkese yemekler geldi. Mevlânâ´ya husûsî olarak altın bir tabak içerisinde, bir kese altın konulmuş ve üzerine pirinç pilavı doldurulmuş bir hâlde arz olundu. Mevlânâ, tabağı görünce yüzünü çevirdi ve elini uzatmadı. Ev sâhibi yemesi için; "Helâl lokmadır, buyurunuz efendim." diye ısrâr edince, Muînüddîn´e; "Altın tabak içinde altın kesesi saklıyarak bizi imtihan mı ediyorsun? Bir de yememiz için ısrâr ediyorsun, bu size yakışır mı?" dedi. Bu sözleri duyan ev sâhibi, pek mahcûb olarak Mevlânâ´nın ellerine sarılıp öptü ve kendisini talebeliğe kabûl etmesini istirhâm etti. Mevlânâ´ya öyle bağlandı ki, onun mânevî yardımları ile en önde gelen sâdık talebelerinden oldu.


İçerik Araçları
Hikayenin Kategorisi :  Din Kültürü
Hikayenin Etiketi :  Hz  Mevlanadan  Kıssalar
Okunma Sayısı :  32
Hikayenin Açıklaması :  Hz Mevlanadan Kıssalar

Benzer İçeriklerHicri Takvim
Hz. Peygamber (s.a.s)`in Mekke`den Medine`ye hicretini tarih başlangıcı olarak alan takvim. Hicr&ici.....devamı için tıklayın

Peygamberimiz saçını ve sakalını boyadı mı
“Hocam, Peygamberimiz kendi saçını siyaha boyamış mıdır? Sahabilerden saçını, sakalını boyayanl.....devamı için tıklayın

Efendimizin bilmece ve şakaları ile ogretme metodu
Peygamberimizin.....devamı için tıklayın

Salevat getirmek
Sual: (Peygambere salât okunmaz, salevat getirilmez. Salât, Allah’a getirilir) diyenler o.....devamı için tıklayın

HZ.PEYGAMBER (sav)’İN Aile hayatına getirdiği yenilikler...
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammed (sav), 1435 yıl ön.....devamı için tıklayın

http://www.sihirlikuyu.com