Ilımlı İslam adı altında...
Tamamen Batı Haçlı dünyasının eseri olan Medeniyetler Buluşması projesi, Müslümanların din anlayışlarını ellerinden almaya dönük çalışmalardır.
Ilımlı İslam adı altında İslam´ dan uzaklaşacak olan insanlardan teşekkül eden toplumlar kendi medeniyetlerinin dinamiklerini de kaybedeceklerinden bunlarla mücadele hiç de zor olmayacaktır. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Türk milletine karşı yürüttüğü Haçlı seferleri ile Anadolu´yu eline geçiremeyen Batı, bu defa Türk unsurunu bertaraf etmek, İslam´ın şecaat duygusunu elinden almak için sinsice bu oyunlara başvurmaktadır. Dünya barışı adı altında medeniyetler buluşması çalışmaları yapılarak sözde güven ortamı oluşturmak istenmektedir. İşin ilginç tarafı hep bu diyalog ve hoşgörü çalışmaları, ezilen, horlanan Müslümanlara yönelik yapılmaktadır.
Batılılara dönük bir diyalog çalışması yapılmamaktadır. Gerekçe hazır, güya "Müslümanlar terör yanlısı olarak hep yanlış yapa gelmişlerdir. Vizyonlarını düzeltmeleri gerekmektedir." Oysa tarih boyu bakıldığında, terör yanlısı olan Müslümanlar değil, hep Batılılar olmuştur.
Dünya savaşlarını onlar çıkartmıştır, durduk yere İslam coğrafyasının sınırlarını değiştirmek, sömürge haline getirmek için onlar saldırmıştır, atom bombasını onlar kullanmıştır, hatta kendi insanının bile etini kasap dükkânlarında onlar pazarlamıştır. Türklerin ise tarihleri tertemizdir, kahramanlıklarla doludur. İslamiyet´te kul hakkı yemek yoktur. Dönem dönem dünyamızdan buldukları ajanlarla medeniyetimizi töhmet altında bırakmak istemişlerdir.
Delikanlı bir mücadele ile Türk´ü alt edemeyen Haçlı zihniyeti, Hıristiyan ve Müslüman dünyası arasında yaşanan çatışmaları, güya gidermek adına manevra üstüne manevra yapmakta. Sözde savaşları engellemek ve dünyada barışı tesis etmek için diyalog çalışması yapanlar bilsinler ki, haçlı dünyası, Anadolu topraklarını ve İslam coğrafyasını ellerine geçirmedikçe iddialarından vazgeçmeyecektir. Propaganda imkânları ile yine yaygarayı koparacaklardır. Burada mesele din meselesi değil, toprak meselesidir. Oysa, İslam´ın diğer dinlere bakışı açık ve nettir. Müslüman´ın Hıristiyan´la bir sorunu yoktur. "Senin dinin senin içindir, benim dinim benim içindir" anlayışı vardır. Yani dinde zorlama yoktur, hele terör anlayışı hiç yoktur.
Tarihte dinlerarası diyalogun en yoğun yaşandığı ülke İspanya (Endülüs) dır. Nitekim örnek olarak da İspanya gösterilmektedir. Endülüs (Güney İspanya) de hüküm süren İslam medeniyeti 700´ lü yıllarda kurulmuş ve büyüyerek tam sekiz asır devam etmiştir. Batılılar da gelip burada ilim tahsil etmiştir. Üstelik Batılı, Endülüs´ün etkisi altında kalarak Reform ve Rönesans´ı gerçekleştirmiştir. Ancak son dönemlerinde Haçlı´ nın oyununa gelen Endülüslü Müslümanlar, Hıristiyan ve Yahudilerin başlattıkları dinlerarası diyalog çalışmasına uymuşlardır. Gafletin arttığı bir zaman diliminde ise Hıristiyan ordularının ansızın saldırıları sonucunda, hem canlarını, hem mallarını, hem de vatanlarını kaybetmişlerdir. Endülüs´te taş üstünde taş bırakılmamıştır, Hatta bütün ilmi eserler yakılmış, Kurtuba nehrine atılan kitap küllerinden dolayı, nehir aylarca âdeta ağlarcasına mürekkep renginde akmıştır.
İşte diyaloga örnek gösterilen Endülüs´ ün akıbeti budur.
Ve bugün Endülüs Başbakanı tecrübeli bir edayla Endülüs´ teki sonu Türkiye´ye, İslam coğrafyasına taşımaya çalışmaktadır. Kimin desteğiyle Tayyip Erdoğan´ın, Mehmet Aydın´ın, Annan´ın ve diğer siyasilerin desteğiyle.
Kuvvacılar, Vatanseverler, Ulusalcılar, Milliyetçiler hâsılı vatanın bölünmez bütünlüğü, milletimizin birliği konusunda kararlı olanların ses vermesi, seslerini çığlık haline getirmesinin zamanı gelmedi mi?
alıntı
