Etme Bulma Dünyası...

RSS Feeds

Etme Bulma Dünyası...


Atalarımız bu dünya için, çeşitli şeyler söylemişlerdir. Uzun asırların deneyimlerinden sonra söylenmiş o güzel sözlerden biri de şudur:

"Etme bulma dünyası."

Gerçekten de bu dünyada insan ne ederse, kendisine de o ettiği şeyle karşılık veriliyor.

"Ne ekersen onu biçersin, sözü de aynı anlama gelmiyor mu?"

Men dakka dukka sözü de aynı gerçeği ifade ediyor:

"Çalma kapıyı, çalarlar kapını!"

Allah´ın adaleti çoğu zaman bu dünyada gerçekleşiyor ve insan yaptığına uğruyor. Ettiği başına geliyor.

Şu halde bize yapılmasını istemediğimiz şeyi, biz de başkasına yapmayacağız. Mademki mutlu olmak istiyoruz. Öyleyse başkalarının mutluluğunu sağlamalıyız. Hiç olmazsa istemeliyiz....

Üzülmek istemeyenler, üzmemelidirler.

Hem iyi hem de kötü dilekler, dönüp sahibini bulur sonunda... Kötü niyetler, fena duygular, zararlı düşünceler sahibi için olumsuz bir elektrik oluşturur. Yani insan kendi zehrini kendisi üretir.

İyilik dileyelim, iyilik bulalım.

"İnsanların size karşı nasıl tavır takınacakları, büyük ölçüde sizin onlara karşı nasıl davrandığınıza bağlıdır."

"Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi, sizde başkasına yapmayınız" hadisi, adalet duygumuzun da gereğidir.

Herkes kendine yaraşanı yapar. Kendine iyilik yapmayı yakıştıranlar, iyilik yaparlar. İyiliğin mükafatı ise fazla gecikmez. Misliyle, yada fazlasıyla döner gelir gerisin geriye...Ama biz, karşılaştığımız iyiliğin, hangi davranışlarımızın karşılığı olduğunu bilemeyebiliriz.

Ancak mutlaka bilelim ki iyilik de fenalık da boşa gitmez, yitmez, sonuçsuz kalmaz. Bir gün mutlaka, Allah´ın adaleti gereği karşımıza çıkar. Burada değilse bile ahirette...

Sözün burasında yine bir güzel atasözümüzü hatırlamakta yarar var:

"İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir."

Evet, balıklar bilmese de Yaratıcı mutlaka bilir ve değerlendirir. Fakat iyiliğin asıl ödülü kendindedir. İyiliğin kendisi ruhumuza sunduğumuz bir sevinçtir. Yani iyilik ibadettir ve mükafatının ilki içindedir.

Bir başkasına yaptığınız yardım, önce sizin içinizi ısıtır, yumuşatır, mutlu eder. Bu açıdan baktığımızda iyice görürüz ki başkasına iyilik yapan, önce kendine iyilik yapmış olur.

Bu bakımdan zengin bir Veli, "Yardım alan eli öpesim gelir" diyor.

Alan el, niçin öpülmek istenir ki?

Çünkü verene hem sevap kazandırıyor, hem de saf bir sevinç sunuyor yüreğine...


İyilik yapın, iyilik bulun.


Verin, sevinin.


Mutlu edin, saadet bulun.


Yardım edin, destek bulun.


Sunun yüreğinizi bir kırılmış gönüle, bin yürek dolusu huzur sizin olsun.


Vererek alın.


Bölüşerek çoğaltın.


Var mısınız!




VEHBİ VAKKASOĞLU

Men Dakka Dukka

Halife Harun Reşit´in bir bahçesi varmış.
O bahçesinde de çok sevdiği bir de gül fidanı...
Bir gün bahçıvanına şöyle demiş:

- "Bu fidana gözün gibi bak! Güzel bir gül tomurcuklanıp da açıldığında bana haber ver."

Bahçıvan geceleri bile gider, kontrol edermiş fidanı.
Bakışlarından bile sakınır, üzerinde titrermiş.
Geceleri rüyalarına girdiği bile olurmuş.
O da sevmeye başlamış fidanı.
Tomurcuklar çıkmaya başlamış.
Hele bir tanesi varmış ki, diğerlerinden çok daha güzelmiş.
O güzelim tomurcuk açmış ve insanın bakmaya kıyamayacağı kadar güzel bir gül oluvermiş.
Bahçıvanın kalbi pır pır atmaya başlamış, içi içine sığmaz olmuş.
Hemen gidip halifeye haber vermeliyim, diye düşünürken...

EYVAH...!

Kuşun birisi o gülün üzerine konup başlamaz mı yapraklarını gagalamaya!
Bahçıvan bağırmış kuş kaçsın diye.
Yerinden ok gibi de fırlamış.
Ama nafile!
Mahvolmuş o nadide çiçek.
Nasıl haber versin halifeye?
Nasıl izah etsin?

"Yalan söylemiyorum ya," demiş bahçıvan.
"Gider anlatırım durumu olduğu gibi."

Varmış Harun Reşit´in huzuruna...
Anlatmış durumu gözyaşları içinde!
Halife büyük bir olgunluk içinde dinlemiş ve tek bir cümle sarf etmiş:
- "EDEN BULUR!"

Ayrılmış huzurdan bahçıvan.
Aradan zaman geçmiş.
Bir gün görmüş ki, o kuş bir yılanın ağzında can vermiş aynı bahçenin içinde.
"Allah´ım sen ne büyüksün" demiş ve soluğu halifenin yanında almış.
Durumu anlatmış.
Halifenin dudaklarında yine aynı cümle:
- "EDEN BULUR!"

Aradan bir süre daha geçmiş.
Bahçıvan bahçede yürürken o yılan ayağına dolanmaz mı?
Kendisini sokacağından korkan bahçıvan,
kafasını bedeninden ayırıvermiş yılanın elindeki kürekle.
Gene halifenin yanına koşmuş.
Anlatmış durumu ve gene aynı cevabı almış:
- "EDEN BULUR!"

Eyvah demiş bahçıvan!
Edip de bulma sırası bana geldi!

Gerçekten de öyle olmuş.
Bir zaman sonra, bahçıvan hiç istemeden kendisinden beklenmeyecek kötü bir iş yapmış.
Halife de onu cezaya çarptırmış.

Çarptırılmış çarptırılmasına, ama gel gelelim bizim bahçıvan yerinde duramaz, zıplar durur, bas bas da bağırırmış.
Bir tek şey istermiş ısrarla: Halifeyle acilen görüşmek!

Ne dedilerse olmamış ve sonunda çıkarmışlar halifenin huzuruna:
- "Sana haksız bir ceza verildiğini mi düşünüyorsun?" demiş halife
- "Hayır" demiş bahçıvan.

-"Benim derdim o değil. Ancak bana bunu reva gördüğünüz için, ettiğini bulma sırası size de gelecek.
Onu hatırlatayım dedim..

Men Dakka Dukka....
Etme ki Bulmayasın...




İçerik Araçları
Hikayenin Kategorisi :  Karışık İçerikler
Hikayenin Etiketi :  Etme  Bulma  Dünyası...
Okunma Sayısı :  59
Hikayenin Açıklaması :  Etme Bulma Dünyası... şiirleri,sözleri,mektubu,şiirler,sözler

Benzer İçeriklerMutfak-Püf Noktalar..
PRATİK BILGILER.....devamı için tıklayın

Bir kadın sorunsuz bir menopoz dönemi için neler yapmalıdır?
Menopoz dönemi kadın hayatının evrelerinden biridir ve .....devamı için tıklayın

Organ Bağışının Manası ve Önemi Nedir?
Organ bağışından ne kastediyoruz ? Organ bağışı, yaşarken yaptığımız.....devamı için tıklayın

Sığırlarda Yaş BeLirleme
Düzenli kayıt tutulan işletmelerde sığırların yaşını.....devamı için tıklayın

Sığırlarda damızlık seçimi
DAMIZLIK SEÇİMİ DAMIZLIK DÜVE .....devamı için tıklayın

http://www.sihirlikuyu.com